Anayasa değişikliği ve referandum derken birden bire gündeme Baykal ile ilgili görüntüler düştü. Daha doğrusu 'bir görünüp bir kayboldu' misali bir olay yaşandı. Görüntülerin internet sitelerine düşüşü ile çekilişi kısa süre içinde gerçekleşti. Şahsen görüntülerin doğru olup olmayışı, Baykal bir komplo ile mi karşı karşıya yoksa mahrem hayata burnunu sokmuş birilerinin tezgahı ile mi toplum meşgul ediliyor şimdilik kesin bir şey söylemek mümkün değil. Bunun içinde herkes kendine göre tahmine dayalı değerlendirmelerde bulunuyor. Bu arada da yine bir kavramın içi boşaltılıyor ve farklı bir anlam yükleniyor. Bu da kafaların karışmasını artırıyor. Şu olayda içi boşaltılan kavram ise "komplo"dur. Olayla ilgili komplo değerlendirmesini yapanlar sanki bilerek işin aslını gizlemeye çalışıyorlar. Çünkü, var olan bir olayın ahlaki olmayan bir şekilde de olsa sızdırılmasını komplo olarak nitelendireceksek aslı olmayan, tamamen bilgisayar ortamında oluşturulmuş görüntüler gerçek gibi medyaya sızdırıldığında bunu ne diye nitelendireceğiz?
İşin bu boyutu ayrı bir konu olmakla birlikte Baykal'ın istifasını açıkladığı konuşmada kendisine komplo kuranlar için adres olarak iktidarı göstermesini ciddi bulmadığımı belirtmek isterim. Komployu kuranları Baykal yakın çevresinde ararsa daha gerçekçi olur diye düşünüyorum. Bu arada olayın farklı boyutları da söz konusudur. Söz gelimi sadece CHP'yi değil Türk siyasetini yeniden dizayn etmek isteyenler devreye girmiş olabilir. Bu takdirde olayın iç ve dış olmak üzere iki boyutu var demektir. Sanırım bir süre sonra tüm bunlar ortaya çıkacaktır. Ancak çıkana kadar kafalardaki belirsizlik ve bulanıklık sürecek ve yapılmak istenenler de bu arada yapılmış olacaktır. Olayın dış boyutunun hedefi nedir, siyaseti ve özellikle de solu niçin yeniden dizayn etmek istemektedirler? gibi soruların cevapları önem arz ediyor. Baykal'ın istifasının ardından önceden belirlenmiş hedeflere ulaşmak mümkün olabilecek midir? Solun iç dinamikleri bu planın uygulanmasına ne derece engel olabilecek ya da siyaseti yeniden dizayn etmek isteyenlerle anlaşarak bu işe yardımcı mı olunacaklardı? Kısacası olay sadece Baykal'ın istifası ile sınırlı değildir. Çok bilinmeyenli bir denklem toplumun önüne sürülmüştür. Millet bu denklemin bilinmeyenleri ile uğraşırken dileriz toplumun başına yeni bir çorap örülmez.
Bu arada CHP içindeki Baykal'ı geri döndürme çabaları sonuç verse bile artık bu yama dikiş tutmaz. Baykal geri dönmeye ikna edilse de artık parti içindeki eski gücü kalmaz. Buna karşılık Baykal'ın yerine ilk günden medya tarafından aday olarak ortaya atılan isimler de gelecekte CHP'yi bir hizip partisine dönüştürebilir. Baykalla bile tüm toplumu kucaklayan bir parti haline getirilemeyen CHP'nin bir hizip partisine dönüşmesi hem sol hem de Türkiye açısından bir kayıp olur. Elbette tüm bu konularda kararı öncelikli olarak CHP tabanı verecektir. Ancak, Baykal'ın istifa haberini ilk duyduğunda bir yakınımın verdiği, "Baykal kendisine komplo kuranları uzaklarda aramasın, kendi yakınlarına baksın" şeklindeki tepki bana uzak ihtimal olarak gelmedi. Komplocular değilse bile işbirlikçileri Baykal'ın yakın çevresinde olabilirler.
Bu da elbette öncelikli olarak Baykal'ın sorunu. Çünkü Baykal açıklamasında olayı ısrarla komplo olarak nitelendiriyor, hatta bu komplonun iki haftalık bir süre içinde tezgahlandığını belirterek meselenin perde arkasını bildiğini ima ediyordu. Eğer böyle ise bundan sonraki gelişmeleri biraz da Baykal'ın tavrı belirleyecek demektir. Bir anda gündemi değiştiren çevrelerle Baykal ya yeni bir anlaşmaya giderek uzun sürede iç destekçilerin hesabını görecek ya da bir kanara çekilerek "Benden buraya kadar" diyecektir.
Dileriz artık ülkemizin gündemini görünmeyen iç ve dış birileri değil bu millet ve temsilcilerinin belirleyeceği günler uzak değildir.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



