milli gazete

YayınlarVideoFotoğraf


  1. ARSIV
  2. VIDEO
  3. Sarı Sayfalar

  • ANASAYFA
  • YAZARLAR
  • GÜNDEM
  • SAĞLIK
  • EKONOMİ
  • DÜNYA
  • HABER
  • SPOR
  • AİLE HAYAT
  • KÜLTÜR

29 MAY 2012 SAL
  • HABER INDEKSI
  • ANKET
  • BENİM SAYFAM

GERİ İLERİ
  • HATİB: "İSRAİL SAHTE MEZARLAR ARACILIĞIYLA TARİHİ ÇARPITIYOR"
  • PAKİSTAN'DAN FÜZE DENEMESİ
  • FİLİSTİN'DE MİLLİ MUTABAKAT HÜKÜMETİ GÖRÜŞMELERİ KAHİRE'DE BAŞLADI
  • FATİH SULTAN MEHMET'İN TÜRBESİNİ ZİYARETLE BAŞLADI
  • PKK IĞDIR'DA 10 KİŞİYİ KAÇIRDI
  • PAKİSTAN'DA ENERJİ KRİZİ ELEKTRİK AÇIĞI 7200 MEGAVATA ÇIKTI

Gemimi Israil vurdu dostlar!

01 HAZİRAN 2010
SAL 02:25

[-] Normal [+]
  • Kültür
  • Tavsiye Et
  • Yazdır
  • Yorum Yaz

Aynı gemiye binemedik onlarla. Belki de cesaretimiz yoktu. İçimizden ettiğimiz dualara onlar 'yolda' katıldılar. Gitmeyi düşündükleri yerde kardeşleri vardı. Evlerine, sokaklarına, çocuklarına bomba yağan kardeşler. Bir vücudun azası gibiydi onlar. Kardeşlikleri gelip geçici değildi. Uzaktan bakıp hüzünlenmeyle yetinmediler. Durdukları yerde duramayanlardı onlar. Gemi kalkmak üzere uluslararası sulara açıldığında dostlarımızla vedalaşmadık bile. Biliyorduk ki onlar, insani bir amaçla yola çıkmışlardı. Bilmez değildik karşılarındaki gücün zalim olduğunu, gaddar olduğunu, hain olduğunu. Dedelerine çektiren Hitler'den beter çıkmak için yapmadıklarını bırakmadıklarını bilmez değildik. Ama bildiğimizi sandığımız bir şey vardı. Uluslararası hukuk, kamuoyu, devletler, falanlar filanlar...

Oysa onların olması bir şey ifade etmiyormuş. İHH'nın sitesinde gemiden canlı yayın vardı ve ben bir taraftan sayfa için haberleri hazırlıyor bir taraftan da gemideki sükünete dalıp gidiyordum. Bülent Yıldırım'ı, Ümit Sönmez'i dinliyor, arada Adem Özköse'yi izliyor, Hakan Albayrak'ın açıklamalarına bir Arap kanalın muhabiri, bir batı ülkesinin habercisinin sözleri karışıyor, birlikte aynı dilden konuşuyorlardı. Az sonra Ömer Karaoğlu göründü ekranda. Eh be Ömer abi, bir kez daha bizden delikanlı çıktın. Yolculuğun tehlikelerini biliyordun. Karşındaki gücün zalim olduğunu anlattığın ezgilerle kaç nesil büyüdü. Meleklerin kanatlandırdığı, elli ülkeden gönüllünün katıldığı 'Nuh'un gemisiyle açıldın zalimin hak iddia ettiği azgın sulara. "Allah'ım bizi zalimlerden eyleme' en büyük duanızdı. Ömer ağabey çok geniş bir koroya sahip olduklarını söylüyordu. Gemideki gönül insanları yolculuk boyunca ezgilerine eşlik etmişlerdi Karaoğlu'nun. Akşama sürprizimiz var deyince bir kanalda, kalbimi ve gönlümü gemiye ayarladım. Nereye gittiysem dilimden açıldım sulara. Dualar gönderdim onlara. Sevinçler taşıdım İstanbul'dan. Biz ümmettik. 'Biz'i oraya taşıyan Allah'a olan inancımız ve mazlumların yaralarına merhem olmaktı. Hadi Ammar dedik, "Ebabiller sana kanat çırparlar". Akşam ekranlara gelen görüntüler tevekkül sahibi gönül insanlarının yüzlerindeki tebessümün yok olmadığını gösteriyordu. İç huzurları vardı. Belli ki bir yaşındaki çocuğunu kucağına alan anne ve babayı seksen yaşındaki dedeyi bu zorlu yola çıkaran inanç, iman çok güçlüydü.

Kalleşliğin ve vahşetin adı İsrail

Gece kanallar arasında dolaşırken Ömer Karaoğlu'nu aradı gözlerim. Bulamayınca verilen frekanstan gemiden canlı yayını izlemeye koyuldum. Her şey normal giderken içimizi sıkan ne? Ekrana gelen bütün muhabirler aynı tehlikeden söz açıyorlardı. Her dilde anladık ki orada oluşan 'insani'liğin ağır geldiği bir durum vardı. Uzaktan Mavi Marmara ve diğer gemileri taciz eden botları, helikopteri gördük. Her normal insan gibi 'normal' olmasını umduğumuz gelişmelerin üzerine silahların ölüm kusacağını en kötücül düşüncedeki kişiler bile akıllarına getiremezlerdi. Yayın, İsrail'in elektronik tacizi yüzünden kesik kesik geliyordu. Gün ağarmaya başladığında öğrenir olduk ki taciz atışları gerçek bir vahşete dönüşmüştü. İsrail'in 'kalleş'liğinin timsali silahlı gücü, masum ve silahsız insanlara, adeta bir bilgisayar oyunu oynar gibi düzenlediği operasyonla had(!) bildirmişti. Sonrası uzun süredir devam eden belirsizlik. İsrail kalbinin karalığını göstermemek için gemideki insanların akıbetiyle ilgili 'karartma' uyguluyordu. İsrail'in vahşi saldırılarıyla yerle bir olan Gazzelilerde ise umutlu bir bekleyiş hakimdi. Evleri yıkılmıştı, okulları yıkılmıştı, bahçeleri tarumar edilmişti ve yaralarını sarmalarına bile izin verilmiyordu. İşgalci güç adeta dünyayla alay edercesine bombaladığı Gazze'ye İslam coğrafyasından verilecek destekleri bile büyük bir maharetle engelliyordu. Adeta içlerindeki şeytaniliğin üzerini insancıl bir maskeyle örterek 'ama onun uranyumu var, bize saldıracak' dediği İran'a karşı şer ittifakı oluşturma derdiyle zihni bulanmış haldeydi. Amerika'nın demokrat ve siyahi ve dahi insancıllığa yönelik mesaj kaygılı başkanına verilen görev Türkiye'yi İran'a yapılacak saldırı konusunda ikna etmekti. Çünkü İsrail tedirgin oluyormuş. Almanya'yı en büyük korkusundan yakalayarak yıllardır sömüren Siyonizm bu kez İran'ı haritadan silerek kendine güvenli bir alan oluşturmayı düşünüyordu. Sarı öküz hikayesini bilirsiniz. Sıradakini tahmine gerek yok. Dünyayı İran korkusuyla parmağında oynatmaya çalışan Siyonist lobiyi köşeye sıkıştıransa tamamıyla insani yardımla yola çıkan İHH oldu. Daha önce karadan gidilen yolculukta elinden geleni ardına koymayan 'vahşi güç' bu kez gemilerle yola çıkanları kendi karasularına dahi girmeden, uluslararası sularda vurdu. Haksız olduğunu Spielberg çetesinin bile bildiği 'sır'rıyla güç denemesine girişti İsrail. Hollywood lobisine ısmarlayarak çektirecekleri filmi çok merak ediyorum. Sivil bir gruba karşı bir ordunun operasyon yapması film gibi zaten. Ama değerli lobiciler buradan da bir kahramanlık çıkarırlar kendilerine. 'Korkak'lıklarını gizledikleri ölüm makineleriyle film makinelerinin kardeşliğinden bakalım ne yalanlar çıkaracaklar. Utanmadıkları, kendilerini 'insan' gibi görmedikleri yaralılara bile kelepçe takmalarından belli. Karşılarındaki sivillerin yaralarından bomba fışkırabilir diye korkuyorlar her halde. Hem sonra kim inanır onca yolu insani amaçla gelmeye. "Terörist' ilan ettiğinde kimse gıkını çıkaramaz nasılsa. Çıkaran olursa da...

Siyonist lanetliden kalleş pusu

Mavi Marmara, Gazze'yi inşa edecek yükünü belki ulaştıramadı Gazze'ye. Belki şehitlerimize ağlayarak susacağımızı, pısacağımızı düşünüyor Siyonist lanetli. Dünya susacak nasılsa ve gaddarlıklarını herkes görmezden gelecek. Behey şaşkın! Kendi ülkenin milletvekilinin olduğu gemiye bile 'kin'le giriyorsun. Harbin en kalleşcesini 'pusu'luyorsun. Hangi dünyaya anlatacaksın bu zalimliği. Kim senin kalbi sökülmüş zalimliğini görmezden gelebilir. Teknolojik gücün mü, yönetimlerini elinde bulundurduğun ülkelerin zayıflığı mı seni kurtaracak. Musa'sız bir dünyada yaşadığınızı mı sanıyorsunuz. Elinizdeki sopalarla oluşturduğunuz illüzyonun ne kadar daha gözlerini boyayacağını düşünüyorsunuz 'seyirci' dünyanın. Hakkın yardımı diye bir şey duymuş muydun. Mazlumun âhını bir de. Hatırlarsın, eğer unutmadıysan. Hak batıl mücadelesi seninle başlamadı seninle de sona ermeyecek.

Silahlarımız, sınırsız gücümüz, zalimliğimiz yok. Yolda görsen bakmaya erinirsin. Bizi sen sayı hesabıyla bilirsin. İçinden ona kadar sayar, on çocuğu katledebilirsin. Ortadan ikiye ayırdığın hayatları bir de kalın duvarlarla ördün değil mi? Tepelerinden ismini bile bilmediğimiz bir sürü bomba atarak katlettiniz çoluk çocuk demeden. Her evden bir ağıt çıkmazsa mutlu olamazsın İsrail, biliriz biz. Bize öyle kalleşçe oyunlar oynarsın ki çocuğun elindeki oyuncağı alıp bombayla değiştirirsin hayatları. Yetmez, sana oynaman için verilen bölgende işgal oyunlarını ciddiye alarak sürdürürsün. Biz suçumuzu biliriz. Kanla alınan toprakları parayla satmayan ecdadın torunlarıyız biz. Suçumuzu çok iyi biliriz. Hatta öyle biliriz ki, yaptığın tüm zalimlikleri perdeleyecek 'kukla' yönetimlerle geçti bizim ömrümüz. Adınız hep stratejik müttefik oldu. Ne demekse. Çocukları öldürmek için sortilerinizi bizim ovalarımızda yaptınız. Komandolarınız benim aluç yediğim dağlarda tatbikat yaptı. Teknolojik üstünlüğün bilgisayar oyunlarına, çok izlenirlik kılıflı filmlere, çok okuduğumuz yazarların, medyacıların sana ayırdığı baş köşeyle sürekli zihinlerimizi işgal etti. Siz bir de depremde bize yardıma gelmiştiniz değil mi? Şimdi gözlerim yaşardı işte. Çok üzülmüştünüz bize. Gemide komando indirdiğiniz zemine serdiğiniz kırmızı kanların aktığı yerde Türk bayrağı duruyordu, fark ettiniz mi? Yerde yaralı halde yatan 'masum'a sıktığınız o kurşunlar nasıl da sizin insancıllığınızı hatırlattı bana.

Bu satırları yazarken Bülent Yıldırım, Hakan Albayrak, Ebubekir Kurban, Yahya Coşkun, Ümit Sönmez, Ömer Karaoğlu, Mustafa Özcan, Adem Özköse, Demet Tezcan, Ahmet Varol, Rıdvan Kaya, Raad Salah... oluyorum. Ahmet Can'la duvar dibinde oturup çay içmiyorum bu gün. Osman Atalay'la uzun ve heyecanlı sohbetler edemiyorum. Salih Bilici'nin telefonu gidenlerin telefonları gibi konuşuyor: Sinyal sesinden sonra... Onlar bizim yüzümüzdeki utancı almak için oralarda. Onlar benim yerime orada tutuklanıyorlar, en büyük zalimliklerin muhatapları oluyorlar, ben de onların yerine bu satırları yazıyorum. Ne kadar kolaymış yazı yazmak be dostlar. Ve ne kadar zormuş dostları yazmak, dostça yola çıkanları, şehadeti göze alanları...

Artık bir önemi kalmış mıdır, Türkiye ne yapacak, diğerleri ne yapacak sızlanmalarının. Dünyanın suskunluğunun ya da kınamalarının bir anlamı kalmış mıdır? Yürekleri yangın yerine çeviren İsrail'in kan deryasında oynadığı tehlikeli oyunun bir durdurucusu olmayacak mıdır? İsrail'in kendi içindeki 'vicdanlı' insanları bile susturmaya çalıştığı bir dönemde tüm dünya bize 'görmedim, duymadım, bilmiyorum'culuk mu oynayacak?

Bugün her zamankinden çok Fetih Suresi

Bugün çok öfkeliyim dostlar. Bugün çok kızgınız çok. Bugün her zamankinden daha çok Fetih suresi, her zamankinden çok dua, her zamankinden çok gözyaşı... Gazze'de, elinde bayraklarla kendilerine yardım getirmek için yola çıkan gemiyi bekleyen yaşlı amcanın gözyaşı, diri delikanlının heyecanı, 'Özgür Gazze' pankartının taşıyanı oluyorum. Bugün çok farklı dostlar. Bugün devletlerin oynadığı tehlikeli oyunların çok ötesinde bir durum var. Heybesinde sevgi taşıyanların tepesine mermiler yağdı dostlar. Yanlarına kendilerini savunacak silah bile almayan 'insani yardım' erleri katliama uğradılar. Kim öldü kim kaldı, bilmiyoruz. İsrail'in karartması karşısında sesler yükseliyor elbet. Ama henüz beklediğim ses ortaya çıkmadı. Zalime anladığı dilden cevap verecek bir sesi arıyorum ben. İçimde hümanist duygu sarmalıyla dünyayı toz pembe göremiyorum. İçimde ordular birikiyor. İçimde isyanlar, içimde 'Allahu Ekber' Yüksek koltukları severmiş İsrail. İçlerindeki alçaklığı böyle gizlemeye çalışırlarmış. Her aileden çok şehit mutlu edermiş onları. Kendilerine doğrultulabilecek çatapat tabancaların, uyduruktan yapılmış füzelerin bile 'tehdit algılaması'na girdiği barışcıl bir güçmüş İsrail. Ya da 'seni takmıyorum dünya' diyen bir çılgın. Hangisini tercih ederseniz.

Allah'ın vaadi var

Benim gemim yerine ulaştı bile. Uçarcasına gitti filo. Gazze'ye indirdi yüklerini. Çocuklar artık okula gidebilecekler. Babalar işleri ve gündelik telaşları içinde olacak. Analar çocuklarının okuldan gelmesini bekleyecek. Benim gemim şimdi Gazze'de. Daha önce gönderdiğim gemi Saraybosna'ya gitmişti. Dünyanın neresinde bir mazlum varsa oraya gitti gemilerim benim. İçimdeki denizin coşkun dalgaları eşlik ediyor bu yolculuğa. Zalimlerin yeri ise hazır. "Belhüm Adal" kendine yer beğensin azgınlık yaptığı toprağın bir metre altında. Sular yükseliyor, gemi yükseliyor, sular yükseldikçe zalimler ölüyor. Ne zaman mı? Allah'ın vaadi var. "Kafirler istemese de Allah nurunu tamamlayacaktır" Gemimin yelkenleri mazlumların rüzgarıyla şişiyor. Barbaros seferden dönüyor. İçimdeki seyyah Ümmet atlasında kıtalar geziyor. Bu davanın erleri var, şehitleri var, geniş yürekleri. Bu davanın erleri 'sana gelen sende dirilsin' düsturuna inanıyorlar. Zalime bile yardımcı olmak istiyor bu erler, zulme engel olarak. Onlar silahlarla dolaşmadılar hiç. Adını bile bilmediğimiz ülkelerde kurban kestiler yoksullarla. Aldıkları duaları katık ettiler hüzünlü sofralara. Afgan dağlarında, çocuklar için şehid oldular kendi çocuklarını babasız bırakmak pahasına. Onları daha önce de görmüştü dünya. Saraybosna'da destan yazmışlardı silahsız olarak. Taşıdıkları yardımlarla cephelerde ne zorluklar yaşadılar, yılmadılar. Savaşın ortasında gül bahçesinde dolaşır gibi dolaştılar; barış olduğunda ise en çok onlar sevindiler. Yüzlerindeki tebessüm mazlumların feryatları dindikçe çoğaldı.

Şimdi onlar çok uzaklarda. Biliyoruz ki bizim utancımızın izlerini silmek için çıktılar yola. Öyle bir yol açtılar ki artık zalimlerin 'yalan'ları gerçek karşısında paramparça olacak.

Öyle bir yol açtılar ki, gözyaşları sel olacak. Öyle bir yol açtılar ki, umut gözyaşlarıyla doğacak...

Geri izlemetrackback
  • staticsBu yazı Kültür bölümü’nde 01.06.2010 tarihinde yayınlandı
  • feedBu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için tıklayınız
  • tags Etiketler: ihh, gazze, yardım, gemi, israil, hatay, bursa, afganistan, kaza, uçak, saldırı, asker, yaralı, el cezire, kelepçe, ahmet davutoğlu, yunanistan, yayın, görüntü, muş, dua, chp, mhp, saadet partisi,
Merhaba, yorum yazmak için oturum açınız

yorum yaz

Yorum yazmak için oturum açmanız gerekiyor.
Üye değilseniz, sadece bir dakikanızı ayırarak hemen üye olabilirsiniz.

Oturum açtıktan sonra bu sayfaya otomatik olarak yönlendirileceksiniz.

Yazar

Bünyamin Yılmaz

araştırmacı yazar

  • Özgeçmişyazarı tanımak ister misiniz?
  • Arşivyazarın diğer tüm makaleleri
  • Mesajyazarla iletişim kurmak için
  1. Bu yazarı benim yazarlarıma ekle
  2. Tüm yazarlar
  • Yazarın

    diğer yazı dizileri en çok yorumlananlar en çok tıklananlar en çok tavsiye edilenler
    1. Bir şiir günü Küplüce'de!
    2. Dindarların ‘sanat’la imtihanı!
    3. Ertuğrul Günay'ı bu kez dinleyelim!
    4. Ölen beden imiş, aşıklar ölmez!
    5. İyi ki varsın Tuluyhan Uğurlu!
    6. Çocuklara şiir, büyüklere ‘beyaz haberler’
    7. Gemimi Israil vurdu dostlar!
    8. Ödülü yana koy civanım!
    9. Tiyatro kapattırmışım heyhat!
    10. Sinemaya neden “Güven”elim?
    1. Mahsun Kırmızıgül ‘korku’ya oynadı
    2. Mısır’ın “Nobel”li yazarı Necip Mahfuz öldü
    3. Gül yetiştiren adam
    4. Türk sinemasının rüzgârı sensin
    5. Baba, Mahşer bu oyunun neresinde?
    6. Konuşan Danimarkalı Ferhan mı?
    7. Kızkalesi’nde "Küçük Prens" hüznü
    8. Sinemamız Akkad’sız artık!
    9. Mektup dergisi ara verdi
    10. ‘Korku’ya oynayanlar ve korkanlar
    1. Mahsun Kırmızıgül ‘korku’ya oynadı
    2. Cahit Zarifoğlu Şiir Ödülü niçin verilmedi, açıklıyorum
    3. Mektup dergisi ara verdi
    4. Ömer Karaoğlu ‘özel’
    5. Vurun inanana
    6. Selamünaleyküm kovboy
    7. Rüzgâr bekleyen sinema
    8. Gözyaşımdan tut kaldır beni
    9. Sıkı Korkular Sıkı Senaryoların Eseri
    10. Özgürlüğün bir bedeli var!
    1. İstenen kriterde içerik bulunamadı !
  • Kültür

    1. Şiirin kalesinde Türk şiiri
    2. Hece dergisinde Kalmak
    3. Tasavvuf Seni Çağırıyor
    4. Tarım ve İnsan Ulusal Fotoğraf Yarışması için başvurular başladı
    5. Goethe Enstitüsü 2012 Grimm Yılı Edebiyat Çeviri Yarışması yapıyor
    6. Altın Koza Film Festivali jüri başkanı belli oldu
    7. Van Kalesi surları restore ediliyor
    8. Tekkeler niye kapatıldı?
    9. Savaşın acı dolu izleri bu müzede
    10. Zile Kalesi restore ediliyor
  • Diğer

    1. Hatib: "İsrail sahte mezarlar aracılığıyla tarihi çarpıtıyor"
    2. Pakistan'dan füze denemesi
    3. Filistin'de milli mutabakat hükümeti görüşmeleri Kahire'de başladı
    4. Fatih Sultan Mehmet'in türbesini ziyaretle başladı
    5. PKK Iğdır'da 10 kişiyi kaçırdı
    6. Pakistan'da enerji krizi elektrik açığı 7200 megavata çıktı
    7. Amasya'da otomobil kamyona çarptı: 4 ölü, 1 yaralı
    8. Ayasofya önünde namazlı eylem
    9. Semih El Hamavi: "Annan Planı muhaliflere ölüm getiriyor"
    10. Gül: İstanbul, insanlığın ortak hafızasını taşıyan eşsiz bir şehir
  • Çok Okunanlar

    1. Fetih namazı
    2. Bu olacak Ayasofya!
    3. Ya Allah!
    4. Fethimiz mübarek olsun!
    5. Şok Detay
    6. Yeni bir düzen kurmanın vakti geldi
    7. Fethin erleri hocasıyla buluştu
    8. Kadın garson zorunluluğu
    9. Dalga askeri aşamadı
    10. Memura maaş farkı ve gecikme zammı
  • Çok Yorumlanan

    1. Yeterlilik derecesi en yüksek ürün kayısı
    2. Zile Kalesi restore ediliyor
    3. Hollande Afganistan'da 'farklı' şekilde kalacak!
    4. Savaşın acı dolu izleri bu müzede
    5. Tekkeler niye kapatıldı?
    6. Küresel ekonomide "Yunan" korkusu
    7. Fransa'yı topa tuttu
    8. Katılım Bankaları yüzde 20'yi hedefliyor
    9. Bol keseden laf var
    10. Avrupa'da resesyon Rusya'da siyasi krize dönüşür
Günün Haber İndeksi
Arşiv & Arama
shape
Gazete Aboneliği | Gündem | Ekonomi | Dünya | Haber | Kültür Sanat | Spor | Medya | Sayfa Başı
Kullanım Şartları | Seri İlan Kullanım Şartları | Seri İlan Hizmetin İade Şartları | Gizlilik İlkeleri | Kurumsal |Yazarlar | Multimedya | Arşiv | Reklam |Irtibat
Sponsor Bağlantılar : Kombi | Özgür Kocaeli Gazetesi

Firma Kayıt rss

Yardım ve Sık Sorulanlar FAQ

Copyright 2005 - 2008 Milli Gazete Basın Yayın A.Ş

prodestek