Mekke'nin Fethi programına katılmak üzere Kahramanmaraş'tan Elbistan'a gidiyoruz. Mesafe 160 km. Ekibimize Anadolu Gençlik Derneği Kahramanmaraş Şube Başkanı Hacı Ali Kulaç rehberlik ediyor. Kahramanmaraş'ta güzel bir hava vardı. Fakat, yol ilerledikçe havada ani bir soğuma başlıyor. Püren Geçidi'ne geldiğimizde yükseklik 1630 m'ye ulaşıyor. Tekir beldesinin bulunduğu yerlerde kar ve fırtına var. Rüzgâr tepedeki karları yol üzerine serpiştiriyor. Rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu'nun hayatını kaybettiği tepelerin yakınından geçiyoruz. Şimdi Göksun'dayız. Namaz ve çay molası için Göksun'daki AGD'li kardeşlerimizi ziyaret ediyoruz. Geride 70 km.yolumuz var. Hafif yağmur yağışı eşliğinde Elbistan'a ulaşıyoruz.
Elbistan, Kahramanmaraş'ın en büyük ilçesi. Merkez nüfus 85 bin. Köy ve beldeleriyle 140 bine ulaşıyor. Yüzölçümü 2547 km2. Deniz seviyesinden 1050 m. yükseklikte. Tarihi Hititlere kadar uzanıyor. Selçuklular döneminde fethedilmişse de, Haçlı Seferleri sırasında defalarca yağmalanmış. Bir süre Moğol ve Memluk hakimiyetinde kalmış. Yavuz Sultan Selim döneminde Osmanlı Devleti'ne katılmış. (1515 ) Cumhuriyet'in ilanı ile birlikte Maraş iline dahil olmuş. Ceyhun nehri ilçenin içinden geçiyor.
Elbistan'a ulaştığımızda bizi Saadet Partisi İlçe Başkanı Ali Eminoğlu karşılıyor. Ekibimize, Afşin ve Göksun gibi ilçe dışından gelenlere yemek ikramı yapmak istemiş. Misafirperverliğine teşekkür ediyoruz. Bize çalışmalarından söz ediyor. Partideki son fırtınada hiç fire vermediklerini anlatıyor. Mahalle ve köy taramaları yaptıklarını söylüyor. İbadet aşkıyla hak bir dava uğruna çalışan, heyecanlarından bir şey kaybetmeden büyük bir azim ve fedakarlıkla yollarına devam eden bu kardeşlerimize imreniyoruz. Mazlumların ahının sona ermesi, Türkiye ve bütün dünyada huzur ve barışın hakim olması niyetiyle çalışan kardeşlerimize başarılar diliyoruz.
Daha sonra, programın heyecanı içinde son hazırlıklarını yapmaya çalışan Elbistan Anadolu Gençlik Temsilcimiz Gazali Yanık ile görüşüyoruz. Güzel bir ekip oluşturmuş. Elbistan gençliğine hizmet vermeye gayret ediyorlar. Programın yapıldığı Belediye Düğün Salonu'na geçiyoruz. Güzel bir salon. Afşin ve Göksun'dan gelen misafirlerle birlikte salonu doldurmuşlar. Seçkin bir topluluk var salonda. Gazetemiz yazarlarından Ömer Bolat da aramızda. Burada. Öğretmen olarak görev yapıyor. Tanışıyor, hal hatır ediyoruz.
Mekke'nin fethiyle ilgili nefis bir sinevizyon gösterisinden sonra kürsüye davet ediliyorum. Elbistanlı kardeşlerim, programı büyük bir dikkatle takip ettiler. Özellikle şu bölüm daha çok dikkatlerini çekti: Batılı bir müşteşrik, İslam Tarihi'ni okurken, Allah Rasülü'nün dört ayrı yoldan muhteşem bir törenle Mekke'ye girdiği bölüme geliyor. Orada duruyor ve kendi kendine şöyle konuşuyor: "Şimdi Muhammed, 20 senedir kendisine ve arkadaşlarına her türlü zorluk ve işkenceyi reva gören, onları doğup büyüdükleri şehirden çıkaran Mekkelilerin hepsini kılıçtan geçirecek, 20 senenin intikamını alacak." Okumaya devam ettiğinde görüyor ki, Allah Rasülü ( s.a.v ) Mekke'ye girince ilk olarak Kabe'ye gidiyor, secdeye kapanıyor ve Allah'a şükür ve duada bulunuyor: "Allah kuluna yardım etti. Üzerindeki nimetini tamamladı. Düşmanlarına üstün getirdi. İhsan ve ikramda bulundu." Sonra bütün Mekkelileri topladı ve onlara şöyle hitap etti: "Hepiniz insansınız, Allah'ın kullarısınız. İyiliklere layıksınız. Hepiniz hürsünüz. İşlerinizin başına dönebilirsiniz." Bunu öğrenen batılı bilim adamı hayretle şöyle diyor: "Hayır! Bu, hükümdarlık değildir. Bu, saltanat olamaz. Olsa olsa hak bir dinin hayata tatbik çalışmasıdır." Bu olaydan sonra Müslüman oluyor.
Mekke'nin fethinde o kadar güzel mesajlar var ki... İnsanlık fetihteki hikmeti bir kavrasa, İslam'dan başka bir yerde kurtuluş yolu aramayacaktır. Hani Allah Rasülü (s.a.v), kendisini taş yağmuruna tutan Taifliler için şöyle dua etmişti ya!: "Yarabbi ! Onlar bilmiyorlar. Bilselerdi böyle davranmazlardı. Sen onlara hidayet ver."
Allah ve Peygamber yolunun yanık sevdalısı Elbistanlı kardeşlerimizle vedalaşmak üzere kucaklaşıyoruz Gece vakti, Göksun üzerinden, yeniden Kahramanmaraş'a dönüyoruz. Elbistan'dan Püren Geçidi'ne kadar olan 90 km. mesafede kar yağışı olduğu için buradaki yollardan yavaş geçiyoruz. Tedirgin edici ve ürpertici bir manzara var ama Elbistan'ın güzel insanlarıyla buluşmak her zorluğa değiyor.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



