1969 yılında Libya'da yönetime el koyan Yüzbaşı Muammer Kaddafi, ilk iş olarak İngiliz ve Amerikan üslerini kapatır.
Dünyanın her neresinde hangi din veya ırktan olursa olsun sömürgeden kurtulma hareketlerine yardım etmesi,
Siyonistlere karşı olan bütün oluşumlara destek vermesi,
Libya'daki Yahudilerin mal varlıklarına el koyması,
Petrolü Batılıların elinden alarak devletleştirmesi,
Avrupa'da, Afrika'da, Amerika'da açılan camilerin yapımına katkıda bulunması,
İtalya'ya ziyaret için giderken, sömürgen İtalyanların yıllarca baş edemediği, hileyle ele geçirip şehit ettikleri Ömer Muhtar'ın resmini göğsüne rozet yaparak gitmesi
Ve Berluskoni'ye petrol parfümlü elini öptürmesi, Batı'nın afvedeceği şeyler değildir.
1974 yılında "Kıbrıs Barış Harekatı"ında Amerika'nın baskısıyla Birleşmiş Milletler, Türkiye'ye karşı ambargo uygulaması kararı aldığında Türkiye'den istek olmadığı halde kendisi arayarak her türlü yardıma hazır olduğunu bildirmesi,
Türkiye'nin de askeri ihtiyaçlarını tespit ettikten sonra listeye uygun olarak yardım etmesi,
Hatta o günün gazetelerinde Türk uçağına top mermilerini kendi omzunda taşırken görüntülenmesi Batı'nın bilinçaltından silinmemiştir.
O günün haberlerinde Kaddafi, "Eğer bende olmayan silahlara ihtiyacınız olursa, size silah satmayan ülkelerden ben satın alır size veririm" demesi,
Türk hükümeti, "Verdiğin silahların parasını ödeyelim" dediğinde kabul etmemesinin intikamı alınması gerekiyordu ve alındı.
İngiltere'nin en çok satan gazetesi The Sun da ilk sayfadan Kaddafi'nin kanlar içinde bir fotoğrafını vererek "THAT'S FOR LOCKERBİE/Bu Lockerbie için" başlığını atmış.
1988'de Londra-New York seferini yapan Boeing 747 uçağı, İskoçya'nın Lockerbie üzerinde havaya uçurulmuş, 270 kişi yaşamını yitirmişti.
Kaddafi, saldırının sorumluluğnu kabul edip Lockerbie kurbanlarına tazminat ödemişti.
Şimdi alınan intikamdan diğer liderlere ders çıkarması hatırlatılır.
"Eğer verdiğimizi yutmazsan, dediğimizi tutmazsan senin de sonun böyle olur" dersidir bu.
Şemsi Belli:
"Taş yağmuruna tutmuşlardı dört koldan
Başı, bağrı açıktı
Bir tabanca verdim savunsun diye
İlk kurşunu
Bana sıktı" dediği gibi oldu.
Zor günlerde tüm Batıyı karşısına alarak bize silah gönderen adama karşı biz, Amerika/NATO'nun yanında yer aldık ve vurulmasına katkı sağladıktan sonra yaralı bir devlet başkanının yerlerde sürüklenerek öldürülmesi cinayetine ortak olduk.
Suçsuz muydu?
Değildi.
Kaddafi, ulema meclisleri kurduğunda dünyanın her tarafından gelen ulamalar ona yağ çekiyor,
Tarikat toplantılarına katılan Libyalı meşayih ise ömrüne bereket duaları yapıyorlardı.
Halbuki ulema onunla görüşürken yağ çekeceğine Hucurat süresinin "Ey iman edenler, Allah'ın ve Rasülünün önüne geçmeyin ve geçirmeyin" ayetini okusalar ve Hazreti Ebubekir'in seçimle gelmesi gibi Allah'ın kitabını ve Rasülünün sünnetini öne geçirecek ve insanın insana kulluğunu önleyecek kişilerin seçimle gelmesini öğütleselerdi ona da kendilerine de iyilik yapmış olurlardı.
Beş yıldızlı otellerinde ağırlanan gazeteciler onu kara Afrika'nın kaplanı olarak tanıtıyorlardı.
Gazetecileri ayıplamıyorum. Görüşlerini değil, göstermek istediklerini yazarlar.
Kimin uçağına binerlerse onun kılıcını kullandıklarından şimdi görevlerini yapıyorlar ve gelecek uçaktan yer ayırıyorlar.
Binlerce omuz üstünde giderken, on binlerce el alkışlarken, otobüsün ilerlerken şehrin evlerinin pencerelerinden yoluna gül yaprakları saçılırken o manzarayı bir de düş de gör.
Alkış tutan ellerin ayakları altında çiğnenirken, "Yaşa, Varol, başımızdan eksik olma" diye bağıran dillerin diken gibi battığını düş de gör.
Yüzüne karşı sahte gülücüklerle el-pençe divan duranların haince arkadan hançer sapladığını düş de gör.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



