Hepimiz, kader mahkumuyuz. Bu dünya hapishanesine kendi isteğimizle gelmedik. Kendi isteğimizle de gitmeyeceğiz.
İntihar günahını işleyenler de kendi imkanlarıyla gitmiyorlar.
Allah'ın verdiği akılla nasıl intihar edeceğini belirliyor, Allah'ın verdiği el ve ayakla intihar hazırlığını yapıyor, Allah'ın yarattığı intihar malzemesini temin ediyor ve Allah'ın yarattığı dünya hapishanesinden cehennem hapishanesine tünel açıyor.
Eğer Allah'ın afvına kavuşamazsa cezasını çekecek. 12 Eylül 1980 darbesinde hapse atılan, yedi yıl tutuklu kaldıktan sonra "Suçsuzmuşsun" diyerek serbest bırakılan değerli bir insanla ben 1988'lerde tanıştım. Derslerime katılıyordu.
22 yıla varan dostluğumuz içinde onun dinime muhalif tek söz ve hareketini görmedim, işitmedim.
Yedi yıl hapishanede kalması onu bazılarında görülen yamışma, yavaşlama, yumuşama hastalığına itmemiş, aksine hızını artırmış.
Rabbin rızasına olan koşusu devam ediyor.
Bu dünya hapishanesinin Müslümanlar için hapishane olduğunu, kafirler için cennet olduğunu sevgili peygamberimiz, "Dünya, Müminin hapishanesidir, kafirin cennetidir" buyurmuş. (Müslim, Sahih, K. Zühd, bab , İbnimace, Sünen, K. Zühd, Babü meseliddünya, Tirmizi, Sünen, K.Zühd, Ahmet, Müsned Abdullah bin Ömer ve Ebu Hüreyre hadisleri)
Hadisi şerh eden Nevevi merhum, mahkumların bazı isteklerinden mahrum olmaları gibi Müslüman bir insanın bu dünyada Rabbin yasakladığı şeylerden mahrum olması, nefsinin istediğini ona vermemesi onun için mahrumiyettir.
Ama kafir insan, fuhşun her çeşidini yaşaması, uyuşturucunun her çeşidini kullanması, haksız yere dünyada direnen herkesi öldürmesi, sömürüsünü sürdürmesi, hırsızlığına ekonomik terimlerle kılıflar geçirip midesine indirmesi onun için dünya cennet anlamına gelmektedir.
Ama Müslüman olup da dünyanın en güzel yerinde en iyi imkanlar içinde İslam'a uygun her istediğini yerine getirebilen insanlar var.
Onlar için de bu dünya hapishane midir? Denebilir. Anadolu'dan İstanbul'a gelen işçinin en çok istediği iki gözlü briketten yapılmış bir evdir.
Onu yaptıktan sonra o, dünyanın en bahtiyar adamıdır. Ama geliri arttıkça, parası çoğaldıkça evi genişletmeye, zenginler mahallesine taşınmaya başlar.Daha sonra o da o yeni evinden sıkılmaya ve villada yaşamaya geçer.
Villada yaşarken eski briketten yaptığı evi görmek, adını anmak, orada yaşadığını hatırlamak bile istemez.
Müslüman'ın cennetteki yerine göre dünyanın en güzel yeri, Guantanamo Hapishanesi'nden daha kötüdür. Kafirin en kötü hayat yaşayanının cehennemdeki yeriyle kıyaslanırsa onun için o en kötü yer cehennemdeki yerine göre cennet gibidir.
Hapishane içindeki mahkumlar da kader mahkumudur. İçlerinde Hazreti Yusuf gibi iftiraya uğramışlar vardır. O da kaderdir.
İşlemediği suçtan yatan ama işlediği bir başka suçu gizlemesini başaranlar vardır.
Bir tanıdığım anlattı, "1960 lı yıllarda Adam öldürmekten suçlanmış ağır ceza verilmiş bir adam, yatıp çıktıktan sonra geçmiş olsun demeye gittiğimde "Hep öldürmediğini söyledin" neden diye sorduğumda "Yeğenim onu ben öldürmedim. Ama boşuna da yatmadım. Benim öldürüp de yakalanmadığım bir olay vardı ben onun cezasını çektim" demiş.
"Ben, bu suçu işlemedim" diye feryadın faydası yok. "Ben ne hata yaptım da buraya geldim? Deyip bundan sonra bu dünya hapishanesinden cennete bir tünel kazayım diye düşünmeli.
12 Eylül 1980'de tutuklananlardan birçoğunun cennete doğru koştuğunu bilirim ben.
Eski komünistlerin en zenginlerinden, ihaleler kapan, rüşvetler veren ve kazancını da komünizm propagandası için harcayanlardan birinin hapishaneden cennete tünel kazıp koştuğunu daha önce yazmıştım.
Yeryüzündeki güzel yerlerde yaşayalım, güzel gözleri, güzel havaları, güzel yiyecek ve içecekleri Allah'ın koyduğu kurallar içinde kullanalım ama hiçbirinin esareti altına girmeyelim.
Bunların hiçbiri bizi Allah'a giden yoldan alıkoymamalı. Kula kulluk yaparak köşklerde kemik yalamaktansa Musa aleyhisselam gibi çölde hür yaşamayı tercih edelim.
Dünya güzeli Züleyha'nın koynunda cehenneme yuvarlanmaktansa, hapishaneyi tercih eden ve hapishane kapısından devlete, oradan cennete yürüyen hazreti Yusuf'un yolunda yürüyelim.
Kendisine ekonomik ambargo uygulayan, sosyal boykot ilan eden kafirler bu baskılarında başarılı olamayınca "İstersen devlet başkanı yapalım, en zenginimiz sen ol ve en güzel kızlarla evlendirelim. Yeter ki Peygamberlik davasından vazgeç" diyenlere "Vallahi, eğer güneşi sağ elime, ay'ı sol elime koysalar ben bu İslâm da'vetini Allah onu izhar (açıklayıp üstün getirinceye) edinceye kadar veya ben bu yolda yok oluncaya kadar terk etmem" diyen sevgili peygamberimizin yolundan yürüyerek hapishaneden cennete tünel açalım.
(Beyhaki, Delail-un-Nübüvve 2/187, ibni Hişam, Sire 1/266)


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:




