milli gazete

YayınlarVideoFotoğraf


  1. ARSIV
  2. VIDEO
  3. Sarı Sayfalar

  • ANASAYFA
  • YAZARLAR
  • GÜNDEM
  • SAĞLIK
  • EKONOMİ
  • DÜNYA
  • HABER
  • SPOR
  • AİLE HAYAT
  • KÜLTÜR

29 MAY 2012 SAL
  • HABER INDEKSI
  • ANKET
  • BENİM SAYFAM

GERİ İLERİ
  • HATİB: "İSRAİL SAHTE MEZARLAR ARACILIĞIYLA TARİHİ ÇARPITIYOR"
  • PAKİSTAN'DAN FÜZE DENEMESİ
  • FİLİSTİN'DE MİLLİ MUTABAKAT HÜKÜMETİ GÖRÜŞMELERİ KAHİRE'DE BAŞLADI
  • FATİH SULTAN MEHMET'İN TÜRBESİNİ ZİYARETLE BAŞLADI

Hadisleri olan peygambere iman ettik

10 EYLÜL 2011
CMT 01:55

[-] Normal [+]
  • Aile Hayat
  • Tavsiye Et
  • Yazdır
  • Yorum Yaz

Allah Teâlâ'nın kullarına cennet yolunu göstermek için gönderdiği peygamberi Muhammed aleyhisselamın sözlerine HADİS denmektedir. Peygamber aleyhisselam Efendimiz, kendisinden sonrasına iki kaynak bırakarak gitmiştir. Bu kaynakların biri Kur'an diğeri de hadislerinden oluşan Sünnet'idir. Sünnet, bir manada hadislerin toplu olarak bulunduğu kültürün adıdır.

Müsülüman'ın Sünnet'e bakışı, Resûlullah sallallahu aleyhi ve selleme bakışı gibidir. Sözün sahibi muteber ama sözü muteber olmayan bir durum çelişkidir. Bu çelişki ise imanla ilgili sıkıntılar oluşturur. Resûlullah sallallahu aleyhi ve selleme iman etmek ama onun sözlerini sıradan insan sözü gibi değerlendirmek nasıl mümkün olabilir?

Elimizdeki hadislere bakışımızı şu kurallar ölçüsünde ele alabiliriz:

1- Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimizin yirmi üç yıllık nübüvveti saresince sürekli kendisine inen Kur'an âyetlerini ve o âyetleri açıklayacak nitelikteki hadisleri (ona ait sözleri) ashabına söylediği sabittir. Yirmi üç yıllık sürenin ardından büyük bir Kur'an ve Sünnet birikimi oluşmuştur. Bu hususta herhangi bir tartışmaya fırsat yoktur.

2- Bizzat Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz, kendisine inen âyetleri 'vahiy kâtipleri' olarak bilinen sahabiler aracılığı ile yazdırdığı da bilinen bir gerçektir. Ancak hadisler için yani Kur'an dışında Peygamber aleyhisselama ait sözler için bu yazılma gerçekleşmemiştir. Bizzat kendisi hadislerin yazılmamasını emretmiştir.

3- Kur'an âyetlerinin yazılması, hadislerin ise yazılmaması daha sonraki dönemlerde Kur'an'ın tek bir kelimesine bile zarar gelmeden saklanmasını, hadislerin ise korunabildiği kadarıyla bir sonraki kuşağa intikal etmesini doğurmuştur. Bu da ikinci bir gerçektir.

4- Ashabı kiramın idrakinde Kur'an, mü'min olmanın yüzde yüz şartı görüldüğünden, onu muhafaza etme, ona hizmet etme gibi oluşumlar büyük bir alaka görmüş, Kur'an'ın anıldığı yerde adeta nefesleri kesilmiştir. Aynı heyecan ve hizmetin hadisler için o oranda yapılmadığını görüyoruz. Bu durum aslında hadislerin hafif görülmesinden kaynaklanmamıştır. Bilakis, Kur'an ve hadis arasında 'Allah ile Peygamber'i arasındaki oranlamaya benzer bir oranlama' yaptıklarından neticede hadisler, Kur'an'dan sonraki kaynak durumunda kalmıştır. Filhakika durum da böyledir. Kur'an ilk ve tek, hadisler ise Kur'an'dan sonraki ikinci durumundadır. İmanımız da böyledir, imanımız gereği oluşturduğumuz hukuk ve ilmi oluşum da böyledir. Birinci kaynağımız Kur'an, ikinci kaynağımız Peygamber aleyhisselamın hadisleridir.

5- Bir müslüman olarak Kur'an'ımıza bakışımız şu şekildedir:

a- Kur'an'ımız bize, Allah'tan indiği şekilde hiçbir harfi eksilmeden ve tek bir harf ilave edilmeden ulaşmıştır. Bu bir iddia değil, imandır. Böyle inanıyoruz. Kur'an'ımızın bize intikalinde eksilme azalma olabileceği iddiasında bulunanın imanını arızalı görürüz. Böyle bir tartışmayı kabullenmeyiz.

b- Kur'an'ımız, dinî, hukuki, ahlâkî, siyasî ve sosyal hayatımız için ilk ve öncelikli bir belgedir. Kur'an'da var olan her şey bizim için nihaî bağlayıcı niteliğe haizdir. Onu tartışmaya açamayız, ihtimalli bir kaynak olarak göremeyiz.

c- Allah için yapacağımız/yapmamız gereken en önemli cihat eylemlerimizin başında Kur'an'ı ebediyete kadar muhafaza etme görevi vardır. Kur'an için yapılacak her ne varsa onu lütfen değil iman gereği olarak yaparız. Ona hizmeti, onu okumak, onunla amel etmek düzeyinde bir görev telakki ederiz.

6- Kur'an'ımızdan sonra gelen ikinci kaynağımız olan hadisler hakkında ise şu hususları ilkelerimiz olarak belirleyebiliriz:

a- Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin yirmi üç yıllık konuşmaları, olaylara tepkileri, örnekliğini oluşturduğu eğitimi olarak bize ulaştırılan kültürün bütününü aktaran hadisler, bizim açımızdan bir dindir. Dinimizin ayrıntılarını bu hadislerden öğrenmekteyiz. Zira Kur'an'ımız, bir müslüman için yeterli olacak düzeyde ayrıntı ve izah getirmemiş, izah ve ayrıntıyı Peygamber aleyhisselama yani onun hadislerine bırakmıştır. Müslüman olarak hadisleri sahiplenmemiz bir anlamda Kur'an'ımızın anlaşılmasını, uygulanmasını kolaylaştırma demektir. Hadisler olmadan ele alınan bir Kur'an, onu ele alanın beynine göre şekillendirilmiş Kur'an'dır. Çünkü hadisler, Allah  Teâlâ'nın 'açıklayıcı' kimliği ile gönderdiği peygamberinin açıklamalarından oluşmaktadır. Eğer bir hadis bize, sorunsuz bir şekilde ulaşmış ise teslim olmamız, Müslüman ismini hak etmemizin adeta bir şartıdır. Peygamber aleyhisselama iman edip, onun sözlerini sıradan bir insan sözü yerine koymanın Müslüman olmakla bir arada tutulamayacak bir sorun olacağını anlamak zor değildir.

b- Hadislerin bize ulaşması ile, Kur'an'ımızın bize ulaşması aynı olmamıştır. Kur'an, tek bir harfinde bile sıkıntı olamadan bize ulaşmıştır. Bütün mü'minlerin imanı böyledir.

Hadislerde ise şöyle bir süreç vardır:

- Peygamber aleyhisselam ilk önce ashabın hadisleri yazmasını yasaklamıştı. Daha sonra hadislerinin yazılmasına izin verdiğini söyledi.

- Ashabı kiram, Kur'an yazar gibi hadis yazmadılar ama hadisleri annelerinin babalarının adları gibi ezberlediler. Bu ezberde onların yöresel yaşantılarının da etkisi oldu. Ezber zekâlarının iyi olması işe yaradı. Ashabı kiram Allah onlardan razı olsun, köy köy dünyayı dolaşmaya denk bir azimle Peygamber aleyhisselamdan duydukları tek bir hadisi öğretmek için yollara, çöllere düştüler. Binlerce sahabi, bildiği hadisi on binlerce insana ulaştırdı. Bu ikinci nesil yani tabiin nesli, sahabiden öğrendikleri hadisleri (ve onun paralelinde Kur'an'ı) iyice hıfzettiler, başkalarına da öğretme heyecanı ile geceleri gündüzleştirdiler. Fakat bu nesilde de ciddi bir hadisleri Kur'an gibi yazma, kitaplaştırma hamlesi olmadı. Tek tük denecek gelişmeler oldu.

- Hadislerin sadece dilden dile aktarılarak taşınması iki sorunu gündeme getirdi. Ya da iki sorun, mü'minlerin endişelenmelerine neden oldu. Birinci sorun, hadis bilenlerden birinin ölmesi, ihtiyarlaması bir kaynağın kaybolması sonucunu doğurdu. İkinci sorun da, hadislerin yazılı bir belge hâline getirilmemiş olmasının tabii sonucu olarak, 'bu hadisdir' diyerek, hadis olmayan sözleri hadis gibi uyduran iyi niyetli veya kötü niyetli kimselerin yaptığı işler ortaya çıktı. Böylece uydurma hadis faciası korkuttu. Bunun yanında zikredilebilecek bir sıkıntı da, herhangi bir kasıt olmadan bir hadisin yanlış aktarılması ihtimali de sıkıntı veriyordu.

- Müslümanların elindeki HADİS HAZİNESİ, Peygamber aleyhisselamın vefatından bir asır sonra 'kaybolma ve içine hadis olmayanın karıştırılması' tehlikesi ile karşı karşıya kalmış oldu. Kur'an için ise böyle bir tehlike yoktu. Çünkü Kur'an bir yandan yazılı nüshaları ile korunuyor bir yandan da Müslümanların büyük bölümü tarafından harflerine bile sadık kalınarak ezberleniyordu. Kimsenin bir harf ilave veya eksiltme yapamıyacağı muazzam bir koruma altında idi.

Geri izlemetrackback
  • staticsBu yazı Aile Hayat bölümü’nde 10.09.2011 tarihinde yayınlandı
  • feedBu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için tıklayınız
  • tags Etiketler: sahabe, peygamber, müslüman, islam, hz. muhammed, çocuk, muaz, put, cabir, ömer bin hattab, ebu said, usame, necaşi,
benimde söyleceklerim var

yorumcular

toplam 1 yorum|yorum rssrss

  • tebrikler

    Hocam selamün aleyküm! Çok güzel bir konuya değinmişsiniz. Allah ilminizi artırsın. \"Bir peygambere iman edeceksiniz fakat sözlerini göz ardı edeceksiniz\" sözü gönümüz sünnete mesafeli bir şekilde yaklaşanlar için güzel bir cevaptır.Allah\'a emanet olun. Selam ve duayla

    hasekili | KatılıyorumKatılmıyorum (6.7/10 puan) | 10 Eylül 2011 12:07

Merhaba, yorum yazmak için oturum açınız

yorum yaz

Yorum yazmak için oturum açmanız gerekiyor.
Üye değilseniz, sadece bir dakikanızı ayırarak hemen üye olabilirsiniz.

Oturum açtıktan sonra bu sayfaya otomatik olarak yönlendirileceksiniz.

Yazar

Nureddin Yıldız

araştırmacı yazar

  • Özgeçmişyazarı tanımak ister misiniz?
  • Arşivyazarın diğer tüm makaleleri
  • Mesajyazarla iletişim kurmak için
  1. Bu yazarı benim yazarlarıma ekle
  2. Tüm yazarlar
  • Yazarın

    diğer yazı dizileri en çok yorumlananlar en çok tıklananlar en çok tavsiye edilenler
    1. Veda Hutbesi'nde aile
    2. İş arayanlara iş teklifi
    3. Not defterinden paragraflar
    4. Seçmeye mecburuz
    5. Kadın süslenir
    6. Evlilik hak değil görevdir
    7. Helale yürüyüş
    8. Bu da sabırdır
    9. Ahlâk ne olacak?
    10. Sıçramak hayaldir
    1. Günümüz için Mekke Medine tarihi
    2. Yahudilerin, zulüm ve nankörlük dolu tarihi
    3. Rüya âleminin gerçekleri
    4. Maaş yetmez bereket şart!
    5. Zinanın basamakları
    6. Kadın toplantıları
    7. Fitne zamanında…
    8. İnsanın tamiri mümkündür!
    9. Domatesle başlayabiliriz
    10. Mescid-i Aksa ‘cami’ değildir!
    1. Maaş yetmez bereket şart!
    2. İyi Müslümanlık ölçülerimiz (I)
    3. Onlar değil mi?
    4. Mescid-i Aksa ‘cami’ değildir!
    5. Din yalnızca İslam’dır!
    6. Bedenlerimiz de emanettir(I)
    7. İman testi
    8. Kadın müfti
    9. “En hayırlı gün”
    10. Modern dünyanın garipleri
    1. İstenen kriterde içerik bulunamadı !
  • Aile Hayat

    1. Kaybetmekten korkarız
    2. Erken düşen süt dişleri gelişim problemlerine yol açıyor
    3. Kardeşliğin zirvesi
    4. Vakit Nakittir
    5. İftira edenlerden Allah korusun
    6. Türkiye'de yılda 10 bin çocuk kalp rahatsızlığıyla doğuyor
    7. Çocuklarda okul fobisi
    8. MS hastaları için internette yanlış bilgilendirme tuzakları
    9. İsim koyarken nelere dikkat etmeliyiz?
    10. En ağır imtihanları onlar yaşadı
  • Diğer

    1. Hatib: "İsrail sahte mezarlar aracılığıyla tarihi çarpıtıyor"
    2. Pakistan'dan füze denemesi
    3. Filistin'de milli mutabakat hükümeti görüşmeleri Kahire'de başladı
    4. Fatih Sultan Mehmet'in türbesini ziyaretle başladı
    5. PKK Iğdır'da 10 kişiyi kaçırdı
    6. Pakistan'da enerji krizi elektrik açığı 7200 megavata çıktı
    7. Amasya'da otomobil kamyona çarptı: 4 ölü, 1 yaralı
    8. Ayasofya önünde namazlı eylem
    9. Semih El Hamavi: "Annan Planı muhaliflere ölüm getiriyor"
    10. Gül: İstanbul, insanlığın ortak hafızasını taşıyan eşsiz bir şehir
  • Çok Okunanlar

    1. Fetih namazı
    2. Bu olacak Ayasofya!
    3. Ya Allah!
    4. Fethimiz mübarek olsun!
    5. Şok Detay
    6. Yeni bir düzen kurmanın vakti geldi
    7. Fethin erleri hocasıyla buluştu
    8. Kadın garson zorunluluğu
    9. Dalga askeri aşamadı
    10. Memura maaş farkı ve gecikme zammı
  • Çok Yorumlanan

    1. Yeterlilik derecesi en yüksek ürün kayısı
    2. Zile Kalesi restore ediliyor
    3. Hollande Afganistan'da 'farklı' şekilde kalacak!
    4. Savaşın acı dolu izleri bu müzede
    5. Tekkeler niye kapatıldı?
    6. Küresel ekonomide "Yunan" korkusu
    7. Fransa'yı topa tuttu
    8. Katılım Bankaları yüzde 20'yi hedefliyor
    9. Bol keseden laf var
    10. Avrupa'da resesyon Rusya'da siyasi krize dönüşür
Günün Haber İndeksi
Arşiv & Arama
shape
Gazete Aboneliği | Gündem | Ekonomi | Dünya | Haber | Kültür Sanat | Spor | Medya | Sayfa Başı
Kullanım Şartları | Seri İlan Kullanım Şartları | Seri İlan Hizmetin İade Şartları | Gizlilik İlkeleri | Kurumsal |Yazarlar | Multimedya | Arşiv | Reklam |Irtibat
Sponsor Bağlantılar : Kombi | Özgür Kocaeli Gazetesi

Firma Kayıt rss

Yardım ve Sık Sorulanlar FAQ

Copyright 2005 - 2008 Milli Gazete Basın Yayın A.Ş

prodestek