Saat 9:12... Kapıya baktım gazeteler gelmiş, odada okumaya başladım, daha doğrusu genelde misafir odasında okurum. Hani senede birkaç kez gelecek konukları ağırlamak için esirgenen yılın diğer günleri kullanılmayan misafir odasında. Ama biz onu günlük oda olarak ailecek kullanıyoruz.. 09:17... Gazetelere bakarken cep telefonuma bir kısa mesaj geldi. Filistin’de, Afrika’da açlıktan milyonların ölmesi sözkonusu.. Bir mesaj atın 5 ytl gönderin: İHH... Güne sadaka ile başlamış oldum o miktarı güvenilir adres olan kuruluşla yollayarak… 09:30... Mazhar Alanson ile ilgili yazmış Sadık Yalsızuçanlar… Kabeyi gördüğünde aldığı etki ve ilham ile yaptığı “Yandım Yandım” adlı eserinden sözediyor. Siyah Örtülü Kadın’ın Yaktığı Ateş’ diye sözediyor Kabenin büyülediği Mazhar Alanson’a dair yazdığı yazıdan.. İbni Arabi’nin eseri Arzuların Tercümanı’na gönderme yaparak: “Hangi güzelden sözettiysem hep Sen’in güzelliğinden kinayedir. Hangi evi anlattıysam hep Sen’in Beyt’inden söz ediyorum”… diyerek..
Selamsız şeyh
Geçen hafta Üsküdar Kaknüs Yayınevi’nden aldığım Selam Ali Efendi adlı kitabı bir çırpıda okuyuverdim. Çünkü hem Üsküdar civarındaki semtlere isim olmuş hem de çocukluğumdan beri annemin çeşitli vesilelerle türbesini ziyarette bulunduğu bizi de götürdüğü Selami Baba’yı yakından tanıma gayreti vardı.. Bir de Selamsız adının o zattan alındığını görünce dikkatimi daha çok çekti.. Aslen İstanköyde müftü olarak görev yaparken Üsküdar’a gelip Aziz Mahmut Hüdai hazretlerine intisap eden Selam Ali Efendi daha sonra kendisi Selamiyye kolunu kurarak Çamlıca, Kuruçeşme ve şimdiki Selamsız’da üç tekke açarak hizmete devam eder.. Bir lakabı da Selamsız Şeyh” olan Selami Ali Efendi’nin Selamsız hikayesi şöyle rivayet edilir: Selami Ali Efendi kaldığı semt olan Selamiyye sokağından geçerken etraftaki esnafa hiç selam vermeden geçişi nedeniyle kendisine ‘ne kadar selamsız, hiç selam vermiyor’diye serzenişte bulunurlar. Hatta daha sonra da ‘esnaflar şeyhi’ne şikayette bulunarak niçin Selami Efendi’nin kendi sokaklarından selam sabah etmeden önüne bakarak geçtiğinden dem vururlar.. Bunun üzerine esnaflar şeyhi konuyu Selami Ali Efendi’ye açınca o da: “Gel” der ve katırına onu bindirir kendisi de bir başka katırla yola çıkarlar. Tam o sokaktan geçerken bu sefer esnaf şeyhi gördüğü manzara karşısında birden irkilir ve ürpererek dehşete düşer. Sağlı sollu dükkan sahiplerinin bedenlerinin üzerindeki kafalarının tilki, kurt, kedi, köpek, domuz şeklinde baktıklarını müşahede eder.. Daha sonra aşağıda Selmanipak caddesine varınca Selami Ali Efendi esnaflar şeyhine dönerek: “Ne dersiniz şeyh efendi bu mahlukata selam verilir mi? Esnaf şeyhi son derece üzgün ve perişan:
“Verilmez efendim, verilmez der ve huyları o kadar kötüymüş ki dışarı taşmış, der.. Ertesi gün o esnaflara varır ve onlara seslenerek: “Esas selamsız sizsiniz! Önce siz kendinize bir çeki düzen verin. İçiniz, siyretiniz suretinize yansımış sizin... Bu cadde Selamsız, bu çarşı Selamsız, der. Selami Ali Efendi değil…
Anadolu Gençlik Derneği pikniği
Piknik bence tabiata dönmektir İstanbul’da yaşayanlar için.. Çocuklarla gençlerle hele bir de bol yetişkin ağaçların gölgesi altında Temmuz sıcağında en korumalı mekanlardır birlikte teneffüs edilen hemfikir olduğun kişilerle aynı ortamı paylaşarak yaşadığın saadetli birkaç saat.. Bu Cumartesi tüm İstanbul merkez ve şubeleri ile Anadolu Gençlik gönüldaşları ile Kemerburgaz Kurtkemeri mevkii Ayvat Bendi’nde buluşmaya gurbetten izne dönen dostlarımızı da bekler unutulmaz bir haftasonu fırsatını kaçırmamalarını dileriz.. (Not: Sahneye çıkıp bir dua, bir ilahi, bir fıkra, bir tekerleme söyleyen herkese bir hediye var. Boş gelmeyelim)


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için



