Burası Ortadoğu... Bir yanımız Kızıl Deniz, diğer yanımız Sina Çölü. Başımızın üstünde yıldızlar, ayaklarımızın altında toprağın en güzel rengi. Dışardan baktığımızda masal diyarıydı, içine düştüğümüzde cehennem ateşi. Burası Mısır. Gökyüzündeki binlerce yıldızın şahitliğinde Allah rızası için yola çıkanların kanının aktığı yer. Yıllardır Ortadoğu'nun kalbi olan Filistin'de şehit olan kardeşlerimizin kemiklerini bir kez daha sızlatan Ariş Limanı... Arkamızda Kızıl Deniz'in dalgaları, önümüzde taşlar, sopalar, coplar, mermiler, gaz bombaları ve su hortumlarıyla yüzlerce silahlı kuvvet.
Refah Kapısı'na 40 km uzaklıktaki Ariş Limanına günlerce süren sivil, bürokratik görüşmeler sonucu bize verilen sözler üzerine geldik. Gazze'ye bağışlanmak üzere, içleri her türlü yardım malzemesiyle dolu araçlar 14 arkadaşımızın nezaretinde 20 saatlik deniz yolculuğunun ardından buraya varmıştı. Araçlarla birlikte gelen arkadaşlarımızın 2 gün boyunca limanda maruz kaldığı muamele bir yana hava yoluyla Ariş'e ulaşan 500 konvoy katılımcısı da havaalanında saatlerce alıkonuldu, bagajları açıldı, kıymetli eşyaları alındı. Kendisini sözde Müslüman olarak tanımlayan bir devletin Akabe limanından bu yana 10 gündür insani yardım taşıyan ve çoğu Müslüman olan genç, yaşlı, kadın, erkek yüzlerce konvoy katılımcısına uyguladığı zorbalığı bir Müslüman olarak ne kendime ne bir başkasına açıklayabilirim.
Günlerdir bekliyoruz ama karşılaştığımız sadece Mısır Hükümeti'nin sahtekarlığı. 5 Ocak gecesi tüm grupların havaalanından limana ulaşmasının ardından buradan bir bütün olarak çıkarılmayacağımızı araçların bir kısmına el konulacağı söylendiğinde sloganlar, dualarla, nidalarla yaptığımız protestoya Mısır silahlı kuvvetleri ağır bir saldırıyla karşılık verdi.
Yaşananlar tarihin utanç hanesine kaydedildi
Şimdi arkadaşlarımızdan 30'u yaralı 7'si tutuklu durumda. Konvoyun Müslim, gayr Müslim tam 18 milletten gönüllü katılımcısı, Türk ve İngiliz sivil toplum kuruluşları yetkilileri, 5'i Türk biri İngiliz olan bürokratlar burada Gazze için kanlı bir gaza vermekteler.
Dün gece Ariş Limanı'nda yaşananlar tarihin utanç hanesine kaydedildi. Sırf Müslüman oldukları için yılardır zulüm gören, soykırıma uğratılan, katledilen Filistin'e özgürlük taşıyan 200 araç ve 500 silahsız insan dün gece zorbalıkla, şiddetle, kanla karşılandı. Bu cehennem gecenin kurbanı 30 yaralı ve 7 tutuklu arkadaşımız günlerdir maruz kaldığımız hayvani muameleyi olduğu kadar, Filistin'in yalnızlığını da işaretliyor. Filistin meselesini ümmetin meselesi kılamamışken şimdi tüm dünyanın vicdanına seslensek ne olur?
Bugün Gazze için ateşin ortasına düştüğümüz yer Mısır. Yaralı ve tutukluların çoğu bir zamanlar bu topraklara hakim olmuş, adaleti, kardeşliği getirmiş olan Osmanlı'nın torunları.
Şimdi biz İsrail için topladığımız taşları burada, bir Müslüman ülkede döküyoruz. Durmadan soruyorum; Filistin'i kim öldürüyor? Bizim düşmanımız kim?
Tüm bunlar bir tür sayıklama benim için 22 gündür çarpa çarpa bellediğim yepyeni bir ezber. Bugün Filistin'e asıl zulmedenin İsrail'in kolluk kuvveti olan Mısır olduğu ortaya çıktı. Filistin'e özgürlük konvoyu asıl kölelerin kimler olduğunu ayan eden bir Furkan oldu. Bu konvoyla birlikte Ortadoğu'nun üzerindeki kara örtü aralandı ve zalimlerin ayıp yerleri göründü.
Şimdi bu toprakların üzerindeki tüm krallar çıplak. Çünkü onlar yanı başlarında zulüm gören kardeşlerinin ağıtlarına sağır, yoksulluklarına kör, dualarına dilsizler. Gazze için kanlı bir gazayı mübarek kılanlar ise attıkları her taşta, akıttıkları her damla kanda, Filistinli kardeşlerine biraz daha yaklaştılar.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:




