2001 krizi. İktisadi gidişatta hiçbir değişiklik olmayağına ilişkin bir inanç vardı. Bir gecede kriz oldu. Namuslu bir iki iktisatçı tarafından krizin geleceğine ilişkin öngörü yoksayıldı.
Asker ile savaş arasındaki ilişki, iktisatçı ile kriz kelimeleri arasında vardır.
2001 krizi öncesi devre, ideolojinin nasıl işlediğine ilişkin bir model-ortamdı. Önde gelen bankacılar, önde gelen televizyon/gazete iktisatçıları, kapitalistlerin akıl hocaları, önlerindeki on yılı görebildiklerini ilân ettiler. On yıl nedir, nasıl görülür, on yılı görmek nedir, sorularını yanıtlamadan.
Krizle ilgili şaşırtıcı en önemli şey tam işte bu. Krizden önce kriz öngörüsünde bulunmanın ideolojik olarak imkânsız sayılması.
Bir ülke neden krize girer? Yanıtı çok kolay bir soru. Birden çok şekilde yanıtlandırılabilir. En pratik olanı şudur: 'Bir önceki kriz neden oldu ise işte o nedenle'.
Bir iki iktisat dersi okumuş bir öğrenci bilir: İktisadi hayat belirli zaman dilimlerinde krizin ortaya çıkması sistemin doğasında vardır. Bunun bilinmemesi, bilinmesinin önünde engeller oluşturulması bir tür mahkûmiyet oluyor.
Foucault'nun temel sorunu, kendimizi mahkûm halinde bulduğumuz gizli sistemleri tanımlamaktır.
İnsanlar, işleyen ideolojinin kurbanı oluyorlar. Görmeleri, bilmeleri, hissetmeleri engellenir, engellemeden rahatsız olan pek yok. Bir bölüşüm meselesi olan iktisatın alanında, daima ve her yerde, bir kapatma olayıdır.
Çalınan mektup hikâyesi. Gizlenmek istenen kağıdın tam da masanın üstünde tüm kağıtların en üstünde tutulması uygundur.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



