18 Ocak Çarşamba günü Marmara FM’deydim. Yaklaşık iki ay önce çıkan kitabım vesilesiyle, her sabah saat 10:00’da başlayan “Hanımefendi” programının konuğuydum. Programı hazırlayıp sunan Saliha Erdim, pek çoğunuzun çocuk ve aile üzerine düzenlenen seminerlerden tanıdığınız bir isim.
Saliha Erdim altı çocuk annesi ve en az programına seçtiği isim kadar zarif ve hanımefendi bir insan. Kendisiyle değişik vesilelerle sohbet etme fırsatı bulmama rağmen, programına katılmam için yaptığı davet, beni gerçekten heyecanlandırmıştı. Heyecandan olsa gerek, çok iyi bildiğim yolları karıştırmış, ama sonunda -üstelik yarım saat önce – ulaşmıştım radyo binasına. Programın başlamasından kısa bir süre önce gelen Saliha Hanım, “herşey çok güzel olacak” diyerek tebessüm edince, içimdeki bütün sıkıntı uçup gitti âdeta. İşte onunla yaptığımız hoş sohbetlerden biri daha başlıyordu o kadar.
Uzun süredir düzenli olarak takip etme fırsatı bulamadığım programda dinleyicileriyle nasıl bütünleştiğine, soru sormak için arayanların, telefon kablolarından akıp gelen o sevgi, takdir ve güven mesajlarına bizzat, onun yanıbaşında ben de şahit oldum.
Beni en çok etkileyeni de, Saliha Hanım’ın, kendisine anlatılan ve onu derinden etkileyen bir hadiseyi dinleyenleriyle paylaşırken gözyaşlarına hakim olamamasıydı. O, yavrusu mahçup olmasın, boynu bükülmesin diye diz boyu karda bir saat yürüyen bir annenin hikayesini bizzat ilk ağızdan dinlemiş, “yaşadığım müddetçe asla unutamayacağım” diyerek gözyaşlarıyla, radyoları başında ona kulak kesilmiş dostlarıyla paylaşmıştı.
Bundan dokuz yıl önce, sanırım yine aynı radyoda, muhterem eşi Zekeriyya Erdim Bey’le birlikte hazırlayıp sunuyorlardı programlarını. O zamanlar, dört yaşında bir kızı, yeni doğmuş bir de oğlu olan genç bir anneydim. Her sabah hiç kaçırmadan dinlerdim programlarını. Her ikisinin de bazen birbirlerine yaptıkları espirilerle süsledikleri, saygı ve nezaketin hakim olduğu programlarında ben, hem o gün seçtikleri konuyu anlamaya çalışır; hem de bu güzel çiftin aralarında geçen hoş diyaloğu dikkatle takip ederdim.
Geçen yıllar, Saliha Hanım’la yollarımızı değişik vesilelerle kesiştirince, hayranlığımda hiç de haksız olmadığımı anladım.
Evet, program, öncelikle hazırlayanın samimiyeti ve sonra da titizlikle konulara yaklaşılması nedeniyle hiç kaçırılmaması gereken bir fırsat.
“ Önce kendi nefsinizi ve sonra da ehlinizi, yakıtı taşlar ve insanlar olan cehennem ateşinden koruyun” ayetiyle, Rablerinin uyarısının farkında olan mü’minler; kendilerini ve ailelerini korumak adına, bu yolda rehberlik eden tüm çalışmaların ve onların arkasındaki fedâkar insanların kıymetini bileceklerdir.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için



