Yayınlandığı zaman Amerika ve tüm dünyada ilgiyle okunan gazete ve dergilere sıkça konu edilen ''The Next 100 Years-A Forecast for the 21st Century (Gelecek 100 Yıl-21. Yüzyıl için Öngörüler)* adlı kitap, kısa bir süre önce Türkiye'de de yayımlandı.
Amerikalı akademisyen George Friedman'ın yazdıkları oldukça ilginç şeyler. Friedman'ın Türkiye için yaptığı tespitlerse okunmaya değer. Zaten kitabın ilgi çeken yönlerinden biri de bu. Yani Türkiye için yapılan değerlendirmeler.
Yeni Dünya Düzeni'nin nasıl şekilleneceği konusunda çarpıcı tespitlerde bulunan Friedman Türkiye'de çok fazla tanınan bir isim değil. Fukuyama, Chomsky, Wallerstein, Huntington, gibi düşünürlerle yan yana getirdiğimiz zaman, açıkçası Friedman'ın popüler olduğunu söyleyemeyiz. Kitap okuma oranın hayli düşük olduğu ülkemizde Friedman, kısa sürede adından sıkça söz edilen bir stratejist haline geldi. Ama tartışılan bir isim olmadı.
Amerikalıların gelecek üzerine değerlendirmelerde bulunmalarına artık alıştık, özellikle Orta Doğu üzerine olanlara. Friedman'da bu yolda emin adımlarla ilerliyor.
Kitapta, Friedman'ın, Amerikan'ın geleceğinden daha çok, Türkiye'nin geleceği üzerine kafa yorması beni şaşırtmadı. Nedenine gelince, Orta Doğu'da Türkiye ile ABD'nin çıkarları at başı gidiyor. Bu açıdan Friedman'ın yazdıklarının ABD dış politikasından bağımsız olduğunu düşünmek kolaycılık olur.
Friedman'ın söyledikleri Türkiye'de geniş bir kitlenin de yüreğini okşuyor. "İslam dünyasının liderliği" "Osmanlı hakimiyeti" "Türkçe'nin dünya dili olacağı", Türkiye'nin bölgesel bir güç olacağı vurgusu yapan Friedman'ın söyledikleri aslında yeni şeyler değil. ABD uzun bir süreden beri Orta Doğu ve Uzak Asya'da Türkiye'nin rol üstlenmesini istiyor. Irak, Filistin, Suriye, İran, Afganistan, ve Pakistan'da büyüyen sorunlar arasında ezilen ABD, Türkiye'yi bu alanlarda aktif hale getirerek, bir az olsun nefes alma telaşında. Emperyalistler, Türkiye'nin buralarda söz sahibi olabilmesi için önce güçlü olduğunu göstermesi gerektiğinde hem fikirler.
Peki Türkiye güçlü olduğunu nasıl gösterecek? Bam teli de burası zaten. Türkiye gücünü emperyalistlere kafa tutarak değil, bilakis onlarla pazarlık yaparak, rol üstlenmeyi tercih ediyor. Aslında bu bir tercih değil. Oyunu kuranlar Türkiye'nin bu şekilde ön plana çıkmasını istiyorlar. Havanda su dövdürüyorlar yani. Perdenin arkası hayli karanlık anlayacağınız.
Kitapta Türkiye'nin yeni süper güç olacağını yazmaktan çekinmeyen Friedman, Türkiye'nin nasıl süper güç olacağına ise hiç mi hiç değinmiyor. Türkiye'nin süper güç olabilecek ne bir ekonomisi, ne bir sanayisi, ne de mali ve teknolojik gücü var. Siyasal ve entelektüel derinliğimiz ise tartışmaya açık.
O zaman Friedman Türkiye'yi neden bu kadar şişiriyor. Adeta siz aslansınız, siz kaplansız demeye getirip argo tabirle Türkiye'ye gaz veriyor. Bunun bir çok nedeni var. En önemli nedeni de itibar kaybı. ABD İslam coğrafyasında prestijini kaybetti. Onaramıyor. İşte Türkiye'de tam da bu noktada ABD'nin yapamadıklarını yapmak için devreye sokulmak isteniyor. Kitapta Türk okuyucuyu şaşırtacak çok fazla önerme var. Bu açıdan kitabı okuyacak olanlara bir tavsiyem olacak. Kitabı Newton'ca okuyun. Bu ne demek. Elma'nın neden düştüğünü kendinize sorun, ve araştırın. Son yıllarda neden Türkiye'nin bir çok yerinde petrol kuyuları açılmaya başlandı. Daha önce neden açılmadı da şimdi. Acaba Türkiye'nin uluslararası arenada gücünü ispatlaması adına, birileri Türkiye'nin elini mi güçlendirmeye çalışıyor. İşte bu ve benzer sorular.
Friedman'ın öngörüleri arasında çıkabilecek savaşlarda var. 2050 yılında üçüncü dünya savaşı çıkacağından bahseden Friedman'ı yadırgamamak elde değil. Çünkü kendisi Nazilerden kaçan Yahudi bir ailenin ferdi. Amerikalı stratejistlerin pek çoğunda maalesef savaş takıntısını var. Bu takıntının nedeni ABD'nin savaş ekonomisi olsa gerek. Neden kimse sürekli bir barıştan değil de, olası bir savaştan bahsediyor.
Friedman'ın ABD'nin dış politikasını belirleyen "Stratfor" adlı kuruluşun başında olduğunu düşünürsek, kitapta yazılanları altını çizerek okumalıyız. Çünkü bu kuruluş aslında istihbarat amaçlı çalışıyor. Hatırı sayılır bir bilgi ağına sahipler. Kitap üzerine yazılacak çok şey var. Belki başka bir zaman devam ederiz. Türkiye'nin süper güç olması hususuna gelince, dedim ya... Newton...Yer çekimi...Göğün iticiliği...
* Gelecek 100 Yıl-21. Yüzyıl İçin Öngörüler" George Friedman, Çeviren: Enver Günsel-İbrahim Şener, Pegasus yayınları, 2009


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:




