Literatürde 'dönme' deyince ilk akla gelen, Sabetaycılık. 17. Yüzyılda İzmir ve çevresinde ortaya çıkan Sabatay Sevi'nin kurucusu olduğu, onu Mesih olarak kabul eden inanç. Genel esprisi ise şu; gizliliğin sürdürülmesi amacıyla bu inanca inananlar bulundukları ülkenin yaygın dininde görünmeyi tercih ederler. Sabetaycılar, belli kurallar dahilinde tamamen müslüman ismi almakta ve kendilerini her bakımdan "şüphe edilmeyecek ölçüde" Müslüman olarak göstermektedirler. Öte yandan kendilerini Yahudiliğe bağlı bir fraksiyon olarak tanımlasalar da Yahudiler tarafından resmi olarak bu dine bağlı kabul edilmezler.
Oysa 'dönme'ler sadece Sabetaycılıkla sınırlı değil.
Bugün, Trabzon'un 70 km. kadar güneyinde, Gümüşhane yöresinde eski adı ile Kromni denilen bölgede yaşayan Hristiyan halk tarihe 'gizli din taşıyanlar' olarak geçti;
Nasıl mı? Okuyalım:
"Bu halk, Osmanlı İmparatorluğu'nun kalbinde, gizli Hristiyanlar olarak, iyi sayılabilecek bir 200 yıl geçirdi. Bölge yerel ağalar ve görev ve haklarıyla imtiyazlı başkalarıyla dolduruldu. Bu karanlık yıllarda, bu basit halk ve yetkilileri kendilerini ve yaşamlarını korumaya ve doğdukları ve çalıştıkları bölgede mahvolmadan kalmaya karar verdiler. Bu itibarla hepsi Müslümanlığa döndüler, fakat ittifakla, kendi geleneksel dinlerini korudular ve böylece Gizli Hristiyanlar oldular. Bu 200 yıl buyunca Gizli Hristiyanlar açık Hristiyanları daima korudular. Esasında Osmanlı bu dağlara yerleşmeyi hiçbir zaman tercih etmedi. Dolayısıyla, idare Gizli Hristiyanlar olan genç Müslümanların eline geçti. Bu durum 4. Murat'ın zamanında oluştu..."
"Mabetler genellikle yeraltındaydı ve insanlar gizli bir iç kapıdan aşağıya inerlerdi. Oda ikonlar ve şamdanlarla doluydu. Hristiyanlar dua ve ayin için orada bir araya gelirdi. Gizli Hristiyanlar aynı Osmanlılar gibi giyiniyorlardı ve konak olarak adlandırılan evleri Osmanlılarınkine benzerdi. Genelde evler iki katlıydı. Dış cepheleri mavi boyalı olup basit geometrik figürler veya geometrik çiçek tasvirleri taşırdı. Bu evler gerçek Osmanlıların konaklarından hiçbir fark içermezdi. Zemin kat, hayvanlarını, sığırlarını kapattıkları ahırdı. Hayvanlar zemin katın yarısını veya daha azını işgal ederdi. Kalan bölüm ağıldan bölünür ve kiler olarak kullanılırdı. Burada dua ve diğer dini görevler için şapel olarak kullanılan bir oda daha vardı. Giysileri süslü değil, gerçek bir Şark Osmanlısı giysisiydi. Yürüdüklerinde soldan sağa uzanan uzun ve bol şalvar örtü giyerlerdi. Belde, kuşak uzun gömleği şalvar örtüye bağlardı. Yelek, kostüme itibar katardı. Kışları, hepsi gösterişli paltolar giyerdi. Baş mutlaka bir fes, sarık veya türbanla örtülürdü...Hat-ı Hümayun sonrasında ve 19. Yüzyılın sonunda Krumiler Hristiyanlığa döndüğünde bu kostümü attılar ve bölge Pontos zipkalarıyla doldu. Ancak, yirminci yüzyıl boyunca bile bu kostümü çıkartmaya razı olmayan sözde Hristiyanlar vardı..." (Gizli Din Taşıyanlar, Yorgo Andreadis, Belge Yayınları, Tlf: (0212) 517 44 53 )
Cumhurbaşkanı Gül ne demek istedi?
Abdullah Gül'ün 'siyasi hesabım, beklentim yok' demesi ne anlama geliyor?
Önce Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün Kanal 24'te açıkladığı, tevile mahal olmayan şu sözlerine bakalım;
"Benim prensibim şu oldu; hangi görevi yapıyorsam, o görevi hakkıyla yapmak... Onun dışında hiçbir şey düşünmedim. Bugün de cumhurbaşkanı olarak, cumhurbaşkanlığı gibi çok sorumlu ve onurlu bir görevi hakkıyla yapmanın dışında bir şey düşünmedim, düşünmüyorum da. Daha da açık söyleyeyim, siyasetle ilgili herhangi bir hesabım da yok. Bunun da bilinmesini isterim.Tekrar söylüyorum, siyasi bir beklenti ve hesap içinde değilim. Zihnimi meşgul eden böyle bir konu söz konusu değil. Siyasette her kademede bulundum. Benim bundan sonra yapacağım şeyler gayet belli. Siyaseti yaptım ve geldim"
Şimdi bu sözler ne anlama geliyor?
1) Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün, "Siyasette her kademede bulundum. Benim bundan sonra yapacağım şeyler gayet belli. Siyaseti yaptım ve geldim." demesi Köşk'ten sonra siyasete nokta koyacağı şeklinde yorumlanabilir de yorumlanamaz da.. Bu cümleleri, "Bu kadar deneyimim var neden devam etmeyeyim" şeklinde değerlendirenler de yok değil.
2) Gül'ün "Siyasetle ilgili herhangi bir hesabım da beklentim de yok" cümlesi çok dikkat çekici. Zira bugüne kadar dile getirilen senaryo, 'Başbakan Recep Tayyip Erdoğan Köşk'e, Abdullah Gül AK Parti Genel Başkanlığı'na' diye formüle ediliyordu. Şimdi bu durum değişiyor mu? Abdullah Gül, siyasette yol arkadaşı Recep Tayyip Erdoğan'dan geleceğe yönelik gerekli yeşil ışığı alamadı mı? Ya da mevcut AKP yönetimi Abdullah Gül'ü gelecekte partinin başında istemiyor mu? Abdullah Gül bunu sezinlediği için mi böyle bir çıkış yaptı? Gül'ün yakın arkadaşlarından gazeteci-yazar Fehmi Koru da yakın zamana kadar bu formülü dillendirenler arasındaydı. Acaba, Köşk seçimi yaklaşırken dengeler değişti mi?
3) O halde Erdoğan'ın Köşk'e çıkması durumunda AK Parti'nin başına kim geçecek? Erdoğan'ın Köşk'e çıkması durumunda bir süredir kulislerde konuşulan Başbakan'a çok yakın bir isim partinin başına mı geçecek?
4) En önemlisi de Abdullah Gül'ün Köşk'ten sonra ne yapacağı. Gül, emekliye ayrılıp torunlarıyla mı ilgilenecek, köşesine mi çekilecek? Bu kadar siyasi deneyimini bir çırpıda çöpe mi atacak? Gül'ün,"Siyasette her kademede bulundum. Benim bundan sonra yapacağım şeyler gayet belli." cümleleri yoruma açık ve de esnek. Yapacağı şeyler ne olabilir? Eski işi İslam Kalkınma Bankası'na mı dönecek. Yoksa yeni siyasi ufuklara yelken mi açacak? İşte bunu da zaman gösterecek?
5) Abdullah Gül'ü az buçuk tanıyan bir gazeteci olarak bu değerlendirmeyi bir 'kırılma noktası' olarak değerlendirmek mümkün. Zira, işler planlandığı gibi gitseydi, Gül bu türden sorular karşısında "O zaman gelsin, değerlendiririz" türünden cümleler sarfederdi...
Ya da tüm bunların dışında bir ihtimal daha var!


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



