Bu senenin Ramazan ayında, Kadir Gecesi'ni Hannover'de yaşadım. Bu şehirde yaşayan müslümanların Kadir Gecesi'ne olan ilgisini gözlemeye çalıştım. Kadir Gecesi'nin gündüzünde her zamankinden farklı bir canlılık ve heyecan vardı. Cami avluları ve lokaller hareketliydi. Cemaat daha gündüzden birbirinin Kadir Gecelerini kutlamaya başlamışlardı bile. Öğle ve ikindi namazlarına katılımdaki artış da dikkatlerden kaçmıyordu. Kadir Gecesi hazırlığı alışverişlere de yansıyordu. Pek çok kişi, bu gecede aile fertleri veya cemaate yapacağı ikramları satın almakla meşguldü.
Kadir Gecesi öncesindeki Pazar günü, gençler ve cemaat arasındaydım. Hannover'de İGMG'nin (İslam Toplumu Milli Görüş) öncülüğünde kurulmuş 20 derslik bir eğitim mekanımız var. İslami eğitim, okul derslerine takviye ve gençleri hayata hazırlamayı amaçlıyor. Adı "Yeni Nesil Eğitim Merkezi". Müdürlüğünü İbrahim Kıdık kardeşim yapıyor. O gün, bu güzel mekanda 4 ayrı sınıfa derse girdim. Bu sınıflar 12 - 18 yaş grubundaki öğrencilerden oluşuyordu. Gündem gereği, konumuz Kadir Gecesi'ydi. Öğrencileri yokladım. Hepsine bu gecenin heyecanı sarmıştı. Kimisi, Kadir Gecesi'nin anlamını öğrenmeye gayret ediyordu. Gençlerle, Rabbimizin ihsan ve ikramını, Kadir Gecesi'ndeki mesajları müzakere etmeye çalıştık. Gurbetteki gençlerimizin İslam dinini öğrenmeye olan ilgileri beni çok mutlu etti.
Öğretmen odasına girdim. Gündem yine Kadir Gecesi'ydi. Hatta, bir öğretmen kardeşim, arkadaşlarına, satın aldığı ve akşam yapacağı tatlı ikramını gösteriyordu. "Tabii, şimdi yemeyeceğimizi biliyorsun da öyle gösteriyorsun" diyerek ona takıldılar. Fedakar öğretmen kardeşlerimle de tebrikleştik.
O gün, cemiyette verilen iftar yemeğine de ilgi büyüktü. Cemaat 1.5 saat öncesinden toplanmaya başladı. Lokal ve gençlik merkezi hanımlara tahsis edildiği için, cemaat daha çok cami avlusunda idiler. Uzun süredir birbiriyle görüşemeyenler hasret gideriyor, birbirinin Kadir Gecelerini tebrik ediyorlardı. Avluya sığmayanlar yol boyu gidip geliyor, çevreyi turluyordu.
İftar vaktinin heyecanı ise bambaşka idi. O anı ancak yaşayanlar bilir. Cemiyetin lokantası, lokali, gençlik merkezi ve avluda kurulmuş iftar çadırında en az kadın ve erkek 500 - 600 kişi iftar yemeği yedi. Tavuk eti çorbası, döner, pilav, salata, meyve ve tatlıdan oluşan iftar menüsü Kadir Gecesi'nin bereketini sembolize ediyordu.
Kadir Gecesi programım İGMG Hannover Ayasofya Camii'ndeydi. Öğle namazı öncesi yaptığım konuşmada, cemaati geceye hazırlamaya çalışan ifadeler kullandım. Caminin genç görevlisi Hasan Özçelik Hoca ile "Kadir Gecesi Özel Programı" hazırladık. Hasan Hocam Türkiye'den Hamburg'a çalışmak için gelmiş bir işçi ailesinin çocuğu. Öğrenimini Almanya'da yapmış. Lise düzeyindeki bir okulu bitirdikten sonra, Fransa'nın Lyon şehrine 250 km. kadar mesafedeki Chateau Chinon İslam Üniversitesi'nde eğitim görmüş. Bu üniversiteyi Arap asıllı kardeşlerimiz kurmuşlar. Ezher ve Şam üniversitelerinin programını uygulamaya çalışıyorlar. 1998'den beri öğrenime devam eden bu üniversite meyve vermeye, Avrupa'da yaşayan müslümanların ihtiyaçlarını karşılamaya başlamış. Hasan Hocam bu meyvelerden biri. Gerek Chateau Chinon ve gerekse Hollanda'daki İslam Üniversiteleri, akademik düzeyde İslami araştırma yapan üniversiteler. İstanbul ve Ankara İlahiyat Fakülteleri de, her sene Avrupa'dan gelen öğrencilerden özel sınıflar oluşturuyor. DİB, bu öğrencileri destekliyor ve yardım ediyor. İnşaallah, bu çalışmalar Avrupa'daki müslüman kardeşlerimizin daha kaliteli İslami eğitim alacaklarının işaretini veriyor.
Vaaz, namaz, dua, ilahiler, zikirler ve İslam Tarihi'nden kıssalarla süslenen Kadir Gecesi programında, bana 40 dakika bir konuşma süresi ayrıldı. Kadir Gecesi'nin müslümanlar için önemini ve bu gece inen Alak Suresi'nin ilk 5 ayetini anlatmaya çalıştım. Özellikle, bu ayetlerdeki anahtar kelimeler durumundaki "oku ve öğren", "öğret", "kalemle yaz" mesajlarına vurgu yaptım. İnsanlığın, Allah'ın adıyla başlayan besmeleli eğitime olan ihtiyacını anlattım. Müslüman ümmetin önündeki en büyük engelin cehalet olduğunu; bu engeli, ilimle ve dinimizi öğrenerek mutlaka aşmamız gerektiğini ifade ettim.
Yatsı ve teravih namazı 1 saat kadar sürdü. Hasan Hocam'ın ipek gibi sesiyle sakin ve itidalli kıraatı hepimizi dinlendirdi. Programda, Trabzon kökenli Muhammed ve Abdülkadir Demir kardeşlerin okuduğu ilahiler cemaati coşturdu. Uzak bir yerden gelen bir dervişin okuduğu ilahiler coşkuyu zirveye taşıdı. Şu sözleri hala kulağımda çınlıyor: "Ey yolcu biraz, gel dinle beni / Devran geçiyor sen kalma geri / Yusuf denilen dünya güzelü / Dooooost... Dooost... Doost..."
Cemiyetin kurucularından Bayram Uçar'ın ifadesine göre, Kadir Gecesi'ne katılan kadın ve erkek sayısı 2 bin civarındaydı. Bunların yüzde 75'i gençlerden oluşuyordu. Cemaatin camiye sığması için 4 kere ayağa kaldırıp iyice yerleştirmek zorunda kaldık. Elhamdülillah, yarım asır önce Avrupa'ya gelen müslümanlar dinlerini ve kimliklerini unutmamışlar. Anadolu'nun inançlı evlatları, her geçen gün artan bir şuurla değerlerine sahip çıkıyorlar. Allah sayılarını artırsın. Bu kervana katılamayanlara da, ibadet şevki, müslüman olma şeref ve huzuru nasip etsin.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



