Muhterem Müslümanlar! Ehl-i küfür tarih boyu hep birleşerek Müslümanlara saldırmışlardır. Çanakkale savaşları bunun örneklerinden biridir.
Birinci Dünya Savaşı içerisinde, 3 Kasım 1914-9 Ocak 1916 tarihleri arasında, Çanakkale Boğazı'nda cereyan eden savaşlara, Çanakkale Muharebeleri adı verilmiştir.
Çanakkale Savaşları; Osmanlı Devleti'nin mirasına konmak isteyen Avrupa'nın (ehl-i küfrün) çeşitli siyasi oyunlarının bir sonucudur.
Çanakkale Savaşı'nın esas mimarı İngiliz Devlet Başkanlarından (o zamanın Deniz Bakanı) Churchill (Çorçil)'dir. Küfür ittifakı 18 Mart 1915 günü Çanakkale Boğazı'nı muazzam filoları ile geçmek için zorlamışlar, fakat büyük kayıplar vererek dönmek zorunda kalmışlardı. Bu yenilgiyi hazmedemeyen o günün iki süper devleti, İngiltere ve Fransa, bütün kaynaklarını harekete geçirerek, 25 Nisan 1915 günü Gelibolu Yarımadası'na çok büyük sayıda kuvvet çıkardılar.
Küfür ittifakının çıkarma hareketini Müslüman Türk Milleti, çok kanlı geçen savaşlardan sonra yüzyıllarca dünya barış sembolü olan Osmanlı'yı tarih saflarından silmek isteyenlere dersini vermiştir. Böylece küfür ittifakı dağılmış 1915 yılının sonuna doğru da Gelibolu Yarımadası'ndan çekilmeye başlamışlardır.
Bu savaşlarda Müslüman Türk Milleti 253 bin şehid verirken küfür ittifakının kayıp miktarı 255 bin olarak açıklanmıştır.
Çanakkale Savaşları'na küfür ittifakı olarak İngiltere, Fransa, Anzaklar (Avustralya ve Yeni Zelanda) Hindistan'dan bazı kabileler, İskoçlar, İrlandalılar, Kanadalılar ve Yahudiler birlikte katılmışlardır.
Küfür ittifakı Çanakkale'ye 500 bin askerle gelmiştir. Bu savaşa katılan Müslüman Türk kuvveti ise 700 bin kişidir. 14 ay süren çarpışmalarda bütün mahrumiyetlere ve mühimmat yetersizliğine rağmen, Müslüman TürkMilleti, Çanakkale'nin geçilmez olduğunu ispatlamıştır.
Tarihi kaynaklar Çanakkale Savaşı'nın cereyan ettiği yerde metrekare (m2)'ye 6 bin merminin isabet ettiğini yazıyor. Küfür ititfakına ait 231 gemi, 1155 top her yeri yangına çevirdi. Biz 253 bin şehid verdik ama iman gücünün maddi üstünlükten daha önemli olduğuna cümle alem bizatihi şahid olduğu, İngilizleri sevk ve idare eden Churchill (Çorçil): "Bizi Müslüman Türklerin maddi gücü değil, manevi gücü mağlup etmiştir. Çünkü onların atacak bir atımlık barutları bile kalmamıştır" itirafıyla Müslümanların din ve vatan uğrundaki fedakârlığının ne muhteşem olduğunu anlatıyordu.
Tarih, Çanakkale'deki "Çanakkale Geçilmez" kararının verilişinin aksi sedasını şu ifadelerle kayda geçmiştir.
"Karşılıklı siperler arasındaki mesafe 8 metre idi. Yani ölüm muhakkaktı. Birinci siperdekiler dövüşüyor ve ikincileri, onların yerine gidiyordu. Fakat ne kadar imrenilecek bir soğukkanlılık ve tevekkül ile biliyor musunuz? Öleni görüyor, üç dakika içinde kendisinin de öleceğini biliyor. En ufak bir duraklama bile göstermiyor, sarsılma yok. Okuma bilenler ellerinde Kur'ân-ı Kerim, Cennete gitmeye hazırlanıyorlar. Bilmeyenler Kelime-i Şahadet getirerek yürüyorlar."
Müslüman TürkMilleti Çanakkale Destanı'nı işte böyle yazmıştır.
Muhterem Müslümanlar!
Kur'ân-ı Kerim'de: "Allah yolunda öldürülenleri (şehidleri) ölüler sanmayın; bilâkis onlar diridirler. Rableri katında rızıklanmaktadırlar" Âl-i İmran: 169) buyuruluyor.
Peygamberimiz Efendimiz (s.a.v.): "Cennete girenlerin içinde sadece şehidler dünyaya dönüp defalarca şehid olmayı isterler" (Buhari, Cihâd, 21) beyanında bulunuyor.
Bizler bu ruhu taşıyabilirsek kahraman olabiliriz. Ecdadımız taşıdı; bakınız hepimiz onlarla iftihar ediyoruz. Kahramanca, mertçe, şereflice yaşadılar diyoruz. Ecdadımızla övünüyoruz. Acaba çocuklarımız da bizimle övünebilecekler mi?


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



