18 Eylül pazar 2011
Belki de haftanın en feyizli en bereketli günüydü bugün. Yeğenlerim Ahmet (10) ve Berra (8) için Kur'an hatmi şerifi töreni yaptık. Dedeleri Kemal Sorkaç'ın Ballıca semtindeki bahçeli evinde tüm yakınları biraraya geldi bu kutlu gün için... Babaları kayınbiraderim hafız Mehmet bu en az bir düğün, bayram kadar mutlu günü çocuklarına ömür boyu hayat sigortası olacak Kur'an eğitiminin güzel bir başlangıcı idi. Bana göre bu örnek törenin ikramları neşesi bir yana en önemli yanı ise toplantıda oradaki hazirun diğer çocuklar için de bir prototip çalışma nümunesi teşkil ederek özendirici vasfı olması idi. Çünkü çocuklar kendilerine söylenenlerden çok yapılanlara özenirler... Takılar, hediyeler, pastalar da cabası idi tabii... Rabbim tesirini halk ede..
Aynı gün
İkindi sonrasına doğru ziyaretinde kusur etmediğim Ferah mahallesinde 84 yaşındaki biricik anneciğime vardığımda önündeki minik masasında her daim açık olan canyoldaşı Mushaf-ı Şerif'inin o günkü cüzünü bitirmekle meşgul olduğunu görmek elbette ayrı bir hayat sevincimizdi bize dua eden hayattaki en büyük aile varlığımız olarak. (Bir özelliği de bizden harçlık alıp kendisine gelen muhtaçlara aktarması...)
Tiyatrocu düğünü
Bu akşam Goncagül tiyatromuzun son bekar elemanlarından Ali Murat'ın İran Azerilerinden bir kardeşimizle nikahına şahitlik ettik. Darısı yine bu sayfadan da duyurusunu yapalım da 'içinizden bekarlarınızı evlendirin' emri şerifine muhatap olarak dört yıldır bizde Keloğlan tiplemesi ile çalışan Cem'in gerçekten masallardaki gibi olmaya başlayıp bir türlü padişahın kızını alamayan kahramana dönüşmesi vebalinden halas olsak... (Bak, Cem buradan da ilan ettim, duyurmadın deme!)
20 Eylül Salı
Bendenizin tiryakisi olduğum bir alışkanlığım da tarihi İstanbul gezilerim. Bugün Eminönü'nde gezerken ikindi namazını Rüstempaşa Camii'nde cemaatle eda ettim... İki saf cemaat olması sevindirici idi tabii... Gerçi bir yarısı kadar da yabancı turist vardı arka mahfilde namaz çıkışı ziyaret için bekleyen bu muhteşem Mimar Sinan eserini... Kanuni'nin kızı Mihrimah Sultanın eşi Sadrazam Rüstem Paşa'nın yaptırdığı bu eser 1561 yılında yapılmış ama dipdiri... Namazdan sonra kafamı yukarı içkubbeye doğru kaldırdığımda bir de ne göreyim. Yarım kubbenin alt zeminine yine mavi çinilerle yazılan isimlerden Hz.Hüseyin, şehit adaşımın levhası bana bakmıyor mu? Gerçekten İstanbul'un gündüzleri en hareketli mevkii olan bu civarda günün ortasında biriken yorgunluğunu atmak isteyenler yeni restore edilen ve mimarının içferahlığı versin diye ışık mühendisliğini de caminin içine ustaca yansıttığı bu camide hiç olmazsa bir vakti kılmaları yeterli olacaktır, şifa niyetine... (benden reçete olsun)
21 Eylül Çarşamba
Lalegül FM radyosunda İHH programıma gittim. Konuk kişi ise İHH İnsani Yardım Vakfı Halkla İlişkiler Koordinasyonundan Mehmet İriz idi. Kendisi aynı zamanda Mavi Marmara gazisi. Unutamadığı bir hatırası ise arkadaşı Suat'ın ayağına isabet eden israil kurşunu bir daha içerde patlamasına rağmen o acıyı dindirmeye gelen sıhhıyeciyi diğer yanda yaralanan arkadaşına yönlendirmesi idi. İnsanilikteki duruşumuzu bu kadar manidar yansıtan anekdotu tarihe not düştük...
22 Eylül Perşembe
Nihayet nice zamandır gitmeyi arzu ettiğim Türkiye'nin enbüyük çarşılarından biri olan Tahtakale'ye hem ziyaret hem ticaret niyetimi gerçekleştirdim. Değişen zaman içersinde en bariz dikkatimi çeken olay ise her türlü satış malzemesinin büyük çoğunluğunun ithal Çin malları olması idi... Ucuz ama çabuk bozulan cinsler... Ama bu haftasonu tüm çocuklar bol bol hediye sahibi olacaklar. Gözleri aydın ola...
23 Eylül Cuma
Topkapı Teknik Oto Sanayi Camii İmam Hatibi Ahmet Yüter hoca bir yıllık ısrardan sonra bana camisinde Cuma sohbeti yaptırmayı başardı. En son 1979 yılında İsmet Efendi tekkesinde merhum dayım Nuri Efendi'nin tedavi maksatlı Karadeniz iznine gittiğinde vekaleten Cuma hutbesi okumuştum ol mübarek mahalde.
Bu haftalık maceralarımda not düştüklerim bunlar. Hayırlar fethola, şerler defola!..


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



