milli gazete

YayınlarVideoFotoğraf


  1. ARSIV
  2. VIDEO
  3. Sarı Sayfalar

  • ANASAYFA
  • YAZARLAR
  • GÜNDEM
  • SAĞLIK
  • EKONOMİ
  • DÜNYA
  • HABER
  • SPOR
  • AİLE HAYAT
  • KÜLTÜR

29 MAY 2012 SAL
  • HABER INDEKSI
  • ANKET
  • BENİM SAYFAM

GERİ İLERİ
  • HATİB: "İSRAİL SAHTE MEZARLAR ARACILIĞIYLA TARİHİ ÇARPITIYOR"
  • PAKİSTAN'DAN FÜZE DENEMESİ
  • FİLİSTİN'DE MİLLİ MUTABAKAT HÜKÜMETİ GÖRÜŞMELERİ KAHİRE'DE BAŞLADI

Halit Ziya' nın üç hikâyesi

08 ŞUBAT 2012
ÇAR 03:10

[-] Normal [+]
  • Gündem
  • Tavsiye Et
  • Yazdır
  • Yorum Yaz

Halit Ziya Uşaklıgil Servet-i Fünun edebiyatının en büyük nesir ustası kabul edilir. Daha çok romancı kimliğiyle tanınmasına karşılık hikâyede de çok başarılıdır ve azımsanamayacak sayıda eserler vermiştir. Halit Ziya'nın kısa hikâyelerinden: "Hayat-ı Şikeşte", "Alık Abdul" ve "Son Levha" veya diğer adıyla "Son Tablo" isimli hikâyeleri üzerinde duracağız.

Yazarın 1920'de yayınlanan hikâyelerinden Hayat-ı Şikeşte'de: Bakırköy'e gitmek üzere yanlış bir tramvaya binen genç bayan bir öğretmen ile bir adamın yolculuğu anlatılıyor. Hikâyede öğretmenin eve gitmekte gecikmesi nedeniyle alkol kullanan babasından korku duyması üzerine kendisine refakat eden adam evine kadar eşlik ediyor. Eve vardıklarında sarhoş babanın kötü duygular uyandıran düşünceleri öğretmen ve adamı rahatsız ediyor, ancak adam öğretmen kızı eve getirdikten sonra kendi üzerinde hissettiği mesuliyet duygusunun bittiğini ve sarhoş adamın bir tatsızlık çıkaracağını da düşünerek evden ayrılıyor. Bu hikâyede genç öğretmenin çorap söküğü gibi kendi hayatlarından anlattıklarıyla özel hayatı gözler önüne seriliyor. Alkol kullanan bir babanın meyhaneden eve gelip aynı hal içinde hayatına devam etmesi eleştirel bir bakış açısıyla tasvir edilmektedir. Tramvayda binen ve genç ve yoksul olduğu anlaşılan öğretmene dayanma gücünü, "dayanma gücü gösterin, Madmazel, sabır hayatın tek dayanak noktasıdır" telkinine genç öğretmenin verdiği cevap kendi ailesinin durumu nedeniyle umutsuzluk ve çaresizlik şöyle bir cevapla karşılık bulur: "sabır!... sabır!... insanlar hayata dayanabilmek için teselli edici sözcükler icad etmişler..." Yazar, "bu bahtsız kızın, çirkefe düşmeğe mahkûm bu sefaletin yeni açılmış çiçeğin yüreğimde uyandırdığı bütün hürmet ve merhameti anlatan dostluğu gösteren bir davranışla..." yukarıdaki telkini hüzün duygularıyla tekrar yaparak, "sabır yaşamın tek dayanak noktasıdır" der ve hayatta sabretmek gerektiğine vurgu yapar. Yazar bu hikayede hayatın tesadüflerine yer vererek dayanma gücünü öne çıkarır ancak genç öğretmenin hayata kırılmanın yenik düşmenin kederiyle bitirir: "Ah biçare hayat-ı şikeste!..."

Alık Abdül'de: savaş yılarının olumsuz izleri vardır. Hikâyede nişanlanan Alık Abdül savaş çıkması nedeniyle köyden ayrılır ve cepheye gider. Savaşta Alık Abdül'ün öldüğü haberi gelir. Alık Abdül'ün nişanlısı ölüm haberi üzerine savaştan sık sık izne gelen başka bir gence gönlünü kaptırır. Cepheden Alık Abdül'ün sağ olduğu, sevdiği kızın evleneceği gencin ise şehit olduğu haberi gelir. Bu haber sonrasında genç kadının tarlada bir kuyuda cesedini bulurlar. Bu olaylar sonrasında Alık Abdül deli divane olur. Yaşanan bu olaylar üzerine Abdül ve annesi köylerinden başka bir yere göçerler. Alık Abdül kuyulardan su çekerek, annesi de çamaşır yıkayarak geçinmektedirler. Hikâye; Alık Abdül'ün çalıştığı bir gün su çektiği kuyulardan birine düşer ve kuyudan cesedini çıkarılmasıyla sona erer.

Bu hikâyede de yazar savaşın olumsuzlukları ve büyük savaş yıllarının ülke üzerinde türlü yıkımlar, zorluklar, hastalıklarla dolu olması üzerinde durur. Yazar, köyün çıkışında kırlara doğru bir yürüyüş yapar ancak savaşın toplum üzerinde meydana getirdiği yaralardan sıyrılamaz. Hikâyede güçlü bir tasvir ve gözlemler göze çarpmaktadır. Abdül üzerine girişilen tasvirlerde yazar, "ben bu Türk delikanlısının örneklerine Aydın'da, Ödemiş'te ve Tire'nin köylerinde tesadüf ederdim" düşüncesiyle Türk delikanlı tipini ortaya koymaktadır. Savaşların bir neticesi olarak deli divane olan Alık Abdül ve annesi anlatılmaktadır. Halkın vatan için savaşa giden ve dönüşte büyük ölçüde aklını yitiren Alık Abdül'e deli gözüyle bakmak istemez ve bu nedenle de Abdül'e Alık benzetmesini yapar. Alık Abdül'de; büyük bir savaş sonrası toplum üzerinde yaralar açan olaylardan biri gerçekçi tasvir ve anlatımlarla verilme fikrini güder.

Halit Ziya'nın psikolojik yönüyle dikkat çeken kısa hikâyelerinden biri "Son Levha" veya diğer adıyla "Son Tablo" isimli hikâyedir. Hikâyenin konusu: Karısı ölmüş bir ressam bitirilmemiş son tablonun karşısındadır ve yarım kalan tablo kendi kızının tablosudur. Ressam kızının resmini yapmaya başlar ancak kızı hastadır. Tabloya modellik yapan kızı yorulur resim yarım kalır ve bitmeden kızı ölür. Aradan üç yıl geçer ressam çok sevdiği ve aşırı sevgi beslediği kızının tablosunu bitirmek istemektedir. Kızıyla ilgili anılara dalan ve şuuraltında sürekli kızından izler taşıyan ressam tablosunu bitirmek ister. Ancak, bir sabah hizmetçiler ihtiyar ressamı Boşnak Kızı resmin sehpasının altında dudaklarına kana benzer kırmızı bir leke ile boylu boyuna yere yatmış bulurlar, hikâye böyle sona erer. Hikâyede kızına Boşnak elbisesinin çok yakışacağı ve bu elbiseyle kızının tablosunu yapmaya başlaması nedeniyle hikâyenin adı, "Son Tablo", tablonun ismi ise Boşnak kızı"dır. Ressamın kızından başka kimsesi yoktur; biricik mutluluğu kızıdır. Onun için yaşar ve onu düşür, onu sever; hayatta başka sevdiği kalmamıştır. Kızını düşünen ressam varlığını ona esir etmiştir. Kendi dünyasını yalnızca kızından ibaret olarak görür. Bu nedenle de zamanın çoğunu kızıyla ilgilenerek geçirir. Kızına aşırı sevgi beslemesi bencilce bir sevgi olarak tanımlanır. Ressamın kızına karşı sevgisi o kadar büyüktür ki kızının saf mutluluğunun kendisinden uzaklaşmamasına, duygularına yabancı duyguları girme endişesini taşır; "saf parlak, lekesiz ve pürüzsüz olan mutluluğu kendisinden uzaklaşır, ya bu hayat ortaklığının arasına yabancı bir duygu karışırsa?..." Kızını kaybetmek istemeyişi kızının tablosunu yapma isteği uyandırır ve kızının tablosunu yapmaya başlar. Ancak kızı ölür. Kızını ölümü ressamı derinden etkiler. Yarım kalmış tablo, mezarı ve gülle tasviri ressamın şuurundan eksik olmaz. Bitirilemeyen tablodaki kızının hayali hikâye bitimine kadar ressamın zihninde canlanır. Kızına karşı tarifsiz denebilecek duygular nedeniyle iç hesaplaşmalarla, vehimlerle karşı karşıya kalır.

"Son Tablo" kısa bir hikâye olmasına karşılık sanat eseri açısından oldukça zengin ifadeler ve tasvirler gerçekçi bir şekilde işlendiği görülür.

Bu hikâyede yazar, özellikle de yalnız yaşayan insanların çocuklarına karşı duyulması gereken sevginin önemine dikkat çeker; mutluluğa işaret eder. Bu durumu şu cümlelerle belirtir: "O, bütünüyle mutluydu, onun için kızı, varlığından şüphe edilemeyen, cisme maddeten mevcut bir saadet hükmünde idi." İnsanın kızına karşı duyulan sevgi bağının önemini şu ifadelerde de görmek mümkündür: "Onu büsbütün mutlu edebilmek için bazen hayatının otuz senesini zihninde siler, onun yaşına dönerdi."

Halit Ziya, yukarıdaki ele almaya çalıştığımız hikâyelerinde toplum hayatından ziyade fertleri öne çıkardığı görülür. Hayatın acı, zor, kötü ve dayanılmaz yanlarını; savaş, ölüm, intihar gibi yönleriyle ele alır. "Son Tablo" maneviyattan mahrum bir ressam, "Hayat-ı Şikeşte"de de ahlaksız bir sarhoşun kızına ve çevreye bakışını ele alır. Bu hikâyelerde kalabalık insanlar yerine dar bir insan topluluğunu hikâyelerine konu edinerek bir bakıma yalnızlık duyguları dikkat çeker.

Geri izlemetrackback
  • staticsBu yazı Gündem bölümü’nde 08.02.2012 tarihinde yayınlandı
  • feedBu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için tıklayınız
  • tags Etiketler: halit ziya, üç hikâye, serveti fünun,
Merhaba, yorum yazmak için oturum açınız

yorum yaz

Yorum yazmak için oturum açmanız gerekiyor.
Üye değilseniz, sadece bir dakikanızı ayırarak hemen üye olabilirsiniz.

Oturum açtıktan sonra bu sayfaya otomatik olarak yönlendirileceksiniz.

Yazar

Osman Aytekin

araştırmacı yazar

  • Özgeçmişyazarı tanımak ister misiniz?
  • Arşivyazarın diğer tüm makaleleri
  • Mesajyazarla iletişim kurmak için
  1. Bu yazarı benim yazarlarıma ekle
  2. Tüm yazarlar
  • Yazarın

    diğer yazı dizileri en çok yorumlananlar en çok tıklananlar en çok tavsiye edilenler
    1. Hacı Bektaş-ı Veli'in izinden gitmek
    2. Yeni Devir ve Milli Gazete
    3. Erdemlerden saadet doğar
    4. Güzellikler içinde giden adam
    5. 28 Şubat mağduru olarak müdahil olmak istiyorum
    6. Cumhurbaşkanı ve Başbakan'a çağrı
    7. Magazinel bir hayat!
    8. Lacivert Taşı kötülüklere ve savaşlara karşı yazılmış bir roman
    9. Mutluluk ve sevgi
    10. Mustafa Miyasoğlu'ndan bir dönemin romanı "Dönemec"
    1. Hayata ve aşka dair
    2. Elif Şafak'ın 'İskender'i
    3. Bilgiyle bakmak
    4. İlginç anılar
    5. Oğuzbaşaran'dan "bir gül düştü"...
    6. Güzel olmak mı, güzel görünmek mi?
    7. Dilimiz, kimliğimiz, medeniyetimiz
    8. Şehir ve medeniyet
    9. Şehir ve insan
    10. Acı (çetin) ceviz baş yarar...
    1. Nasıl bir yazar isterdiniz?
    2. Bilgiyle bakmak
    3. Dilimiz, kimliğimiz, medeniyetimiz
    4. Şehir ve insan
    5. Şehir ve medeniyet
    6. Şehr-i Ramazan ve iftarlar
    7. Ramazan ve insan
    8. Acı (çetin) ceviz baş yarar...
    9. Elif Şafak'ın 'İskender'i
    10. Oğuzbaşaran'dan "bir gül düştü"...
    1. İstenen kriterde içerik bulunamadı !
  • Gündem

    1. '1961, 1982 değil 2023 anayasasını yapmak istiyoruz'
    2. 'El bombası attılar'
    3. 'Kürtaj yasaklanmalı'
    4. Yazıcıoğlu soruşturmasında 3 tahliye
    5. "Öğretmenine sahip çık"
    6. Dalga askeri aşamadı
    7. Siyonist katiller tutuklanabilir
    8. Ümmet, İslam Birliği'ni bekliyor
    9. Kadın garson zorunluluğu
    10. Devlet de Özal'ın ölümünü şüpheli buldu
  • Diğer

    1. Hatib: "İsrail sahte mezarlar aracılığıyla tarihi çarpıtıyor"
    2. Pakistan'dan füze denemesi
    3. Filistin'de milli mutabakat hükümeti görüşmeleri Kahire'de başladı
    4. Fatih Sultan Mehmet'in türbesini ziyaretle başladı
    5. PKK Iğdır'da 10 kişiyi kaçırdı
    6. Pakistan'da enerji krizi elektrik açığı 7200 megavata çıktı
    7. Amasya'da otomobil kamyona çarptı: 4 ölü, 1 yaralı
    8. Ayasofya önünde namazlı eylem
    9. Semih El Hamavi: "Annan Planı muhaliflere ölüm getiriyor"
    10. Gül: İstanbul, insanlığın ortak hafızasını taşıyan eşsiz bir şehir
  • Çok Okunanlar

    1. Fetih namazı
    2. Bu olacak Ayasofya!
    3. Ya Allah!
    4. Fethimiz mübarek olsun!
    5. Şok Detay
    6. Yeni bir düzen kurmanın vakti geldi
    7. Fethin erleri hocasıyla buluştu
    8. Kadın garson zorunluluğu
    9. Dalga askeri aşamadı
    10. Memura maaş farkı ve gecikme zammı
  • Çok Yorumlanan

    1. Yeterlilik derecesi en yüksek ürün kayısı
    2. Zile Kalesi restore ediliyor
    3. Hollande Afganistan'da 'farklı' şekilde kalacak!
    4. Savaşın acı dolu izleri bu müzede
    5. Tekkeler niye kapatıldı?
    6. Küresel ekonomide "Yunan" korkusu
    7. Fransa'yı topa tuttu
    8. Katılım Bankaları yüzde 20'yi hedefliyor
    9. Bol keseden laf var
    10. Avrupa'da resesyon Rusya'da siyasi krize dönüşür
Günün Haber İndeksi
Arşiv & Arama
shape
Gazete Aboneliği | Gündem | Ekonomi | Dünya | Haber | Kültür Sanat | Spor | Medya | Sayfa Başı
Kullanım Şartları | Seri İlan Kullanım Şartları | Seri İlan Hizmetin İade Şartları | Gizlilik İlkeleri | Kurumsal |Yazarlar | Multimedya | Arşiv | Reklam |Irtibat
Sponsor Bağlantılar : Kombi | Özgür Kocaeli Gazetesi

Firma Kayıt rss

Yardım ve Sık Sorulanlar FAQ

Copyright 2005 - 2008 Milli Gazete Basın Yayın A.Ş

prodestek