4 yaşında bir oğlum var. İnanın on çocuğa bedel... O kadar yaramaz ki, istediği şeyin anında olmasını istiyor ve engellendiği zaman da başlıyor ağlamaya... Bütün gün onun peşinde koşuyorum ve akşam olduğunda elimi kaldıracak halim kalmıyor. Oğlum evde sıkılıyor ve oynayacak bir arkadaş arıyor. Ona istediği şeylerden alıyorum parka götürüyorum ama burada da boş durmuyor, arkadaşlarını yönetmek istiyor ve onlardan itaat görmediğinde kavga edip küsüyor. Oğlum o kadar yaramaz bir çocuk ki, ikinci bir çocuğumun olmasını istemiyorum ve inanın bütün gün onun peşinde koşuyorum. Geçenlerde çocuk eğitimiyle ilgili bir kitap okudum ve aslında çocuğuma karşı aşırı disiplinsiz davrandığımı anladım. Yaramazlık yaptığında net kurallar koymaya başladım bu kez de eşim " çocuğa eziyet veriyorsun" diyerek müdahale etmeye başladı. Ablacığım acaba farkında olmadan çocuğuma zarar mı veriyorum? Onun bu kadar yaramaz bir çocuk olmasına ben mi sebep oluyorum? Ya da onunla nasıl bir iletişim kurabilirim?
S. Yavuz
Kendinizi suçlamayın
4 yaş çocuğu zaman zaman arkadaşlarıyla kavga etse de, onlarla birlikte oynamak ve grup içinde bulunmak ister. Arkadaşlarıyla ilişkilerinde ifade ettiğiniz türden anlaşmazlıklar olsa da, ortak oyunlar oynamayı ve oyunlarda rol almayı ister. Ancak çocuklar doğal gelişim sürecinde bazı evreler geçirirler ve bu kapsamda yaşlarına has özellikler gösterirler. Mesela çocuklar isteklerinin ertelenmesinden hoşlanmazlar ve istedikleri her şeyin anında olmasını beklerler. Onlara göre her şey kendileri için vardır. Olaylar ve insanları kendi etraflarında dönüyor sanırlar ve bu yüzden de biraz ben merkezlidirler, kendilerini öncelerler... Bu durum oyunlarına da yansır. Ve çocuk arkadaşı oyuncağını aldığında onun böyle bir hakkının olmadığını sanır elinden almak ister. Ama arkadaşının oyuncağını aldığında da, geri vermek istemez, sahiplenmek ister. Çocukların duyguları inişli çıkışlı bir seyir takip eder, kimi zaman hiç beklemediğiniz şeylere ağlayabilirler, kimi zaman gülebilirler, kimi zaman öfkelenebilirler... Aslında çocuk sözel olarak tam anlatamadığı duygularını davranışlarına yansıtarak bu şekilde davranır.
Size biraz rahat olmanızı ve suçluluk duygusu yaşamamanızı tavsiye ederim. Çünkü ifade ettiğiniz şeyler çocuğun gelişim sürecinde görülebilecek durumlardır. Ancak tek çocuk olması hasebiyle sınırlarınızı ihlal etmesine müsaade edip şımartmayın, çocuğa uyması gereken kuralları yavaş yavaş öğretin. Bunu yaparken kimi zaman masallardan kimi zaman oyunlardan faydalanabilirsiniz. Bazen de mizansen bir dille kuralları ona anlatabilirsiniz...
Kategorize ediyorum
29 yaşında bir bayanım. İki kere evlendim her ikisini de sürdüremedim. Aslında evliliklerimin bitmesinde biraz da ben hatalıyım. Çünkü annem, mükemmeliyetçi bir kadındı ve her şeyin mükemmel olmasını isterdi. Bizi de öyle yetiştirdi. Bana göre insanlar ya çok iyidir ya da çok kötüdür. Ama onlarla karşılaştığımda çok iyi olarak tanımladığım insanların dahi kötü taraflarının olduğunu görüyorum ve düş kırıklığı yaşıyorum. İlk eşim iyi biri olmasına rağmen ondan ayrıldım. Çünkü alıngandı ve alınganlık bana göre zayıflıktı, olumsuz bir davranıştı. İkinci eşimle ise sürekli fikir çatışması yaşıyorduk ve ilişkilerimiz bu şekilde devam edince ona saygı duymakta zorlanmaya başladım...
Çok fazla ayrıntılara takılıyorum ve insanların küçük bir hatalarını gördüğümde onlardan uzaklaşıyorum. Bu da benim yalnız kalmama ve insanlardan uzaklaşmama neden oluyor. İnsanları olduğu gibi kabul etmek ve onlara karşı anlayışlı olmak istiyorum bunun için neler yapabilirim?
İnsan iki boyuttur
İnsani ilişkilerinizde karşınızdaki kişiyi değerlendirmeye tabi tutarak, iyi kötü, doğru yanlış tarzında önyargılarda bulunmak, onunla kuracağınız iletişimin önünü keser. Bunun için, insanları olduğu gibi kabul etmek, onları olumlu ve olumsuz taraflarıyla bir bütün olarak görmek gerekir diye düşünüyorum. Şunu unutmayın ki, duygu ve düşüncelerimiz algı filitrelerimizden süzülüp gelen ve bize ait olan fikirlerden beslenir . Dolayısıyla bunlar her zaman karşımızdaki kişinin algılarıyla, düşünce şablonuyla örtüşmeyebilir ve ya farklılık arz edebilir. Bu farklılığı sorun haline getirdiğinizde başarılı iletişim kuramayacaksınız ve karşınızdaki kişi sizden uzaklaşacaktır. Bilindiği üzere insanoğlu iki boyutlu bir varlıktır. Dolayısıyla bizler iyiyi de kötüyü de, doğruyu da yanlışı da bir potansiyel olarak fıtri dokularımızda barındırıyoruz. Ancak Rabbimiz bizlerin doğru davranışları tanımamız ve bunlara tabi olmamız için peygamberler ve kitaplar göndermiştir. Peygamberimiz de sabır ve şefkatle insanları doğru yola teşvik etmiş ve onların hakikat üzere yaşamaları için hayat boyu tebliğ yapmıştır.
Her şeyden önce şunu düşünün, karşınızdaki insanı eleştirerek ondan uzaklaştığınızda bundan nasıl bir sonuç alacaksınız? Kazancınız ne olacak? Kazançta mısınız, zararda mısınız? Elbette zarardasınız... Çünkü bunun sonucunda siz karşınızdaki kişiyi kaybedeceksiniz ve bu kayıplarınız seçiciliğinizin boyutuyla birlikte devam edecek... Size insanları olduğu gibi kabul etmenizi, eğer karşınızdaki kişinin davranışı sizi rahatsız ediyorsa bunu uygun bir dille ifade etmenizi tavsiye ederim. Ancak bu konuda kullanacağınız dil ve yaklaşımınız önemlidir.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



