O, katillere karşı gelmedi.
Fuhuş tacirlerine "durun" demedi.
Sömürgecilere "ne yapıyorsunuz?" demedi.
Soygunculara, talancılara, yalancılara "Bunlardan vazgeçin" demedi.
Tacizcilere, kadın ticareti yapanlara yanlış yaptıklarını söylemedi.
O, bunların hepsine birden Allah'ın ilk emri olan "Oku" dedi.
Bütün bu kötülüklerin temelinde Allahsız eğitimin etkisi olduğunu Rabbim, Rasülüne öğretmişti.
Onun için "Yaratan Rabbinin adı ile oku" diye başladı.
O eğitimle bütün katilleri, zalimleri adil yaptı.
Fuhuş tacirleri iffet sembolü oldu.
On yılda bir buçuk milyon kilometre kare toprak fethedildi, harp meydanında iki taraftan 240 insan öldü. (Bak: Prof. Dr. Muhammed Hamidullah, Fransızca'dan terceme Prof. Dr. Salih Tuğ, Hz. Muhammed in savaşları, s:11)
Teklif dergisinin 16 Eylül 1988 yılının 17'inci sayısında "ÇIBANBAŞI" başlığıyla yazdığım makalemde "Hayri Kozakçıoğlu (O günün OHAL/Olağan Üstü Hal Bölge Valisi idi) önce Ankara'ya gelsin. Cudi dağında veya komşu ülkede bu işleri yöneten çıbanbaşının Ankara'da okuduğu fakültedeki kitapları, temas kurduğu öğretim görevlileri ve politikaları bir gözden geçirsin. Önce onları yani ciğeri tedavi edebilirse, Kur'an'ı bir şifa hazinesi olarak Ankara'dakilere okutabilirse helikopterlerle dağlara Kur'an'dan ayetler atmaya gerek kalmayacaktır." demiştim.
Aradan 24 yıl geçmiş çıban patlamış kokusu dünyayı tutmuş, yeni çıbanlar çıkmış ve operasyonlarla çıban peşinde koşmaya devam ediyoruz.
Doktor, çıbanı gördüğünde onu bembeyaz ve yumuşak bir pamukla sarıyor ve ciğeri tedavi için çalışmalara başlıyor.
Aslında doktor, kolayı ve etkili olanı tercih ediyor.
Ciğere yönelmese de çıbana yönelse ömrü bir tek hastanın çıbanlarıyla geçer ama yine de tedavi bitmezdi.
Dağdakilerin bu ülke okullarının lise ve üniversitelerinde okumuş olmaları bize bir fikir vermesi gerekirken, fikirsizliğimizden çıbanlara karşı operasyona devam ederek ciğerin çürümesine yardım ediyoruz.
Harp okulunu bitirip teğmen rütbesini takanlarla general veya amiral olanlar aynı eğitimden geçtikleri için olayları aynı mantık dürbününden görürler ve aynı mantıkla çare üretirler.
Hiç biri art niyetli değildir.
Verilen bilgiler doğrultusunda hareket etmektedirler.
Ellisinden sonra namaza başlayan birine bir gün "Maşaallah, beş vakit namazınızı camide cemaatle kılıyorsunuz" dediğimde "Hocam, Askeri lise ve Harp okulundaki aldığım eğitim nedeniyle ben bu halkla bir araya gelemez olmuştum. Bu durumumu kırmak için ısrarla cemaate devam ediyorum" diye cevap vermişti.
"Peygamber ocağı" Hıristiyan aromalı batı eğitimiyle söndürülmemeli.
O, bizim en son ve ilk ocağımızdır.
Amerika'sı, Rusya'sı, Avrupa'sı bizimle ilgili strateji üretirken benim gibi hocaları esas alarak tavır almıyor.
Askeri ve onun direncini esas alıyor.
O direnci kırmamaya, zayıflatmamaya, eğitimle içten çökertmemeye dikkat etmeli.
"Ama batılı ülkeler, özellikle Amerika gibi ülkelerde İslami eğitim yok" derseniz ben de "O zaman oralarda işlenen cinayetlerin sayısıyla Türkiye'dekileri kıyaslayın" derim.
Amerika'da her yıl öldürülen insan sayısı Türkiye'deki bütün teröristlerin sayısından beş kat fazla.
Kanunların elektriğiyle öldürülenler bu rakama dahil değil.
Her üç saniyede bir taciz ve tecavüz olduğunu FBI raporları söyleyiveriyor.
Her yıl bir buçuk milyona yakın araba çalınıyormuş.
Ama Hıristiyan kokulu eğitimden geçen bazı aydıncıklarımız "Oğlumu teröristler öldürsün ama İslam'a karşıyım" mantığıyla hareket ediyorlar.
"Ölümü gör ama ben İslam'ı görmeyeyim"
"Soyguncular evimi talan etsinler, eşime tecavüz etsinler ama İslam gelmesin" diyen bir şaşkınlar gurubumuz var bizim.
"Nedir o İslam, hiç gördün mü, evinize uğradı mı, çarşıda karşılaştınız mı?" diye sorsanız bazıları batılı bir yazardan nakil yapar, bazıları da "eller söyler ben de söylerim" deyiverir.
İşte İslami eğitim bunun için şart.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



