Ülkemizin Başkenti olan Ankara'da şu sıralar bir hareketlilik var. Elbette hemen akla siyasi hareketlilik gelebilir. O zaten malum. Ankara'da siyasi hareketlilik bitmez. O nedenle her daim siyasi gündemden bahsetmek yersizdir. Zira, siyasetin batıni, görünmeyen asıl kalbi toplum yaşamıdır. Mürekkep suretli cümleler vasıtasıyla, toplumun oluk oluk kanayan bir yarasının üzerindeki kirli yara bandını kaldırıp, Ankara'ya ve dahi insanlığa yakışmayan bir tabloyu bu köşemize asacağız.
Ankara Büyükşehir Belediye Başkan Melih Gökçek ve ekibi Hacı Bayram Camii çevresi başta olmak üzere, Ulus civarında tarihi restorasyon projesi başlattı. Doğrusu bu projenin bugüne kadar çoktan başlaması gerekiyordu. Geç kalınmış bir proje olmasına rağmen başlanılması faydalı ve hayırlı olmuştur. Bir yemekli toplantı esnasında Başkan Gökçek'e Hacı Bayram Veli Hazretleri etrafındaki kentsel dönüşüm projesinin ne zaman başlayacağı ve ne zaman bitirileceğini sormuştum. Kendisi şu an zaten orada büyük bir çalışma başlattıklarını ifade ederek, "Biz bu projeyi çok önemsiyoruz. Bu proje bizim tarihe ve medeniyetimize olan saygımızın gereğidir. Ancak bazı engellemelerle karşı karşıyayız. CHP'liler bizim başlattığımız her çalışmayı mahkemeye götürüyor. Her işimizde karşımıza hukuki engeller çıkıyor. Atanan bilirkişiler hep aleyhimize karar veriyor. Bu bilirkişiler genelde Ortadoğu Teknik Üniversitesi'nden seçiliyor. Onlar da bizim aleyhimizde karar veriyorlar. Bugüne kadar lehimize bir karar vermediler. Verdilerse de yüzlerce dava içerisinde olumlu çıkan görüşler bir elin parmağını geçmez. Biz yasal engellerle mücadele ediyoruz" diyerek serzenişte bulundu.
Bu arada şu Altındağ içerisinde yer alan Ulus Merkezi'nde harıl harıl bir çalışma var. Ankara Büyükşehir Belediyesi mezbelelik, virane kalmış yerleri boşaltarak yada rehabilite ederek tarihe, topluma kazandırıyor. Bu aralar Hacı Bayram Camii'ne gidenler bu çalışmayı görebilirler. Bu proje bittiği zaman Ankara, yerli ve yabancı turistlerin gönül rahatlığıyla gezebileceği prestijli bir yer kazanmış olacak.
Yeri gelmişken Altındağ Belediye Başkanı Veysel Tiryaki'ye de teşekkür etmek gerekir. Tinercilerin, gaspçıların, alkol içenlerin barınak yeri olan Hamamönü Bölgesi'nde çok güzel bir tarihi yenileme projesi başlattı ve bitirdi. Tacettin-i Veli Hazretleri'nin kabrinin bulunduğu ve İstiklal Şairimiz Mehmet Akif Ersoy'un İstiklal Marşını yazdığı bölgeyi içler acısı durumdan kurtardı. Buraya çok güzel bir park yaptı. Dün kimsenin geçmediği, insanların yalnız yürümekten korktukları bu bölge cıvıl cıvıl bir hale geldi.
Yine, Ankara'nın Manevi Sultanı, Hacı Bayram-ı Veli'den bahsetmek gerekir. Bu büyük Allah Dostu'nu anlatmaya ne dil ne kalem ne de akıl kafi gelir. Ancak biz gene de ana hatlarıyla bahsedelim. Ankara'nın Sol Fa Sol Bölgesi'nde doğan bu büyük Allah Dostu'nun asıl ismi Numan'dır. Şeyhi Somuncu Baba'yla, bir bayram günü buluştukları için adına Hacı Bayram denilmiştir. Zamanında ünü kıtaları aşmıştır. Binlerce müridi olmuştur. Osmanlı Sultanı İkinci Murat'ın çok izzet-i ikramına kavuşmuştur. Sultan İkinci Murat bu büyük Hak dostunu o zaman Başkent olan Edirne'de ağırlamıştır. Sultan, Hacı Bayram-ı Veli Hazretlerine Edirne'de kalmasını önermiştir. Hacı Bayram Hazretleri bu öneriyi kabul etmeyerek, Ankara'ya dönmüştür. Bu arada Sultan İkinci Murat ile Hacı Bayram hazretleri arasında geçen bir diyalog önemlidir. Şöyle ki, Sultan İkinci Murat İstanbul'u kuşatıp fethetmek istemektedir. Bu durumu Hacı Bayram-ı Veli'ye anlatır. Büyük veli bu durum karşısında şöyle cevap verir: "Sultanım, İstanbul'u siz değil bizim köse (Akşemseddin) ile şu beşikte yatan Muhammed Fatih fethedecektir" demiştir. Gerçekten bu büyük velinin kerameti gerçekleşmiş, İstanbul'u Akşemseddin Hazretleri ile Fatih Sultan Mehmet fethetmiştir. Hatta herkes bilir ki, Fatih Sultan Mehmet daha çocuk yaşta, yani 14 yaşında, babası tarafından tahta çıkartılmıştır. Babası, Hacı Bayram Hazretlerinin sözünü bildiği için bir an önce Fatih'i tahta çıkartmıştır. Ancak bu yaşta fetih gerçekleşmez. Fatih tahttan iner. İkinci kez tahta çıktığında 21 yaşındadır ve İstanbul'u o zaman fetheder. Ve Hazret-i Peygamber'in (sav) müjdesine mazhar olur.
İşte, anlayan ve hatta anlamayan için bile bu kadar önemli bir zattır Hacı Bayram-ı Veli. Bu büyük velinin çok önemli talebeleri vardır. En meşhurları, çoğumuzun, ismen de olsa, bildiği Akşemseddin Hazretleri ve damadı Eşrefoğlu Rumi'dir. O, hem ilim hem ihlas sahibidir. Binlerce insanı manen diriltmiştir. Füyuzatı halen devam etmektedir. Bunun en açık göstergesi de, belki sizin de içinde bulunduğu, Türkiye'nin ve dünyanın dört bir yanından gelen ziyaretçilerdir.
Gelgelelim, bu büyük velinin bulunduğu bölgede genelev bulunmaktadır. Evet, doğru okudunuz. Hemen caminin karşısında bulunan Bent Deresi denilen bölgede bu genelevde devlet eliyle fuhuş yaptırılmaktadır. Öyle inanıyoruz ki, Hacı Bayram-ı Veli'nin ruhu bu durumdan rahatsız olmaktadır. Ayrıca, hemen caminin altında Hacı Bayramı Veli Hazretlerinin Arapça Hocası Şeyh İzzeddin Efendi bulunmaktadır. Bu bölge manevi bir bölgedir. Geneleve ilave olarak bölgede bulunan otellerde, mezbeleliklerde fuhuş yapılmaktadır. Bu bölgenin bir an önce ıslah edilmesi gerekir. Genelev kaldırılmalıdır. Ve kapatılmalıdır. Burada 'çalışan' kadınlarımız kurtarılıp, rehabilite edilmeli, onlara iş verilmeli ve topluma kazandırılmalıdırlar.
Eğer burası Sayın Gökçek'in öncülüğünde kapatılırsa, eminim Sayın Gökçek'in hem dünyası hem de ahireti Allah'ın izniyle mamur olacaktır. Başkan, 'bu alan bize bağlı değil' dememelidir. Öncü olmalıdır. Yeni nesiller onu genelev kapatan başkan olarak anmalıdır. Başkan bu konuyla ilgili bir çalışma yapıyorsa ya da bilmediğimiz bir durum varsa, bize iletmesi halinde köşemiz kendisine açıktır.
Umarız, Ankara'ya ve insanlığa yakışan bir tablo resmederiz hep birlikte.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:




