milli gazete

YayınlarVideoFotoğraf


  1. ARSIV
  2. VIDEO
  3. Sarı Sayfalar

  • ANASAYFA
  • YAZARLAR
  • GÜNDEM
  • SAĞLIK
  • EKONOMİ
  • DÜNYA
  • HABER
  • SPOR
  • AİLE HAYAT
  • KÜLTÜR

29 MAY 2012 SAL
  • HABER INDEKSI
  • ANKET
  • BENİM SAYFAM

GERİ İLERİ
  • HATİB: "İSRAİL SAHTE MEZARLAR ARACILIĞIYLA TARİHİ ÇARPITIYOR"
  • PAKİSTAN'DAN FÜZE DENEMESİ
  • FİLİSTİN'DE MİLLİ MUTABAKAT HÜKÜMETİ GÖRÜŞMELERİ KAHİRE'DE BAŞLADI

Haksızlığın küstahlıkla birleşimi

01 HAZİRAN 2011
ÇAR 01:25

[-] Normal [+]
  • Dünya
  • Tavsiye Et
  • Yazdır
  • Yorum Yaz

Günün tespitleri:

Ortadoğuda cereyan eden gelişmelere bakıldığında birçok şaşırtıcı olayın birlikte geçekleştiği görülmektedir. Batı ve NATO müteffik güçleri (Libya gibi) bağımsız bir devleti, savaş durumu olmadığı halde bombalamaya devam etmektedirler.

Ortadoğu bölgesinin genelinde bariz bir idari ve politik beceriksizlik durumu görülmekte ve bir eziklik psikolojisi izlenmektedir.

Bunca zenginliğine ve iddialı modernlik çabalarına rağmen, Ortadoğu ülkelerinin bazıları fevkalade önemli siyasi gelişmeler karşısında acz ve sessizlik içinde seyirci kalmaktadırlar.

Bazı Arap ülkeleri petrol zengini olmalarına rağmen, güvenlik ve askeri güçlenmelerini belli seviyelere getirememişlerdir. Güçlenmek için demokratik metodları seçeceklerine, dış güçlere dayanır hale gelmişlerdir. Batı devletleri karşısında "bağımsız karar vermeyi" başaramamaktadırlar.

Türkiye, güçlü olmasına rağmen, NATO içinde istediği kadar sözünü geçirememiş ve hakkı olan "veto" yetkisini kullanamamıştır.

Birleşmiş Milletler'e gelince, onlar da "güvenilir ve adil bir platform" görevini yapamamıştır. Libya için hazırlanan 1973 sayılı karar, o kadar geniş şekilde kaleme alınmıştır ki, isteyen devlet, saldırıya geçme konusunda kendinde hak görmüştür.

Batı devletleri, hızla 19. ve 20. yüzyılların "güçlü olanın kazandığı 'orman' diplomasisine" dönmeye başlamıştır.

Batı "yeni bir sömürgeciliği" uygulamaya koymuştur. Kaybeden taraf Ortadoğu ülkeleri ve Müslüman ülkeler olmak üzeredir.

Göze çarpan zaaflar:

1- "Batının adamı" sendromu:

Demokrasi anlayışı, Batı ülkeleri tarafından tam bir çifte standart içinde uygulanmaktadır. "demokrasi ve demokratik haklar" dünyanın başka bölgelerine pek layık görülmemektedir. "Sözde olan ama özde olmayan" bir demokrasi durumu mevcuttur.

İkinci Dünya Savaşı sonrası kurulan ve yaklaşık 50 yıldır Ortadoğu bölgesinin her yerinde devam eden diktatörlüklere ve "tek adam" yönetimlerine Batı hiç ses çıkartmamakta ve "bu ülkelerde demokrasiden" bahsetmemektedir. Hatta bu rejimlere sürekli destek bile verilmektedir.

Sebepler:

(a) Batı ülkelerinin, kendi ekonomik çıkar ve kazançlarını en yüksek seviyede koruyabilme gayretleri ile ,

(b) Ortadoğu ülkelerinin her alanında, Batı'nın etkisini "dolaylı bile olsa" devam ettirerek "sessiz ve gizli bir sömürgecilik" geliştirmek arzusu ile çalışmaktırlar.

Batı ülkeleri, bu konularda kendilerine çıkar sağlayabilen liderlerle, rejimlerinin adı ve şekli ne olursa olsun, daima iyi çalışmışlardır. Bu tip liderlere, "Batı'nın adamları" veya "Batı'nın beğenilen delikanlıları" tanımı yapılır.

* Bu "Batı'nın delikanlıları" da iktidarda kalabilmek için kendi milletlerinden ziyade yabancıların çıkarlarını korumaktan ve bu şekilde de kendi "ikballerini" sağlamakta bir sakınca görmemekte ve çeşitli yorumlarla kendilerini haklı bulmaktadırlar.

2- Gözden çıkartılanlar:

* Hangi mahalli lider, Batı'nın çıkarlarını tatmin edemiyor veya engelliyorsa, o lider kolayca gözden çıkartılabilmektedir. Bazı çarpıcı örnekler vermek gerekirse:

(1) Irak'ın Saddam Hüseyin'i. Ne zaman ABD'nin arzularına karşı gelmeye başlamıştır, o zaman eski müteffikleri onu terk etmiştir. Hatta ABD, Irak'ı işgal ederek olayı bizzat gerçekleştirmiştir.

(2) Libya'nın Kaddafi'si. Burada Fransa, İngiltere, İtalya ve NATO bütün güçleri ile saldırıya geçmişlerdir. Libya kimseye "savaş" ilan etmemiş veya onların vatandaşlarına zarar vermemiştir. Buna rağmen saldırılar yapılmıştır.

Avrupa devletleri "Libyalı sivilleri korumak ve hayatlarını garantiye almak" bahanesi ile saldırmışlardır. Batı'nın koruduğu bu "hakları korunan Libyalı siviller", aslında Libya'nın petrol bölgelerinde (Bingazi) yaşayan isyancı gruplardan bazılarıdır. Bunlar, hem Batı ile işbirliğine ve Fransa, İngiltere gibi ülkelerle daha kazançlı anlaşmalar yapmaya razı olan gruplardır. (İngiliz casusu Lawrence'in de bazı aşiretlere vaatler vererek Osmanlı'ya karşı ayaklandırmasını hatırlatan bir durum.)

Bu isyancı gruplar, petrol gelirinin kontrol ve satışının kendilerine verilmesini ve hatta Libya'nın dış ülkelerde dondurulmuş olan fonlarının kendilerine teslim edilmesini istemektedirler.

İşte Fransa, İngiltere, İtalya ve NATO yolu ile ABD bu "siviller"e yardım etmektedir. Bu İsyancı siviller, Libya'yı gerekirse doğu ve batı olarak bölmeyi göze almışlar ve Avrupa devletleri ile çalışmaya başlamışlardır.

Bu isyancılar, Avrupa'nın "yeni delikanlıları" olmaya namzet kişilerdir. Kendi zaferlerini ve kazançlarını ancak böyle gerçekleştireceklerdir. Böyle bir davranış  ve düşünce tarzı da Avrupa'da artmaya başlayan yeni "kolonici tutum" ve "güç politikasına dayanan saldırgan yaklaşıma" çok uygun düşmektedir. Kısacası, Fransa, İngiltere ve ABD'nin de işine gelmektedir.

3- Terk edilenler:

* Bir de "bıkılan liderler" vardır ve bunların durumu daha da perişandır. "Eski sadıklar" Batı güçleri tarafından acımasızca bir kenara atılmışlardır. Mısır'ın, Hüsnü Mübarek'i veya Tunus'un Zeynelabidin Ben Ali'si gibi.

Bütün bu gelişmelere rağmen, Ortadoğu liderleri arasında olayların ne yöne gittiğini anlayamayan liderler hâlâ mevcuttur.

Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi "bağımsız ülkeler"in Libya saldırılarına katılmak üzere Avrupa güçlerinin emrine uçak vermeleri pek izah edilebilecek bir durum değildir. Acaba, Kaddafi'nin sistem ve yaşam tarzı konusundaki tutumlarını kendileri için bir "meydan okuma" olarak mı kabul ettiler?

Zihinsel Esaret:

Bu anlatılan durumları ortaya çıkaran en sinsi ve en az konuşulan faktör, Ortadoğu'nun çoğu yerinde hâlâ "sömürge psikolojisinin" hakim olmuş olmasıdır.

Osmanlı'nın çöküş yıllarından beri Ortadoğu'nun birçok yerinde gizli gizli çalışan, Fransız, İngiliz, Amerikan ve Rus ajanlar yeterince "nifak tohumları"nı bölgeye ekmiş ve böylece imparatorluğu içten çökertmeyi hedeflemişlerdi.

"Şark Sorunu" olarak bilinen, meşhur entrikalar yumağının esası ve özü budur. Bu çalışmalar sonucunda, Ortadoğu'nun Arap toprakları, 1918 yani Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra tamamen İngiltere ve Fransa'nın sömürgesi haline gelmiş ve ançak II. Dünya savaşı sonrasında fiziken bu esaretten kurtularak, bağımsız devletler oluşturmuşlardır.

Fiziken bağımsız olsalar bile birçoğu zihinsel olarak aynı "sömürge kafası ve etkisi" altında kalmışlardır. Birçoğu hâlâ "zihinsel esaretin" etkisi altında bulunmaktadır. İşte bu durum, hakiki egemenliğe ve demokrasiye karşı, Ortadoğu'da mevcut olan en büyük engellerden birisidir.

Liderler ve halk bu "esir adam zihniyetinden" kurtulmadığı müddetçe kendileri üstünde oynanan oyunları fark edemezler. İsteyerek veya bilmeden yine Batı'nın isteklerine oyuncak olurlar. Buna karşılık da Batı, (Fransa, İngiltere, ABD ve diğerleri) gördükleri bu zayıflık karşısında insanları büyük ölçüde "hor görerek ve aşağılama hisleriyle" değerlendirme yoluna giderler. Sonuç olarak, bu şartlar altında, bu ülkelerin modern metodlarla sömürülmesi işten bile değildir. Çünkü onların "akıllarını" esir almış durumdadır.

Ortadoğu'da liderlik durumunda olanlar, kendilerine yeterince "özgüven" duymamakta ve Batı karşısında kendilerini zayıf ve çaresiz görmektedirler. Ürdün'den başlayarak, Batı eğitimi ile yetiştirilmiş olan bütün liderler, Batı'nın teknolojik üstünlüğüne ve metodlarına inanarak yetiştirilmişlerdir. Bu duruma "koloni mentalitesi" yani "esareti kabullenme zihniyeti" de denebilir. Bu liderlerin hakiki anlamda halk demokrasisine ve onun gücüne inançları yoktur.

Durum böyle olmasa, Arap Birliği ve İslam Örgütü, Arap dünyasındaki gelişmelere ve Avrupa'nın ve Batı'nın agresif saldırılarına karşı bu kadar sessiz ve hareketsiz kalabilirler miydi?

Ortada son derece tehlikeli gelişmeler mevcutken, birçok Ortadoğu ülkesinin lideri sadece "Kaddafi'yi sevmedikleri için" -yani sadece kendi öfke ve heyecanlara yenik düşerek- Batı'nın haksız müdahalelerine göz yummakta ve olayları desteklemektedirler. Gidişat fevkalade vahim ve tehlikeli bir yoldadır.

Güçlü olup gücünü kullanamamak:

Bu da ne yazık ki Türkiye'nin durumu. NATO üyesi olan Türkiye diğer NATO üyeleri tarafından adeta "kandırılmış" bulunmaktadır. Türkiye, "tamamen insani endişelerle" diğer üye devletler tarafından (Libya'nın bombalanmasına) ikna edilmiştir. Daha önce de (İslam karşıtı olarak tanınan Rasmussen'in) Nato Genel Sekreterliği'ne seçilmesine olan itirazlarını geri çekmeleri gibi.

Türkiye'nin başta NATO ile hareket ederek, Fransa'ya ve İngiltere'ye karşı etkin olmak ve onların yapacakları zararı önlemek gayesini gütmüş ve bu sebeplerle NATO'nun olaya karışmasına razı olmuştur.

Ne yazık ki, hiçbir etkin rol oynayamadı. Fransa ve İngiltere saldırılarına hâlâ pervasızca devam etmektedirler. Üstelik NATO saldırıları da Libya'da büyük tahribat yapmakta ve siviller öldürülmektedir.

NATO kararları müşterek sayıldığı için, kim yaparsa yapsın, sonuçtan herkes yani Türkiye de mes'uldür.

Türkiye'nin tek yapabildiği etkin çalışma, 25.000 Türk'ün ve yüzlerce yabancının başarılı ve hızlı bir şekilde Libya'dan tahliye edilmesi olmuştur. Bu da muhakkak ki umulan "siyasi etkinlik" değildir.

Türkiye, Bingazi yöresinde görev alırken, Mısır üstünden gelen dış yardım ve silahları durdurmak ve böylece savaşı yavaşlatmayı ummaktaydı. Ama, bu duruma kızan ve Avrupalılardan sürekli yardım ve kışkırtma alan Bingazililer, Cuma günleri ülkelerine saldıran Sarkozy adına Cuma hutbelerinde "hayır duaları" okutacak kadar işi çığrından çıkartmışlardır. Çünkü Sarkozy onların  gayelerine hizmet etmektedir. Bu isyancılar grubu, kendi ülkeleri olan Libya'nın amansızca bombalanmasına destek olmuşlardır.

Sadece kendilerini düşünen isyancılar için Sarkozy adeta bir kahramandır. İşte bu durum "sömürge mentalitesi"nin çok çarpıcı bir örneğidir.

Türkiye, NATO içinde rolünü iyi oynayamamıştır. Avrupa devletleri "oyunların" yine iyi oynamışlardır.

"Şark sorunu" hâlâ devam etmektedir.

Geri izlemetrackback
  • staticsBu yazı Dünya bölümü’nde 01.06.2011 tarihinde yayınlandı
  • feedBu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için tıklayınız
  • tags Etiketler: tunus, polis, öğrenci, fransa, cezayir, kaddafi, libya, raşid gannuşi, yasemin devrimi, ürdün, buazizi, mazlumder, mısır, hüsnü mübarek, cemal mübarek, tahrir meydanı, haham, obama, malezya, baradey,
benimde söyleceklerim var

yorumcular

toplam 1 yorum|yorum rssrss

  • mili görüşe

    insanlığın her zamankinden daha çok ihtiyacı var..islam ülkeleri kan gölüne döndü.güya demokrası için mücadele eden abd savaş gemileri neden abbas medeninin memleketi cezayire gitmiyor.düşünmek lazım.çünkü orası tamamen fransanın sömürgesi olmuş durumda.amaçları özgürlük değil yeni sömürge edinmek.

    köksal gör | KatılıyorumKatılmıyorum (5.0/10 puan) | 01 Haziran 2011 10:14

Merhaba, yorum yazmak için oturum açınız

yorum yaz

Yorum yazmak için oturum açmanız gerekiyor.
Üye değilseniz, sadece bir dakikanızı ayırarak hemen üye olabilirsiniz.

Oturum açtıktan sonra bu sayfaya otomatik olarak yönlendirileceksiniz.

Yazar

Prof. Dr. Oya Akgönenç

araştırmacı yazar

  • Özgeçmişyazarı tanımak ister misiniz?
  • Arşivyazarın diğer tüm makaleleri
  • Mesajyazarla iletişim kurmak için
  1. Bu yazarı benim yazarlarıma ekle
  2. Tüm yazarlar
  • Yazarın

    diğer yazı dizileri en çok yorumlananlar en çok tıklananlar en çok tavsiye edilenler
    1. Jandarmalığa hayır: NATO, Afganistan ve Türkiye
    2. Avrupa'nın ekonomik ve siyasi krizinin yeni yüzü
    3. Avrupa'da seçimler ve değişimler
    4. NATO'daki tehlikeli gelişmeler
    5. Bu kadar Ermeni nereden çıktı?..
    6. İstanbul'da barış, Kabil'de ise savaş adımları
    7. Türkiye, Suriye'ye müdahale edecek mi?
    8. Sömürgeci taktiklerinin adı strateji mi oldu?
    9. Suriye'de ölüm yarışı
    10. Cive Pakistan... Daha nice yıllara!
    1. Cendere daralıp, sıkıntılar artarken...
    2. Avrupa'da İslam Korkusu ve Irkçılık
    3. Amerika ve İran arasında oynanan satranç oyunu
    4. Lübnan’daki gelişmeler; Ortadoğu’da domino etkisi
    5. Dicle – Fırat sularında tehlike kapıya dayandı
    6. Avrupa’yı anlamak ve mesajlarını doğru okumak gerekir
    7. Sirtaki ya da Ege Zeybeği diplomasisi
    8. Türkiye’deki garip gidişata dur diyecek yok mu?
    9. Pamuk ipliğine bağlı ilişkiler
    10. İşin biraz da eğlenceli tarafına bakalım
    1. “Gazze ablukasını” hemen kaldırın veya kırın!
    2. Azerbaycan, Ermenistan ve Türkiye
    3. Mayın temizleme işinde durum ‘toz-duman’ -1-
    4. Ortadoğu’da barış çok zor
    5. ‘Ermeni açılımı’nda cevap bekleyen sorular
    6. Kıbrıs’ta yeni politik oyunlar
    7. “Çok yaşa Gazze”! Zafer yakındır!! -1-
    8. Suriye'de zulüm durmalı Beşşar Esad gitmelidir
    9. Değişim rüzgarları: Haniye'nin Türkiye ziyareti
    10. ABD’nin stratejisi değişirken, Türkiye’nin tercihleri
    1. İstenen kriterde içerik bulunamadı !
  • Dünya

    1. Hatib: "İsrail sahte mezarlar aracılığıyla tarihi çarpıtıyor"
    2. Pakistan'dan füze denemesi
    3. Filistin'de milli mutabakat hükümeti görüşmeleri Kahire'de başladı
    4. Pakistan'da enerji krizi elektrik açığı 7200 megavata çıktı
    5. Filistin'de ulusal uzlaşı hükümeti kurulması istendi
    6. Rajoy: "İspanol bankalarına hiçbir kurtarma olmayacak"
    7. Yunan gazeteciler greve çıktı
    8. Bahreynli aktivist el-Havaca açlık grevine son veriyor
    9. Saad el-Matlabi: "PKK ve PEJAK meselesinin çözümü Erbil'de"
    10. ABD'den suikast yalanı
  • Diğer

    1. Fatih Sultan Mehmet'in türbesini ziyaretle başladı
    2. PKK Iğdır'da 10 kişiyi kaçırdı
    3. Amasya'da otomobil kamyona çarptı: 4 ölü, 1 yaralı
    4. Ayasofya önünde namazlı eylem
    5. Semih El Hamavi: "Annan Planı muhaliflere ölüm getiriyor"
    6. Gül: İstanbul, insanlığın ortak hafızasını taşıyan eşsiz bir şehir
    7. Vücuda Şifa Kaynağı(Çemenotu)
    8. '1961, 1982 değil 2023 anayasasını yapmak istiyoruz'
    9. 'El bombası attılar'
    10. 'Kürtaj yasaklanmalı'
  • Çok Okunanlar

    1. Fetih namazı
    2. Bu olacak Ayasofya!
    3. Ya Allah!
    4. Fethimiz mübarek olsun!
    5. Şok Detay
    6. Yeni bir düzen kurmanın vakti geldi
    7. Fethin erleri hocasıyla buluştu
    8. Kadın garson zorunluluğu
    9. Dalga askeri aşamadı
    10. Memura maaş farkı ve gecikme zammı
  • Çok Yorumlanan

    1. Yeterlilik derecesi en yüksek ürün kayısı
    2. Zile Kalesi restore ediliyor
    3. Hollande Afganistan'da 'farklı' şekilde kalacak!
    4. Savaşın acı dolu izleri bu müzede
    5. Tekkeler niye kapatıldı?
    6. Küresel ekonomide "Yunan" korkusu
    7. Fransa'yı topa tuttu
    8. Katılım Bankaları yüzde 20'yi hedefliyor
    9. Bol keseden laf var
    10. Avrupa'da resesyon Rusya'da siyasi krize dönüşür
Günün Haber İndeksi
Arşiv & Arama
shape
Gazete Aboneliği | Gündem | Ekonomi | Dünya | Haber | Kültür Sanat | Spor | Medya | Sayfa Başı
Kullanım Şartları | Seri İlan Kullanım Şartları | Seri İlan Hizmetin İade Şartları | Gizlilik İlkeleri | Kurumsal |Yazarlar | Multimedya | Arşiv | Reklam |Irtibat
Sponsor Bağlantılar : Kombi | Özgür Kocaeli Gazetesi

Firma Kayıt rss

Yardım ve Sık Sorulanlar FAQ

Copyright 2005 - 2008 Milli Gazete Basın Yayın A.Ş

prodestek