İnsan, halkına hitap ederken "bunlar" diye, onu ikiye bölen konuşma yapmayan bir liderin sözlerinden etkileniyor.
Hamaney, İran'da çıkan olayların "dış odaklar"dan sâdır olduğunu beyan eden cuma konuşmasında ciddi, soğukkanlı ama en önemlisi de "millî" bir liderin ferahlatıcı samimiyetini aksettiriyordu.
İran'da yönetim eksikliklerini bilmiyorum. Ekonomideki sorunlarını bahsedilen ve doğru olup olmadığını bilemiyeceğim yolsuzluklar hakkında da bir fikrim yok ama görünürde İranlı genç kızların talep ettikleri bazı sosyal haklar olmalı. Aslında yarım başörtüleriyle, bizim kadınlardan daha fazla olduğu görülen makyajlarıyla, çarşaflarıyla elde ettikleri parlamenter haklarıyla, Musavi'nin karısında görülen "rektör"lük tırmanışıyla pek de fazla bir dertleri olmasa gerek. Son gösterilerde başlarını da açmışlardı. Ama millî bir yönetimin ne değerli olduğunu inşaallah acı tecrübelerle öğrenmezler!
Onlar gösteri yaparken Ahmedinejat da ŞİÖ toplantısı için Rusya'ya gitti. Anlamıyorlar mı ki beri yandan yeni bir dünya kuruluyor! Para birimiyle, siyasi ve askeri dengeleriyle, nükleer silahlarıyla...
Yaşar Büyükanıt meselesi
Gerçi kapandı gibi duruyor ama ben bir kere daha yazdığım şeyi yeniden hatırlatacağım. Vaktiyle Yaşar Paşa'nın bir özel hastanede "birini" görüp rapor tuttuğunu ve bu raporun devlet görevinde çalışmayı engelleyici bir içerik taşıdığını unutmamak lazım. İlker Paşa üzerinden masal okuyanlar da unutmasınlar.
Yâsi'nin yazdıkları
Vaktiyle Yasemin adlı küçük bir kız tanırdık. Ona diğer çocuklar "Yâsi" dediği için herkes Yâsi derdi.
Şimdi, iki yazarının yabancı istihbaratçılarla evli olduğu söylenen bir gazetede yazan Yâsi Hanım, geçenlerde yazdığı köşe yazısında şaşırtan lâflar etti.
Ben yazının aslını görmedim. Dinlediklerimden yakalıyabildiğim ve hayrette kaldığım cümlelerde "Emniyet teşkilatının hastalandığı, içinde suç odağı olduğu, bu belge işi doğru çıkmazsa Ümraniye soruşturmasının çökeceğine" dair fikir beyanında bulunmuş.
Em. Albay Erdal Sarızeybek de şunları söyledi (mealen):
"Bunların maksatları Genelkurmay'a girmek! Eğer sivil savcılar Genelkurmaya girselerdi bu, çok tehlikeli ve zarar verici bir şey olurdu."
Şimdi, tabii, belgenin orijinalinin nerde olduğu; "Genelkurmay'ın kullanmadığı "Ergenekon" lâfının nasıl olup da belgede kullanıldığı; imzanın üzerinde gerekli numaraların neden olmadığı; Genelkurmay'ın kendisine TSK demediği; dese de ekleri, harflere değil, kelimeye bitiştirdiği gibi birtakım veriler çıktı ortaya. 2012'ye mi hazırlanıyorlar, nedir! İsrail'in Filistin'i "ordu"suz kabul edeceğine dair beyanını da unutmayın!


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



