milli gazete

YayınlarVideoFotoğraf


  1. ARSIV
  2. VIDEO
  3. Sarı Sayfalar

  • ANASAYFA
  • YAZARLAR
  • GÜNDEM
  • SAĞLIK
  • EKONOMİ
  • DÜNYA
  • HABER
  • SPOR
  • AİLE HAYAT
  • KÜLTÜR

29 MAY 2012 SAL
  • HABER INDEKSI
  • ANKET
  • BENİM SAYFAM

GERİ İLERİ
  • HATİB: "İSRAİL SAHTE MEZARLAR ARACILIĞIYLA TARİHİ ÇARPITIYOR"
  • PAKİSTAN'DAN FÜZE DENEMESİ
  • FİLİSTİN'DE MİLLİ MUTABAKAT HÜKÜMETİ GÖRÜŞMELERİ KAHİRE'DE BAŞLADI
  • FATİH SULTAN MEHMET'İN TÜRBESİNİ ZİYARETLE BAŞLADI
  • PKK IĞDIR'DA 10 KİŞİYİ KAÇIRDI
  • PAKİSTAN'DA ENERJİ KRİZİ ELEKTRİK AÇIĞI 7200 MEGAVATA ÇIKTI

Günümüz için Mekke Medine tarihi

24 MART 2009
SAL 04:25

[-] Normal [+]
  • Aile Hayat
  • Tavsiye Et
  • Yazdır
  • Yorum Yaz

Allah'a davet için gelmiş bir peygamberin ne zaman doğduğu, davet etmekle mükellef olduğu insanlar açısından ne önem arz eder? Pazartesi günü doğmasıyla Salı günü doğması arasında da önemli bir fark yoktur. Şüphesiz, ona ait ne varsa bizim açımızdan el üstünde tutulur niteliğe haizdir. Ancak ona ait olanları iki sınıfta ele almamız daha doğru olacaktır: Bizi ona iman bağıyla bağlayan konular ve onun kendine ait, bizce de el üstünde tutulacak konular. Onun boyunun uzunluğu, annesinin adı, evlenme yaşı gibi konular elbette hoş bilgilerden oluşur. Asıl bizi ilgilendiren ise onun bize vermek için ortaya koyduğu şeyler olmalıdır. Aksi takdirde biz, bize ait olanı ihmal ederek kazanacaklarımızı kaybetmiş oluruz. Onun sünnetine ittiba etmeye denk sayabileceğimiz hiçbir tarihi bilgi yoktur.

Bu nedenle siret bilgisinin, doğum günü veya hicretin abartılması, asıl mesele olan onun sünnetini yaşamaya yatırım yapmanın yerini oyduğu sürece öncelikli işlerimiz arasında olmaması gereken bir listede kalmalıdır. Allah Teâlâ peygamberini insanları imana davet etmesi ve ona uymalarını sağlamak için göndermiştir. Onun varlığının temel gayesi peşinden gidilmesidir. Bir dönemin insanları onun peşinden gitmeyi, reklamının yapılması olarak algılamışlarsa asıl alınması gerekeni ihmal etmiş olmaktadırlar. Hedef ittiba etmek, onun şeriatını üstün kılmaktır.

Mekke ve Medine'nin tarihini, iki şehrin tarihi olarak gördüğümüzde de aynı yanılgıya düşmüş oluruz. Mekke ve Medine, iki şehir olmaktan öte, ilk iki uygulama alanı olarak görüldüğünde din penceresinden bakmış oluruz. Mekke ve Medine'nin tarihini, bugün bir benzerini yaşadığımız ve gelecek nesillerin de muhakkak benzerlerini yaşayacakları olayların önümüze konmuş krokisi olarak görmeliyiz. Mekke ve Medine'yi tarihi mekânlar olarak görenler, Uhud'da Hamza radıyallahu anhın kabrini ziyaret edip Hamza'ya ağlayarak boşalıp gelirler. Hamza'ya ağlamak diye bir ibadet yoktur aslında. Hamza'nın Allah yolundaki fedakârlığından ibret almak ise kazandıran bir ziyaret olur. Medine'yi bize ait yapının, kimliğimizin, idealimizin ilk ve ebedi örneği olarak gören göz, hakikati gören bir gözdür.

Mekke tarihimizin özeti

Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimizin nübüvvetini ilan ettiği Mekke'deki görüntü ana hatlarıyla şöyleydi:

1) Hak ve batıl cepheleri bütün güçleriyle hareket halindeydi. Hakkın adamı olanlar ellerindeki her imkânı hakkın hizmetinde kullanıyor, batılın adamları da batılı güçlü kılmak için ellerindekini esirgemiyordu. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ve mü'minler, şartları ileri sürerek kendi içlerine kapanıp kalmıyor, fırsatları iyi değerlendirerek davet hamlesi yapıyorlardı. En olumsuz şartları bile davetin lehine kullanmaya çalışıyorlardı. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ashabına sürekli olarak, önlerine bakma yerine ileriyi, yarınları görmelerini tavsiye ediyordu.

Hicret, bir savunma ve sabır sistemi olarak denenmişti. En son merkez olarak kullanılacak bir zemin araştırması da yapılıyordu. Sonunda bu araştırma Yesrib olarak noktalanmıştı.

2) Hakkın adamları insanî ve ahlâkî ilkeler doğrultusunda çalışıyor, ilkesizliğe kapı açmıyordu. Batılın adamları ise gözleri dönmüş olarak meydanda duruyor, hakkı ezebilmek için ilkeli veya ilkesiz her hareketi benimseyebiliyorlardı. Kendi koydukları ilkeleri bile çiğnedikleri oluyordu.

Batılın taviz karşılığı anlaşma tekliflerinin hiç biri kabul edilmemiş, akideden tavize yanaşılmamıştı.

3) Hakkın adamı olanlar kitle sayılamayacak kadar azınlıktılar. Batılın adamları ise kalabalıkları oluşturuyordu. Bunun yanında hakkın adamı olan mü'minler umumiyetle zavallıları temsil ediyordu. Şehir gücünü elinde tutanlar ve toplumun güçlü gördükleri ise öbür tarafta idiler. Bunun sonucu olarak da mü'minlerin kıt imkânlarla yola devam etmeleri, müşriklerin de dilediklerini yapabilecekleri imkânlarla yol almaları durumu ortaya çıkıyordu.

4) Muhtelif ayetlerden anladığımız önemli bir hakikat Mekke'deki durumu bize izah etmektedir. Mekke'de o dönem için, ahlâkî ölçüler dâhilinde bir kültür mücadelesi yapılmamıştı. Müşrikler eğlenme, alay etme, delilikle itham etme, şahsiyet yıpratma, ekonomik abluka, sosyal baskının her türü ile mücadele ediyorlardı. Mü'minler de en güzel sabır örneklerini, fedakârlığın her türlüsünü yaparak karşılık veriyorlardı. Bu duruma ait çeşitli olayların örnekleri yaygın bir şekilde bilinen siret bilgilerimiz arasında vardır.

Buna karşılık olarak mü'minler, cemaat mantığı ile hareket ediyor. Tek vücut oluyorlardı. Cihadın adı kullanılıyor ama Kur'an'ın tebliği cihadı tatbik ediliyordu.

Mekke'deki bu tablodan, mü'minlerin müdafaa hattında kalmaları, müşriklerin ise sürekli saldıran konumunda olmaları gerekiyordu. Vakıa ise öyle olmadı. Şirk kendini savunma durumunda görüyor, hakları olan putlara tapınmanın kendilerinden gasp edildiğini iddia ediyorlardı. Allah'ın yardımına hak kazanan mü'minler, sabrın akıbetini görmüş ve şirki kendi kalesinde yok olmaya mahkûm etmişlerdi.

Medine tarihimizin özeti

Yesrib'in Medine haline gelme sürecini ve Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin oradaki on yılını ana hatlarıyla şöyle izleyebiliriz:

1) Darulerkam'da gizlice Kur'an okunmaya çalışılan Mekke döneminden sonra, İslam'ı devlet yapma, Allah'ın ahkâmını kanunlaştırma dönemi oldu Medine dönemi. İslam, lütfedenlerin emirlerini yerine getirdiği bir din olmaktan yükselip ayet ayet, hadis hadis hayata nüfuz eden bir din haline geldi.  İslam devletinin temel ilkeleri yerleştirildi. Kıyamete kadar yaşayacak bütün insanların rehberi olacak sistem oluşturuldu. Medine'de yaşayan farklı kesimleri ihtiva eden önemli bir anlaşma yapılarak, kurallı ve ilkeli bir yapılaşma tesis edildi. Kadın ve köle gibi insanlığın kangrenleşmiş sorunlarına en mükemmel çareler oturtuldu. Kadınlar erkeklerin oturduğu yere oturduldu.

2) Mü'minler, aynı anneden doğdukları kardeşleriyle hissettikleri yakınlığı bile aşacak düzeyde bir kardeşlik bağını tesis ettiler. Birbirlerine mal ve can feda etmeye hazır hale geldiler. Böylece, İslam'ın devlet haline gelmesinin en önemli gereklerinden biri olan kenetlenmiş halk kitlesi oluştu. O halk, canıyla, malıyla dini ve dinini yaşadığı toprağı için hazır ordu haline geldi. Konuşmak gerektiğinde konuşan, iş gerektiğinde iş yapan mübarek bir halk tabakası ortaya çıktı. Medine, Kur'an'ın dediklerinin Mushaflarda yazılı iyi sözler olarak kalmasını önleyip, bütün Kur'an'ın tek harfine kadar yaşanmış, gönül rızasıyla tatbik edilmiş bir kitap haline getirmiştir.

3) Medine, İslam'ın geleceği açısından fitne oluşturabilecek Yahudilerden temizlendi. Çünkü Yahudiler, daha önce din görmüş ve o dini tahrif etmişlerdi. Müslümanların dinlerini sulandırmaları açısından ciddi bir tehlike, askeri açıdan da riskli bir konumda bulunuyorlardı. Kısa bir zamanda, imzaladıkları anlaşmalara hıyanet ederek Medine dışına sürülmelerinin yasal zeminini kendileri oluşturdular.

4) Medine'nin dışında kalan devletler ve kabileler davet halkasına alındı. Bizzat Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem onlara elçilerini gönderdi; imana davet edildiler. Açılım merkezden bütün dünyaya doğru gerçekleşti. Medine'ye gelen temsilcilerle görüşüldü. On yıl gibi kısa bir zamanda uluslararası hale gelindi.

5) Ashabı kiram, Mekke döneminde gösterdiği sabrın bir benzerini Medine'de gösterdi. Medine, Mekke'deki olaylardan aşağı kalmayacak sıkıntılarla yoğruldu. İç ve dış sorunlar, ashabın sabır göğsüne çarptı ve zararsız hale geldi. Medine, Mekke'ye göre daha rahat bir dönem değildi. Bilakis daha yoğun ve daha ağır sorunlar yaşandı.

6) Medine döneminde küfrün fikir babalarına karşı yapılan hamleler önemli sonuçlar kazandırdı. Dünya kâfirleri olarak azalmadılarsa da Medine'yi çevreleyen bölgede üretken kâfirler temizlenmiş oldu.

7) Ekonomik yapı güçlendirildi. Sadaka alan konumundan sadaka dağıtan konuma geçildi. Cihadın en önemli türlerinden biri olarak malla cihad geliştirildi.

8) Mescit hayatın merkezi haline getirildi. Ezan simge oldu. Dinin kemale erdiği Kur'an'la perçinlendi.

9) En önemli toplumsal sorunlardan biri olarak münafıklığa karşı tedbirler alındı. Küfür ve nifak meydandan tamamen çekilmedi; fırsatları gözlediği bir sürece girmiş oldu. Müslümanlar da buna karşılık cihad hamlesiyle teyakkuzda oldular.

Özlerde değişme yoktur

İslam'a iman eden insanların özü, ilk mü'minlerle aynıdır. Birinci asır mü'minleriyle günümüz mü'minlerinin özde bir farkı yoktur. Cephenin diğer bölümlerini oluşturan kâfirlerde ve münafıklarda da bir değişiklik yoktur. Araçlar ve renkler değişik görünse de amaçlar ve gayeler aynıdır. Herkes yolundadır ve yolun gereklerini yapmaktadır. Adların değişmesine, renklerin cazibesine aldanacak değiliz. İslam güçlendikçe nifak yayılacak, mü'minler zayıfladıkça da küfür dişlerini gösterecektir. İslam'ın karşısına dikilenin adı Ebu Cehil olsa ne olur Ebu Leheb olsa ne olur?

O günkü sıddık Ebu Bekir'di. Aynı sadakati gösterebildikten sonra bugünkü sıddık Ahmed veya Mehmed olsa ne olur? İman aynı iman, küfür aynı küfür, cephe aynı cephedir.

Geri izlemetrackback
  • staticsBu yazı Aile Hayat bölümü’nde 24.03.2009 tarihinde yayınlandı
  • feedBu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için tıklayınız
  • tags Etiketler: mekke, medine, resulullah, hz. hamza,
Merhaba, yorum yazmak için oturum açınız

yorum yaz

Yorum yazmak için oturum açmanız gerekiyor.
Üye değilseniz, sadece bir dakikanızı ayırarak hemen üye olabilirsiniz.

Oturum açtıktan sonra bu sayfaya otomatik olarak yönlendirileceksiniz.

Yazar

Nureddin Yıldız

araştırmacı yazar

  • Özgeçmişyazarı tanımak ister misiniz?
  • Arşivyazarın diğer tüm makaleleri
  • Mesajyazarla iletişim kurmak için
  1. Bu yazarı benim yazarlarıma ekle
  2. Tüm yazarlar
  • Yazarın

    diğer yazı dizileri en çok yorumlananlar en çok tıklananlar en çok tavsiye edilenler
    1. Veda Hutbesi'nde aile
    2. İş arayanlara iş teklifi
    3. Not defterinden paragraflar
    4. Seçmeye mecburuz
    5. Kadın süslenir
    6. Evlilik hak değil görevdir
    7. Helale yürüyüş
    8. Bu da sabırdır
    9. Ahlâk ne olacak?
    10. Sıçramak hayaldir
    1. Günümüz için Mekke Medine tarihi
    2. Yahudilerin, zulüm ve nankörlük dolu tarihi
    3. Rüya âleminin gerçekleri
    4. Maaş yetmez bereket şart!
    5. Zinanın basamakları
    6. Kadın toplantıları
    7. Fitne zamanında…
    8. İnsanın tamiri mümkündür!
    9. Domatesle başlayabiliriz
    10. Mescid-i Aksa ‘cami’ değildir!
    1. Maaş yetmez bereket şart!
    2. İyi Müslümanlık ölçülerimiz (I)
    3. Onlar değil mi?
    4. Mescid-i Aksa ‘cami’ değildir!
    5. Din yalnızca İslam’dır!
    6. Bedenlerimiz de emanettir(I)
    7. İman testi
    8. Kadın müfti
    9. “En hayırlı gün”
    10. Modern dünyanın garipleri
    1. İstenen kriterde içerik bulunamadı !
  • Aile Hayat

    1. Kaybetmekten korkarız
    2. Erken düşen süt dişleri gelişim problemlerine yol açıyor
    3. Kardeşliğin zirvesi
    4. Vakit Nakittir
    5. İftira edenlerden Allah korusun
    6. Türkiye'de yılda 10 bin çocuk kalp rahatsızlığıyla doğuyor
    7. Çocuklarda okul fobisi
    8. MS hastaları için internette yanlış bilgilendirme tuzakları
    9. İsim koyarken nelere dikkat etmeliyiz?
    10. En ağır imtihanları onlar yaşadı
  • Diğer

    1. Hatib: "İsrail sahte mezarlar aracılığıyla tarihi çarpıtıyor"
    2. Pakistan'dan füze denemesi
    3. Filistin'de milli mutabakat hükümeti görüşmeleri Kahire'de başladı
    4. Fatih Sultan Mehmet'in türbesini ziyaretle başladı
    5. PKK Iğdır'da 10 kişiyi kaçırdı
    6. Pakistan'da enerji krizi elektrik açığı 7200 megavata çıktı
    7. Amasya'da otomobil kamyona çarptı: 4 ölü, 1 yaralı
    8. Ayasofya önünde namazlı eylem
    9. Semih El Hamavi: "Annan Planı muhaliflere ölüm getiriyor"
    10. Gül: İstanbul, insanlığın ortak hafızasını taşıyan eşsiz bir şehir
  • Çok Okunanlar

    1. Fetih namazı
    2. Bu olacak Ayasofya!
    3. Ya Allah!
    4. Fethimiz mübarek olsun!
    5. Şok Detay
    6. Yeni bir düzen kurmanın vakti geldi
    7. Fethin erleri hocasıyla buluştu
    8. Kadın garson zorunluluğu
    9. Dalga askeri aşamadı
    10. Memura maaş farkı ve gecikme zammı
  • Çok Yorumlanan

    1. Yeterlilik derecesi en yüksek ürün kayısı
    2. Zile Kalesi restore ediliyor
    3. Hollande Afganistan'da 'farklı' şekilde kalacak!
    4. Savaşın acı dolu izleri bu müzede
    5. Tekkeler niye kapatıldı?
    6. Küresel ekonomide "Yunan" korkusu
    7. Fransa'yı topa tuttu
    8. Katılım Bankaları yüzde 20'yi hedefliyor
    9. Bol keseden laf var
    10. Avrupa'da resesyon Rusya'da siyasi krize dönüşür
Günün Haber İndeksi
Arşiv & Arama
shape
Gazete Aboneliği | Gündem | Ekonomi | Dünya | Haber | Kültür Sanat | Spor | Medya | Sayfa Başı
Kullanım Şartları | Seri İlan Kullanım Şartları | Seri İlan Hizmetin İade Şartları | Gizlilik İlkeleri | Kurumsal |Yazarlar | Multimedya | Arşiv | Reklam |Irtibat
Sponsor Bağlantılar : Kombi | Özgür Kocaeli Gazetesi

Firma Kayıt rss

Yardım ve Sık Sorulanlar FAQ

Copyright 2005 - 2008 Milli Gazete Basın Yayın A.Ş

prodestek