On bir ayın sultanı olan mübarek Ramazan ayının sonuna gelmiş durumdayız. İbadetlerin zirveye ulaştığı, Allah'ın bütün rahmet kapılarını sonuna kadar açtığı, Kur'an-ı Kerim'in nazil olduğu, bin aydan daha hayırlı bir gece olan Kadir gecesini de idrak ettik. Şimdi bir ödül olarak Ramazan bayramı karşımızda... Ümmet olarak hep birlikte bu bayramı coşku içinde geçireceğiz ve Müslüman olarak kul olmanın idrakini yeniden hatırlayacağız. Bu vesileyle Allah'a sonsuz şükürler edeceğiz. İslam coğrafyasında yaşanan ve hepimizi derinden üzen hadiseleri yeniden hatırlayacağız ve bayram vesilesiyle bütün dualarımızı ümmetin birliği, dirliği yönünde yapacağız.
Kanayan yaralarımızın kapanması için bayramlar her zaman bir imkân sunmuştur. Kalplerin yumuşadığı bu anlar her zaman hayırlı sonuçlar doğurmuştur. Müslümanlar için bir ödül olan bayramı, ruhuna uygun olarak yaşamak ve kardeşliği pekiştirecek bir yapıya büründürmek hepimiz için önemli bir görev ve sorumluluktur.
İslam coğrafyası bu bayram öncesi yine büyük acılarla karşı karşıya. Büyük bir afatla karşılaşan kardeş ülke Pakistan'daki manzaralar hepimizin yüreğini burktu. Kurtuluş Savaşı'nda bizi yalnız bırakmayan, elinde avucunda ne varsa bize ulaştırarak ümmet olmanın gereğini yerine getirdiler. Sel felaketi dolayısıyla aç ve açıkta kalan Pakistanlı kardeşlerimiz yardım bekliyor. Şimdi görev sırası Türk halkında. Pakistan için yardım seferberliği başlatan Türk halkı bayramla birlikte daha duyarlı olacak, yardım seferberliği daha da katlanarak büyüyecek ve kardeş ülke Pakistan'ın yaraları daha çabuk sarılmış olacak. Tabi ki Filistin'i, Afganistan'ı, Irak'ı da unutmayacağız.
Ümmet olarak çok zor sınavlarla karşı karşıyayız. Pakistan selin yaralarını sarmaya çalışırken, yardımların yapıldığı yerde bombalar patlıyor, masum insanlar ölüyor. Yine Irak'ta hemen her gün patlayan bombalar ve ölen insanlar kanıksanmış durumda ve vakayı adliyeden sayılıyor. Filistin'de Hamas ile El-Fetih arasında yaşanan tatsız gelişmeler kardeş kavgasının hangi boyutlarda olduğunu ortaya koyuyor. Bütün bu can sıkıcı işleri yapanlar ortaya İslam adına çıkıyorlar. Bu işte bir terslik var. Ölen de Allah diyor, öldüren de. İslam coğrafyasının birçok noktasında yaşanan kardeş kavgası ve dökülen kardeşkanı yaşadığımız paranoyanın boyutlarını ortaya koyuyor. Böylece bütün enerjisini kardeş kavgasında tüketen İslam dünyası, Batı dünyası karşısında güçsüz kalıyor, emperyalizmin oyuncağı haline geliyor.
Şimdi bütün arzumuz dargınlıkların, kırgınlıkların, kavgaların geride kaldığı bir bayramı yaşamak. Yeterince üzüldüğümüz ve canımızın çok yandığı süreçleri yaşadık, yaşıyoruz. Şahit olduklarımız karşısında şaşkın durumdayız. Kendimizi bir kardeş kavgasının tam merkezinde bulduk. Şaşkın durumdayız ve ne yapacağımızı, nasıl davranacağımızı bilmiyoruz.
Kimsenin kimseyi dinlediği yok. Sadece öfkesinin peşine takılarak önüne geleni yıkıp geçen insanlar var. Aklın, sağduyunun yerini kin ve nefret almış. Fitneyi körükleyen adımlar atanlar, farkında olmadan kardeş kavgasına zemin hazırlıyor. Yıllarca öğrendiklerimizle yaşadıklarımız, gördüklerimiz örtüşmüyor. Birçok kötülüğe şahitlik ediyoruz. Kötülüklere şahitlik bile insanı kirletiyor. Bir sükûnet ortamını sağlayacak, kardeş kavgasını bitirecek akil insanların inisiyatif almaları, duruma el koymaları kaçınılmaz oldu. İslam dünyasında sürüp giden kardeş kavgasının nelere yol açtığını ne zaman göreceğiz?
Mübarek Ramazan ayını ibadetle geçiren Müslümanlar, bir ödül olarak bayramı yaşayacaklar. Bayramlar, kardeşliğimizi pekiştirecek, kucaklaşmamızı sağlayacak bir fırsattır. Gelin Allah rızası için bu fırsatı iyi kullanalım. Yaşananları geride bırakalım. Kardeşler topluluğu olmanın neye karşılık geldiğini herkese gösterelim. Böylece elini ovuşturan, sevinç naraları atanların sevinci kursağında kalsın. Buna çok ihtiyacımız var. Bu vesileyle bütün kardeşlerimizin bayramını tebrik ediyorum.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



