Mü'min nazarı ile bakınca:
Dünya hayatına daldıkça haramlardan etkilenme oranımız da artmaktadır. Her tuttuğumuzda bir haramlık payı olma ihtimali vardır.
Haramların git gide yayılması kadar önemli bir nokta da artık haramların et kemik hâline gelmesidir. Giyimden gıdaya kadar her alanda haram tehlikesi vardır.
Kazanç yollarında da bir haram fırtınası esmektedir. Nereden, nasıl kazandığına bakmadan geçim kaynaklarını evlerinde çocuklarına yediren Müslümanlar olarak yaşayanlar vardır.
Bilhassa faiz ve hileye dayalı kazanma, ticareti haram olan eşya üzerinden geçinmek, şüpheye bulaşmış kazanç türleri asrın önemli sorunlarından birini oluşturmaktadır.
Hadisi şerifte beyan edilen, bu Ümmet'in imtihanının mal üzerinden olacağı hakikatini de dikkate aldığımızda haramların bizim için ne büyük bir tehlike olduğu ortaya çıkar.
Ve haram kazançtan, kul hakkından arınma, temizlenme arzusu her mü'minin emeli olmalıdır. Ahirete intikal eden haklar, yiyip bitireceği sevaplar açısından bile bakıldığında büyük bir sorundur. Şeriat'ımızın bize bu konuda gösterdiği çıkış yolunu iyi değerlendirmeye mecburuz.
Haram mal
Şeriat'ın mübah görmediği yollardan biri ile elde edilen her mal haramdır. Çalıntı, gasp edilen, rüşvet ve faizle gelen, hile ile yapılan ticaretten gelen, kumar, alkol ve domuz mamulü satılarak elde edilen, yalan üzerine kurulu bir işle elde edilen ve benzeri mübah olmayan yollardan biriyle elde edilen bütün kazançlar haram sınıfına girer.
Haram vasfıyla elde edilen hiçbir mal, onu elinde tutanın malı değildir. O malı elinde bulundurması onun sahibi olmasını gerektirmez. İlk fırsatta o maldan kurtulması gerekmektedir. Eğer mal, ikinci bir insanın hakkını ihtiva ediyorsa sadece tevbe etmekle de o haramdan kurtulmak mümkün değildir. Hak sahibinin hakkının verilmesi şarttır.
İnsanın mal sevgisi yeni bir hastalık değildir şüphesiz. Bir vadi malı olanın ikinciyi, üçüncüyü isteyeceğini sevgili Peygamber aleyhisselam efendimiz bildirmiştir bize. (Buharî, Rekaik, 10/6434) Müslüman anlamalıdır ki, Allah Teâlâ bizi imtihan etmeyi murat ettiği ne ise ona dair yeterli sebepleri de yaratmaktadır. Bizi mal üzerinden imtihan etmeyi murat edince malı içimize tapınılacak düzeyde sevilebilecek bir put gibi yerleştirmiştir; vadiler dolusu da olsa insanın gözünü doyurmamaktadır. Hayat imtihan, mal da hayatın direklerinden ise bizim mal ile imtihanımız en büyük imtihanlarımızdan birisidir. İnsanların git gide haram sınırlarını çiğnemeye cesaretlenmeleri hatta buna iman ve ibadet ehlinin bile cesaret edebilmesi imtihanımız açısından çok önemli bir açığımızı önümüze koymaktadır.
Buharî'nin rivayet ettiği bir hadisi şerif, bu açığımızı asırlar öncesinden bize bildiren bir mucize niteliğindedir: 'Kişinin, malı nasıl elde ettiğine, haram mı helal mi olduğuna bakmayacağı bir zaman insanlara muhakkak gelecektir!' (Büyü', 22/2083)
İnsanların şu andaki durumlarını ortaya koyan bu bilginin yanında bir de Kur'an'a ilk muhatap olan neslin helal haram hususundaki titizliğine işaret eden şu bilgiye de dikkat edelim. Her iki bilgi ile kendi durumumuzu kıyas etmeye çalışalım. Ömer bin Hattab radıyallahu anh diyor ki: 'Biz, harama düşme endişesinden dolayı, helalin de onda dokuzunu terk ederdik.' Abdürrazzak, Musannaf, 14683
Çocuk eğitiminde öncelikli konularımız arasında harama karşı refleksli bir nesil yetiştirme hedefi, önceliklilerimiz arasında bulunmalıdır. İş, aş kavgası arasında haram ahkâmını ezebiliyorsak, haramlarla mukaddes bir yol kat edebileceğimizi hayal edebiliyorsak maalesef yolumuz çok daha uzun olacaktır. Acilen haramlardan temizlenmeye bakalım. Bu yol haramlarla gidilebilecek bir yol olmasa gerek.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



