Gazete denilen "kâğıt parçası" bilince hitap eder. İnsan, algılayandır. Herkesi herkesten frekans ayarı ayırır. İhtiyaçlar ayrıştırıcıdır!
"Gündem"in dayanılmaz cazibesine kapılarak, zihnini gazetecinin kitapsızına ipotek eden insanın, -hiç abartmadan söylüyorum-, insanlıktan çıkması kaçınılmazdır kardeşim. Zira insanlıktan çıkmak demek, insanın kendisine ve etrafına zulmetmesinden ibarettir. Kişi, yaratılış tabiatına aykırılaştığı an insanlıktan çıkar. Gıybet normalleştikçe, erkekli kadınlı herkesi kuşatmaya başlar: Kişilerle uğraşmak, derinlemesine yaşayamamanın kanıtıdır. Gazetecinin kitapsızı, kitaplara olan yabancılaşmışlığıyla, besmele çekmeden klavyesinin tuşlarına yönelir. Gerçeği başkalaştırır. Olayı çarpıtarak manipüle eder. Halkını okumaya, düşünmeye, sevmeye alıştırmadığı için besmelesizdir o... Belki de bu yüzden, gazete sayfaları bazı ölüleri ve bazı gerçekleri örter.
İnsan, tartıştığı şeyin çocuğudur aslında. Her şeyi tartışanların her şeyden haberdar olduğunu düşünmek, düşünmeksizin verilen bir hükümdür. Düşünmesizlik, tembelliğe sevk eder insanı: Düşünce tembelliği, uyuşturur kitleleri. Evetlerin ve hayırların içeriğinden bihaber yaşamak, Eric Fromm'un tabiriyle, robotsu uyumluluktur. Düşünmeden edilen bir fikir, "taşınmaktan" ibarettir yalnızca... Gazetecinin kitapsızı, her defasında düşünmeden taşınır. Düşünülenleri dahi düşünmez o! Sorumsuzdur. "İşine bakar." Kitapsız yazanların, yazar bilindiği bir ülkede, bilhassa köşelerde fikre dair bir şey okunamaması tesadüf olmasa gerek. Ne demektir biliyor musunuz, fikirsizliğin modalaşması... Fikirsizliğin modalaşması sonucunda, fikir ötelenir, özeleştiri yoksunluğu yaşanır, yüzeysellik ve seviyesizlik içselleştirilir, "öğretilenlerle" yaşamak ve yaşlanmak kaçınılmazlaşır.
Öte yandan, kitapta her şey yazmaz, ama "yazan birinin", yaşayışı ve yazışı esnasında kitapsızlaşmış olması trajikomik bir durumdur. Diploma, cahilliği gidermez. Yobazlık, bir davranış biçimi olarak, herkeste her hâlükârda görülebilir.
Fikir, kitapsız gazeteci için kuduz köpekten farksızdır. "Herkese hitap eden" gazetecinin kitapsızı, herkesi hoşnut tutmak için mümkün olduğunca fikirden uzak tutar kendisini. Siyasallaşmak, tehlikeli bir olgudur bu ülkede: İlerlemiş teknolojiden devşirilmiş yok edici bir silah, etkileyici ve sürükleyici bir fikirden daha tehlikeli olabilir mi?
Her fikir suçlusu, birer sarışın zencidir. Dışlandığı müddetçe, sarışınlığı belirir. Çünkü mutlular panayırının oyunbozan çocuğu olarak yaşamak bedel ister. Gazetecinin kitapsızı, bu bedele yanaşmaz.
İnsanları birbirinden ayıran şey, niyetleridir.
Sözün özü: Kitapsızlaşan köşelerin enjekte ettiği dedikodularla, güce, iktidara, zevke, şöhrete, mülke, makama tapınarak büyüyen bir nesilden, insanî duyarlılık gereğince, "çağından mesul" bir duruş beklenemez kanaatimce.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



