“Maksadımız Allah’ın adını yüceltmektir” diyen Osman Gazi’nin... Çanakkale’de “İşte çiğnetmedi namusunu, çiğnetmeyecek” diyerek şehitliği en büyük rütbe olarak görenlerin torunlarının…
Aynı zamanda onların inancını paylaşan milyonlarca insanın, onun için rüyalar gördüğü, onun için yaşadığı kitabının öğretilmesi konusunda yaşanan ve yapılan tartışmaların yaptığı tahribatı günümüz dünyasında kimse düşünmeye dahi teşebbüs edemez derken...
Günümüz Türkiye’sinde düşünüldü ve yapıldı. Ne adına? Kanun adına... Ne adına? Çağdaşlık adına... Ne adına? Kanun devleti olma adına...
Yapmayınız... Lütfen yapmayınız. Allah’ın kitabını, olur olmaz şekilde tartışma ve tartıştırma konusu yapmayınız. Onu incitmeyiniz. Onun adını, ağızlarına almaya lâyık olmayanların laf söylemesine fırsat vermeyiniz. İş yapıyormuş gibi yapmayınız, iş yapınız.
Seçmeni memnun etmek için, “Bakın biz yapıyoruz, yapmak istiyoruz, fakat görün işte, bize yapma fırsatı vermiyorlar” demek için iş yapmayınız.
“Kaçak Kur’an kursu”... Kaçak kitap... Kaçak kitap okumak... kaçak medenîlik... Kaçak medeniyet.... Allah’ın kitabını bu durumlara düşürmeyiniz.
Herkesin gözü önünde bir yasa çıkarmaya çalışacaksınız. Bu yasayı muhalefetle birlikte günlerce tartışacaksınız. Bir mutabakat oluşturacaksınız. Sonra...
Sonra milletin gözünü boyamak için, son anda “ya tutarsa!” mantığı ile iğreti bir değişiklik yapacaksınız, hem de tartışmanın çıkacağını bile bile... Olacakları, olabilecekleri önceden kestirme gücünden mahrummuş gibi...
Buna tipik bir şark kurnazlığı denir mi bilmiyorum. Allah’ın kitabıyla oynamayınız ve oynatmayınız.
Aynı günlere rastladı. Doğu Anadolu’da evlerinin yıkılmasına engel olmak isteyen bir kısım gafil, polisin üzerine Kur’ân-ı Kerîm’i fırlattı... Kötü emellerine kitabı alet etmek için...
Kitabın suçu neydi? Kitap ne yapmıştı ki onlara? ...Ve evlerini yıkmak isteyenlerle kitabın ne ilişkisi vardı? Kitaba zulmetmeyiniz, kitaba haksızlık etmeyiniz... Kitabı kötü emellerinize alet etmeyiniz. Çünkü kitap insan olmaktır. Kitap insanın dirilişidir. Kitap medeniyettir.
Peki şöyle bir düşünelim! Kur’an bütün bu yerli yersiz tartışmaların neresindedir? O böyle olmasını mı istiyor? Kur’an’ın gayri meşrû ortamlarda ne işi var? Her kim ki Kur’an’ı kendi emellerine alet ediyor, böyle bir ahlâkî çöküntü, o kişi veya kişilerin suçudur. Kur’an’ın değil. Bu gibi hallerde Kur’an’ın tartışma konusu yapılması, en hafif ifadesiyle iyi niyetle bağdaşmayan bir husustur.
Tarihte Kur’an’ı kendi emellerine alet edenlerin iflah olmadığını okuyoruz. Lutfen...
“Herkes suçu birbirinin üstüne attı mı, suçlu bulunmaz. Suç da suç olmaktan çıkıp gizli, baş eğilmez bir hastalığa dönüp için için kemirmeye başlar gövdeyi. Siz aydın kişiler, ışık kuleleri ülkemin, karanlığın binbir tehdidine karşı halkı uyarması gerekenler! Sorarım size: Öz çıkarlarınıza dokunulmadıkça, kendinizi ortaya koydunuz mu, sesinizi halk adına yükselttiniz mi şimdiye dek?” diyen IV. Murad, Turan Oflazoğlu’nun dilinden (IV. Murad, Ankara 1988, s. 75 vd.) Kur’an-ı Kerim’le ilgili olarak yöneten ve yönetilenlere şöyle seslenir:
Kur’an’dır bu! Her karanlığı aydınlatandır bu! Bütün sözlere, bütün eylemlere hakandır bu! Kur’an’dır bu! Yerin göğün sırrını kesin buyruklarla açıklayandır bu! Tekmil peygamberleri doğrulayandır bu! Kur’an’dır bu!
O doğmayan ve doğurmayanın ağzından, doğrudan doğruya onun ağzından konuşandır bu! O ki yerde insanların yürek vuruşunu ayarlayandır. Gökte yıldızların dönüşünü sağlayandır. Onun ağzından konuşandır bu! Kur’an’dır bu!
Sorarım size: Bu kitabın yanıldığını ileri sürecek müslüman var mı içinizde?
Sultanlar sultanı Tevbe sûresinde buyuruyor ki, “Ey inananlar! Tanrı’dan korkun ve sadık kişilerle beraber olun.”
“İnananlar” deniyor... Tanrı’ya inanmayan Müslüman var mı içinizde? Derim ki, kıyamet göğü gergin bir davul kesilip gümbür gümbür ötmeden, yeryüzünü karanlık yankılar
Kanlı çığlıklarla tir tir titretmeden derim ki,
Gecenin sarp doruklarından öfke yangınları kopmadan,
Yamaçlardan inen som ateşten süvariler
Tüm kentleri, köyleri kasıp kavurmadan, derim ki,
Kara elmas tolgalı başbuğ, o yağız Yokluk Sultanı,
Suçlu suçsuz bütün canları
Şimşek bakışlarıyla eritmeden, güzel çirkin tekmil bedenleri kül etmeden
Derim ki,
Kendinize gelin, iş işten geçmeden!


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için



