İnsan günahsız yaratılmıştır. Bu safiyetini muhafaza edebilmek için Allah (c.c.) insana günah işlemeden nasıl yaşanabileceğinin yolunu da göstermiştir.
İnsan varoluşunun gereğini ifa ederse tertemiz kalmayı başarabilir. Mesele sorumluluğu kavrayabilmektir. Sorumluluklarını yaşayabilenler iman ve sâlih amelleriyle kendilerinin emniyetini aldıktan sonra tebliğ ve nasihat ile muhataplarının (bütün insanlığının) kurtuluşu için çalışırlar.
İnsan kadın ve erkek olarak yaratılmıştır. Bu iki cinsin arasındaki ahenk felaketlerden uzak olması için de Allah (c.c.) mahremiyeti emretmiştir. Kadın ve erkeğin teşrik-i mesâileri belli ölçülerle/kurallarla kayıt altına alınmıştır. Bu ölçülere göre kadın ve erkek mü'minler:
* Gözlerini harama bakmaktan korurlar. (Nûr Suresi, yet: 30-31)
* Kadınlar zinetlerini açığa çıkarmazlar. (Nûr Suresi, yet: 31)
* Yabancı erkeklerle câzibedar eda ile konuşmazlar. (Ahzab Suresi, yet: 32)
* Yürüyüşlerine hayâ duygusunu egemen kılarlar. (Kasas Suresi, yet: 25)
* Mahremiyetlerini teşhir etmezler. (Ahzâb Suresi, yet: 33)
* Üçüncü bir kişinin olmadığı yerde yabancı erkekle (erkek de kadınla) kalamazlar. (Hadis-i şerifle beyan edilmiştir.)
İslâm'da insan bu çerçevede dizayn edilmiş, uygulamaya dikkat çekilmiştir.
Kadın ve erkek birbirini tamamlayan iki unsurdur. Ailede son sözü söyleyenin erkek olması yönü felâketlere sebebiyet verecek olan dik ve iki başlılığı önlemek içindir ve bunun da şartları vardır. (Nisa Suresi, yet: 34) Bu şartları dikkate almayan şom ağızlılar akılları sıra İslâm'a iftira atmakla kalpleri marazlıların alkışlarını alacaklar. Bekledikleri dünyalıklara kavuşabilirler ama dünya var oldukça lânet halkasını da boyunlarından çıkaramazlar.
İslâm dini kadına ev, erkeğe de cemiyet merkezli bir hayat öngördüğünden kadınlara ev dışı ortamlarda bulunmasını zaruret hallerinde uygun olduğunu beyan etmiştir. Bu husus Kur'an-ı Kerim'de açıkça çok net ifade edilmiştir. Erkeklere verilen talimat bunun tam zıddıdır. Kur'an-ı Kerim kadınlara hitaben "Evlerinizde vakarlarınızla oturun." (Ahzâb Suresi, yet: 33) emrini verirken, erkeklere de "yerin sırtlarında dolaşın ve Allah'ın rızkından yiyin." (Mülk Suresi, yet: 15) diye istikamet beyan etmiştir.
Demek ki kadın, belli ihtiyaçlar için merkezi yaşam yeri olan evinden cemiyete belli ihtiyaçlar için çıkar ve şu ölçüler çerçevesinde hareket eder: "Cahiliye dönemi kadınlarının kırıla döküle ziynetlerini göstererek yürüdükleri gibi yürümeyin. Dışarı çıkarken süslenmeyin, süslerinizi göstermeyin. Sözleriniz karşı cinsin kalplerinde kıpırdama meydana getirmesin. Bu davranışlarınız kalplerinde maraz olanları ümide sokmasın..." (Ahzâb Suresi, yet: 31) Bu uyarıları dikkate alan âlimlerimiz kadınların cadde, sokak, çarşı ve pazarlarda aylak aylak dolaşmalarının fitneye sebep olacağını ifade etmişlerdir. (Alauddin Ebubekir el-Kâsâni. Bedâiu's-Sanâi. C/2. Sf: 338. Beyrut - 1997) Bunları duyunca bazıları âlimlerimizin kadınlara "fitne" dediklerini söylüyorlar. Anlama özürlü böylelerini dikkatli olmaya davet ediyor; âlimlerimizin kadınlara fitne demediklerini böylesi mekânlara çıkmalarının fitneye sebep olabileceklerini ifade ediyorlar. Ayrıca fitne imtihan anlamındadır. Kur'an'da: "Mallarınız ve çocuklarınız sizin için birer fitnedir/imtihandır." buyrulmaktadır. (Tegabün Suresi, yet: 15)
Demek ki, Kur'an ve Sünnet ölçüleriyle yaşamak insanı günah işlemeden yaşamaya, işlenilen günahların da affına hazırlar. Mü'min olarak yaşamanın hazzı da budur işte...


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



