milli gazete

YayınlarVideoFotoğraf


  1. ARSIV
  2. VIDEO
  3. Sarı Sayfalar

  • ANASAYFA
  • YAZARLAR
  • GÜNDEM
  • MEDYA
  • EKONOMİ
  • DÜNYA
  • HABER
  • SPOR
  • AİLE HAYAT
  • KÜLTÜR

07 ŞUB 2012 SAL
  • HABER INDEKSI
  • ANKET
  • BENİM SAYFAM

GERİ İLERİ
  • GÜN ORTASINDA CAMİLERİ YAKTILAR
  • MERSİN'DE MUHTEŞEM MİLLİ GAZETE GECESİ
  • "ERBAKAN'IN ETKİSİ HİÇ BİTMEYECEK"
  • BATILIN HÂKİM OLDUĞU YERDE, SAADET OLMAZ
  • BU KAFAYLA YERLİ OTO HAYAL
  • DÜNYADAKİ EN BÜYÜK SORUNU TÜRKLER ÇÖZDÜ!
  • ERBAKAN'IN YERLİ OTO ÇABASINI UNUTMAYIZ
  • TÜRKİYE DAHA ETKİLİ OLMALI
  • KANAYAN YARA KEŞMİR
  • İSTİKLAL MAHKEMELERİ KAYITLARI YAYINLANSIN!

Gemi Su Alıyor

28 ARALIK 2005
ÇAR 10:34

[-] Normal [+]
  • Gündem
  • Tavsiye Et
  • Yazdır
  • Yorum Yaz

GEÇEN hafta tanıdık bir dükkandan bir gömlek aldım, parasını ödemek üzere elimi pantolonumun cebine attım, eyvah paralar yok!.. Başka yere koymuşumdur diye ceketimin, paltomun ceplerini araştırdım, onlarda da yok. Dükkan sahibi “Sonra ödersiniz...” dedi. Bereket versin eve tramvayla dönecek kadar bozuk param vardı...

Eve geldim, kaybettiğim paraları arıyorum. O gün pantolonlarımdan birinin paçalarını kısalttırmıştım, onun ceplerine baktım, meğerse paralar oradaymış... 200 İsviçre frangı, 150 lira kadar da Türk parası saydım, eksik yoktu, tamamdı.

Pantolon tamircisine ilk defa iş yaptırtmıştım, kendisini tanımıyordum, dükkânı evime yakın bir yerde de değildi. Dürüst ve temiz bir vatandaşmış, cebimdeki paralara el sürmemiş.

Ülke ve toplumdaki bozukluklardan şikayet edip dururuz. Madalyonun arka tarafında, bu anlattığım dürüstlük gibi iyi ve olumlu şeyler de var.

Acaba bu iyi ve olumlu şeyler genel ve yaygın mı, yoksa nâdir ve istisnaî mi? Bu soruya nasıl cevap vereceğimi bilemiyorum.

Taşraya, küçük şehirlere bir şey söylemem ama İstanbul çok bozuldu. Can, mal, ırz güvenliği kalmadı. Otomobilli kapkaççılar zavallı   kadınların çantalarını kapıyorlar, onları yerlerde sürüklüyorlar, bazısını öldürüyorlar.

1544’te, Fransa elçisinin maiyetinde İstanbul’a gelen bir İtalyan rahibinin hatıralarında şu cümle yazılıdır;

“İstanbul’da, avucunda altın dolu olduğu halde dolaşırsın, kimse yan bakamaz. Pera’da da durum böyledir.”

(Jérome Morand, d’Antibes à Constantinople, Paris, 1901)

Şimdi İstanbul’da bu güvenlik yok. Avrupa Birliği standartlarına uydurulan ceza hukukumuzda hırsızların ve soyguncuların hakları ve güvenceleri soyulanlarınkinden daha fazla.

Âhir zamanda bina, zina ve cinayetler çoğalacakmış.

Kapıkule gümrüğündeki rezaletleri ve yolsuzlukları duymuşsunuzdur. Beni en fazla üzen ve öfkelendiren husus, gönderine Türk bayrağı çekilen resmi bir binada bir fuhuş odası bulunması.

Orada bir mescid açılmasını istesek, bir takımları böyle bir şey laikliğe aykırıdır diye itiraz ederler. Peki, fuhuş odası laikliğe uygun mudur?

Gümrük Bakanlığı’nın eski müsteşarı beyanat vermiş ve “bir sene sonra orada durum yine aynı şey olacak...” demiş.

Eğer bir ülkede can, mal, ırz, namus, din, inanç, vicdan güvenliği yoksa, ben oradaki demokrasiyi ne yapayım...

“Efendi, güvenlik yok ama laiklik var... Ne sızıldanıp duruyorsun... Yoksa laiklik gibi bir nimeti hor mu görüyorsun?..”

Estağfirullah efendim, eyvallah efendim, sürç-i lisan ettikse affola efendim...

İnşallah, eski TCK 312’nci, yeni TKC 216’ncı maddeleri ihlal etmiş olmam; güvenlikle ilgili bazı dilek ve temennilerimi arz etmek istiyorum:

(1) Hırsızlığa, kapkaççılığa, soygunculuğa, yol kesiciliğe o kadar ağır cezalar getirilmeli ki, en profesyonel ve mârifetli hırsızlar bile “meslekten” el çekmeli; “hırsızlık yapmaktansa ölmeyi tercih ederim” demelidir.

(2) Zavallı ve güçsüz bir kadıncağız çantasında bir servet olduğu halde tek başına ülkenin bir ucundan öbür ucuna öyle bir güvenlik içinde seyahat edebilmelidir ki, hiçbir şerir ona yan gözle bile bakamamalıdır.

(3) Evlerin kapılarını kilitlemeye lüzum görülmemelidir.

(4) Kaybolan eşyaların, çantaların, düşürülen cüzdanların sahiplerine geri dönme ihtimali binde 999 olmalıdır.

(5) Manken veya film yıldızı olmak için evinden kaçan 14 yaşındaki salak kız 15 gün sonra evine bâkire olarak dönebilmelidir.

(6) Eskiden olduğu gibi “MAHALLE TEŞKİLÂTI” kurulmalı; küçük anlaşmazlıklar, ufak nizalar polise ve mahkemeye başvurulmadan halkın ileri gelenleri tarafından, tarafların rızası ve hoşnutluğuyla halledilmelidir.

(7) Mahkemeler işsiz, hapishaneler ıssız kalmalıdır.

(8) Birleşmiş MilletlerTeşkilatı’nın her yıl yaptırdığı doğruluk ve temizlik anketi listesinde Türkiye birinci olmalıdır.

(9) Halkımıza, haram yemektense ölmenin yeğ olduğu ilkesi, inancı, düşüncesi ve ahlakı aşılanmalıdır.

(10) Milli eğitim sistemimiz güçlü ve yüksek bilgi ve kültürün yanında köklü bir ahlak ve karakter terbiyesi aşılamalı; bu sayede ceza kanununun uygulanmasına lüzum kalmamalıdır.

Bu isteklerim ve temennilerim nasıl gerçekleşebilir? Bu konuda çok açık konuşamam. Öküz altında buzağı arayan zihniyet yakama yapışır ve beni “ortaçağ karanlıklarını” istemekle suçlayabilir.

Çok büyük bir geminin yolcularıyız, tarih denizinde bir semt-i mechule doğru yol alıyoruz... Geminin düzeni çok bozuk, gemi iyi idare edilmiyor, gemi su alıyor. Gemi o kadar büyük ki, su aldığının farkında değiliz.

Gemide herkes kendi havasında... Sağcı sağcılık yapıyor, solcu solculuk. Geminin sofuları, camisinde namaz kılarken, geminin masonları, locasında âyin yapıyor. Geminin güvenliği bozuk, makineleri yıpranmış, gereken tâmirat ve bakım yapılmıyor. Gemi idaresi çok borçlanmış. Alacaklılar gemiye haciz koymuşlar. Gemi yalpalıyor. Gemi dinamitlenmiş, çatlaklar meydana gelmiş, oralardan su sızıyor... Bu geminin hali ne olacak.

Titanic’in nasıl battığını biliyor musunuz?

O kadar güçlü, o kadar sağlam bir gemiydi ki denize indirildikten sonra kafirin biri “Bu gemiyi Allah bile batıramaz” demişti. Sen misin böyle söyleyen, gemi ilk seferinde battı. Yeterli tahlisiye (kurtarma) sandalı olmadığı için binden fazla insan boğuldu.

Gemi denizde yüzen bir buz dağına çarptı; bir rivayete göre 70, başka bir rivayete göre 90 metre uzunluğunda bir yarık açıldı. Gemiyi inşa eden mühendis oradaydı, hesap yaptı, bu gemi batar dedi. Lakin meret o kadar büyüktü ki, batması saatler sürdü. Buzdağına çarpınca büyük bir sarsıntı olmamıştı. Yolcular facianın farkında değildi.

Gemi batmaya başlamıştı ama:

• Kumar salonunda kumarbazlar oyun oynamaya devam ettiler...

• Dans salonunda orkestra neşeli parçalar çalıyor ve birbirlerine sarılmış çiftler zevk ve şehvet içinde dans ediyorlardı.

• Şatafatlı bir sarayı andıran lüks yemek salonunda nefis yemekler nadide şaraplarla midelere indiriliyordu. Nihayet gemi yana yattı, yolcuların boşaltılmasına düzensiz bir şekilde başlandı.

En son orkestra “Tanrım bizi koru ve kurtar” ilahisini çalmaya başladı.

Titanic, ne kadar büyük olursa olsun, deryada yüzen bir gemiydi, o böyle battı.

Birinci Dünya Savaşı’nda Çanakkale Boğazı’nda bir mayına çarpan dev Bouvet zırhlısı 59 saniyede denizin dibini boylamıştı.

Ülkeler, gemiler gibi batmaz... Biz Türkler tarihte çok devletler batırmışızdır. Bunlardan biri Altın Ordu devletidir. Çoğumuz bu devletin hangi coğrafyada kaç sene hükümran olduğunu bilmez, batmış gitmiştir.

Bugünkü Türkiye’miz, Edirne ile Kars, Sinop ile İskenderun arasında bir vatan parçasıdır. 1912’ye kadar devletimizin batı hudutları Adriyatik Denizi’ne ulaşıyordu. 1918’e kadar Suriye, Lübnan, Filistin, Irak, Kuveyt, Arabistan, Yemen bizim idaremizdeydi. Hepsini yitirdik. Osmanlı gitti de ne oldu? Filistin’e bakalım, Irak’a bakalım...

Biz bu kafada gidersek, gemimizin âkıbeti parlak olmaz.

Geri izlemetrackback
  • staticsBu yazı Gündem bölümü’nde 28.12.2005 tarihinde yayınlandı
  • feedBu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için tıklayınız

Yazar

Mehmet Şevket Eygi

araştırmacı yazar

  • Özgeçmişyazarı tanımak ister misiniz?
  • Arşivyazarın diğer tüm makaleleri
  • Mesajyazarla iletişim kurmak için
  1. Bu yazarı benim yazarlarıma ekle
  2. Tüm yazarlar
  • Yazarın

    diğer yazı dizileri en çok yorumlananlar en çok tıklananlar en çok tavsiye edilenler
    1. Yalan Söyleyen Bakan
    2. Peygamber'i Gerçekten Sevmek
    3. Hak Mezhepler Niçin Lazımdır?
    4. Kötü Düzen Mutlaka Değişmelidir
    5. Mecburî Din Dersleri Aldatmacası
    6. Tevhid ve Şirk
    7. Bu Gidişle Batarız
    8. Helal Kazanç Haram Kazanç
    9. Hangi Cemaatler Ehl-i Sünnettir?
    10. Haklı İsteklerim
    1. Ergenekon Nedir, Neyi Amaçlıyor?
    2. Elimize Geçen Kozları Değerlendiremiyoruz!
    3. Beyinsizler!
    4. Ehlisünnete Karşı Açılan Amansız Haçlı Seferi
    5. Hangi Cemaatler Ehl-i Sünnettir?
    6. Deniz Gezmiş’ler
    7. İslam Dünyasında Rezaletler
    8. Dini ve Namusu Olanlar Kazanamaz
    9. Gemi Su Alıyor
    10. Peygamber'i Gerçekten Sevmek
    1. Yahudiler Davos’un İntikamını Alır mı?
    2. Gerçek ve İcazetli Ulemanın Müslümanları Uyarması Gerekir
    3. Cahiller İctihad Yaparsa...
    4. Kimleri ve Neleri Severim veya Sevmem?
    5. Kemakân Beye Açık Tebrik ve Teşekkür
    6. Bugün Neler Yapmalıyım?
    7. Yahudilerin Büyük Hatâları
    8. Dönen Dolapları Bilmiyoruz
    9. Yaygın Fitne ve Fesatlar
    10. Ergenekon Nedir, Neyi Amaçlıyor?
    1. İstenen kriterde içerik bulunamadı !
  • Gündem

    1. Gün ortasında camileri yaktılar
    2. Mersin'de muhteşem Milli Gazete gecesi
    3. "Erbakan'ın etkisi hiç bitmeyecek"
    4. Batılın hâkim olduğu yerde, saadet olmaz
    5. Manevi eğitim
    6. Otopsi sonucu cinayeti gösteriyor
    7. Dedemin mezarı Diyarbakır Orduevi'nin bahçesinde
    8. 'Kırmızı ışıkta geçmek caiz değil'
    9. Rusya'dan füze kalkanı misillemesi
    10. Üniversiteler ilim ve irfan yuvasıdır
  • Diğer

    1. İnfaz değil katliam yapmışlar
    2. PKK'nın infaz şifresi 'Lolan'
    3. Askeri müdahaleden yana değiliz
    4. 'Bizi vuracaklarını düşünmedik'
    5. Uludere raporu 2 ayda tamamlanacak
    6. Savcıya yapılan saldırı terör değil, kişisel
    7. Adalet Bakanlığı'ndan 'rüşvet' yalanlaması
    8. Hükümetin Suriye politikası Meclis'e taşındı
    9. ÜDS'ye başvurular başladı
    10. Kan davası, barış yemeği ile son buldu
  • Çok Okunanlar

    1. Cinayet şebekesi
    2. Bu kafayla yerli oto hayal
    3. Zina serbestken nasıl dindar nesil yetiştirilecek?
    4. İstiklal Mahkemeleri kayıtları yayınlansın!
    5. Erbakan'ın yerli oto çabasını unutmayız
    6. Hakkınızı helal edin, zorla yaptırdılar
    7. Kanayan yara Keşmir
    8. Onlar Allah'a güveniyorlardı
    9. Kendi kendini yalanladı
    10. Kılıçdaroğlu, gerçekleri bilerek çarpıtıyor
  • Çok Yorumlanan

    1. Eski dost düşman olmaz
    2. Yargılamadan düşünün
    3. Soğuk hava yüz felcine yol açıyor
    4. Kuşbakışı Muğla Fotoğrafları sergisi
    5. Vakıf müzelerine ziyaretçi akını
    6. AKM restore edilecek
    7. TT'den Ankara'ya iletişim kulesi
    8. Hat sanatı üstadının 800 yıllık şaheseri
    9. (İMOB), beş günlük ziyaretçi trafiğinin ardından bugün sona eriyor
    10. Özelleştirme İdaresi'nden "şeker" gibi açıklama
Günün Haber İndeksi
Arşiv & Arama
shape
Gazete Aboneliği | Gündem | Ekonomi | Dünya | Haber | Kültür Sanat | Spor | Medya | Sayfa Başı
Kullanım Şartları | Gizlilik İlkeleri | Kurumsal |Yazarlar | Multimedya | Arşiv | Reklam |Irtibat
Sponsor Bağlantılar : Haberler | Bisiklet Mağazası | Bebek Mağazası | ticaretmerkezi.com.tr | Kombi | Bebek Ürünleri

Firma Kayıt rss

Yardım ve Sık Sorulanlar FAQ

Copyright 2005 - 2008 Milli Gazete Basın Yayın A.Ş

prodestek