İsviçre'de minarenin referanduma sunulması ve referandum sonucu ile yasaklanmasının yankıları devam ediyor!
Böyle yasak olmazmış! En doğal insan hakları referanduma sunulamazmış!
Bu İsviçre'nin ayıbıymış!
Tamam, bunların hepsi doğru tespitler ve haklı itirazlar!
Ama bunları söyleyenler kim?
Daha düne kadar "Dinler arası diyalog" diye tutturanlar değil mi?
Daha düne kadar "Üç hak din" diye "son kullanım" tarihi İslam dininin gelmesi ile dolmuş olan dinlere "sonsuz kullanım hakkı" vermeye çalışanlar değil mi?
Daha düne kadar bulundukları makam ve mevkiileri koruyabilmek için Batı alemine akıl almaz tavizleri verenler değil mi?
Şimdi canım minarelerimiz İsviçre'lilerin gözüne batınca feryat ediyorlar! Biz de onlara sabah şerifler hayrola diyoruz!
Ne bekliyorlardı acaba?
Onların da kendileri gibi davranıp diyalog masallarına inanacaklarını mı düşünüyorlardı?
Yahu adamların kendi dinleri ile bir problemleri yok ki!
Kendi dinlerine sıkı sıkıya bağlılar!
Ve farklı bir dine karşı tepkilerini ortaya koyuyorlar!
Hem gözlerine batan sadece minaremiz de değil!
Minare yasağının ardından başka yasaklar gelecektir! Mesela cami yasağı gelecektir! Mesela türban yasağı gelecektir!
Yeni yasaklar birbirini izleyecektir!
Çünkü minare yasağının öncesinde ezan yasağı vardı!
Bizim aymazlar bu yasaktan bir şey anlamadılar!
Adamlar da yasağın kapsamını genişletip minareyi de yasakladılar!
Bununlar yetinmeyecekleri gün gibi aşikar!
Şüphesiz arkasından başka yasaklar gelecektir!
Keşke bizim aymazlarda kendi dinlerine sahip çıkmayı akıl edebilseler!
"Üç hak din" gibi, "dinler arası diyalog" gibi hayali şeyler peşinden koşacaklarına "Allah indinde gerçek dinin İslam" olduğu gerçeğini kavrayarak hareket edebilseler!
Biz asıl ne zaman kaybettik, biliyor musunuz?
"Allah indinde gerçek dinin İslam" olduğu gerçeğini hutbelerde ilan etmekten vazgeçtiğimiz anda kaybettik!
Elin oğlu "Bu gerçek bize uymuyor" dediğinde, bizim aymazların "Size uymuyorsa biz de söyletmeyiz" deyip geri adım attıklarında kaybettik!
Şimdi ise minare yasaklandı diye feryat ediyorlar!
Esas feryat etmelerinin gerektiği zamanda dut yemiş bülbül kesilenlerin feryadına şimdi neye yarar!
Tamam, İsviçre'nin yaptığı büyük ayıp!
Ama biz onların istek ve arzularına uyarak hutbelerimizden kimi ayetleri çıkardığımız zaman daha büyük bir ayıba imza atmamış mıydık?
Evet, sadece minarelerimiz göze batmıyor! Camimiz, ezanımız, namazımız, orucumuz, zekatımız, kurbanımız yani her şeyimiz gözlerine batıyor!


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



