Öldürme ve şiddet olaylarında, patlama noktasına ulaşan bir artış görüyoruz. Güvenliğimiz tehdit altında. İnsanın değeri yok. Annesini öldüren kız, ninesini doğrayan torun, aile fertlerini kurşuna dizen baba, bebeğini sobaya atan anne...Sanki insanlar çıldırmış, toplum cinnet geçiriyor.
Bir grup, Mardin'deki bir köyde, akrabalarını katliama tabi tutuyor, 44 kişiyi gözünü kırpmadan öldürebiliyor. Adana'da bir assubay, borçlu olduğu bahanesiyle, 8 akrabasını katlediyor. Liste uzun. Vahşet ve cinnetin hangi noktaya ulaştığını ortaya koyabilmek için, 22. 7. 2009 günü gazetelere yansıyan yalnız bir günlük cinayet ve öldürme olaylarını nakletmek istiyorum. İşte bir günlük bilanço:
Elazığ'da katliam, 6 ölü, 7 yaralı. Şanlıurfa'da iki grup arasında çıkan kavgada 1 ölü, 5 yaralı. Konya'da bir kişi camide saf tutma meselesi yüzünden tartıştığı kişiyi cami çıkışında bıçaklayarak öldürdü. Sındırgı'da bir kişi, ağabeyi ile kavga ederken engellemek isteyen babasını öldürdü. Bursa'da bir kişi, tartıştığı eşini bıçakla öldürdü. İzmir'de alacak meselesi yüzünden arkadaşını öldürdü. Birinci sayfada yayınlanan bu haberlere, trafik kazası sebebiyle ölenler ve basına yansımayanlar dahil değil.
Peki, bu olaylar böyle sürüp gitsin mi?Sorumluluk mevkiinde bulunanlar bir tedbir düşünmüyorlar mı?Seyirci kalacaklarsa, insanların başına niçin çoban oldular?
Manevi hayattan yoksunluk, insanı cinnet, şiddet, intihar veya gayri meşru davranışlara götürüyor. Öldürme ve hırsızlık olayları artıyor, cinayetler adliye koridorlarına kadar uzanıyor. Meselesiz ve idealsiz yetişen gençlerin, frensiz bir araba misali nereye toslayacağı, ne yapacağı belli olmuyor.
Bugün TV'ler suç işlemeyi özendiriyor, suça teşvik ediyor. Uzmanlar, şiddetin ve suç işleme biçiminin "öğrenme yolu ile" olduğu sonucuna varıyor. Film ve dizilerde, suçun işleniş biçiminin detaylı anlatılmasının seyircide öğretici etki yaptığını söylüyorlar. Bir otobüs yolculuğum sırasında, Kanal 7'deki Kurtlar Vadisi dizisinde bir grup, geniş bir kapalı mekanda onlarca kişiyi kurşun yağmuruna tutuyordu. Mardin'den dönerken izlediğim bu görüntüler sebebiyle, Mardin katliamını düşünmeden edemedim. Prof. Dr. Ali Seyyar'ın "Şiddeti medya tetikliyor" sözünü hatırladım.
Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Bardakoğlu, toplumsal problemlerin çözümü konusunda "Merhamet eğitimine ihtiyaç duyulduğu"ndan hareketle şu bilgileri veriyor: "Toplumda bir merhamet eğitimine, şefkat eğitimine ihtiyaç var. Çocuklarımızı küçük yaştan itibaren şefkatle, merhametle, insan sevgisiyle yetiştirmeliyiz. Bilgisayar oyunlarından tutun da, evde bulunan oyuncaklarla bile merhamet eğitimini vermeliyiz. Rüzgar eken fırtına biçer. Çocuklarımızı küçük yaşta yeterli ilgiyi ve sevgiyi göstermezsek, onları Allah ve Peygamber, vatan ve millet sevgisiyle yetiştirmezsek, ileride ruh dünyalarının nasıl şekilleneceğinden emin olamayız. "(18. 07. 2009 tarihli basın)
Sosyal olayları bir bütün halinde ele almak ve çok yönlü çözümler aramak gerekmektedir. Bunlardan en önemlisi de konunun İslami boyutudur. Rabbimiz bize "Layık olduğumuzu bulacağımızı" bildirmektedir. Yüce Rasül (s. a. v) şöyle buyuruyor:
"Bir millet, Allah'ın hükümlerinden başkasıyla hükmederse, mutlaka onların içinde fakirlik yayılır. Bir toplum içinde zina yayılırsa, mutlaka onların içinde ölüm çoğalır. Bir toplum ölçüyü ve tartıyı eksik yaparsa, mutlaka kuraklık ve bitkilerden eksiltme olur. Bir topluluk zekat vermezse mutlaka yağmur ve bereket azalır. "
Evet, zina yayılırsa...Ölümler çoğalır...buyuruluyor. Bugün, ani ölümler ne kadar yaygınlaştı değil mi? Bin senelik tarihimizde ilk defa, AB'ye uyum adına zina yasası çıkaranlar eserleriyle(!) öğünsünler. Onların yüzlerine sürülen bu kara leke, dünya durdukça silinmeyecektir.
Toplum manevi olarak hastadır. Bunun ilacı da manevi eğitimdir. Halkımızın manevi değerlerine sahip çıkmasıdır. Varlığımız ve geleceğimiz buna bağlı...İstiklal Marşı şairimiz ne güzel ifade etmiş:
"Bu hissizlikle cemiyyet yaşar derlerse, pek yanlış;
Bir ümmet göster, ölmüş, maneviyatla sağ kalmış. "
Milletimizin ayakta kalması ancak manevi değerlere iyi sahip çıkmasıyla mümkün. Manevi değerlerden yoksun bir insan et ve kemik yığınından başka nedir ki?. . .
Elbirlik manevi değerlerimize sahip çıkmalı, topluma yepyeni bir aşk ve dinamizm kazandırmanın yolunu açmalıyız.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



