"Bu elbise bu millete dar geliyor" sözü siyaset yapan yetkililerimizin ağzından hiç düşmez ama kendisi en yetkili yere geldiğinde kendisi de bu millete bir elbise dikmeye başlayınca kendi kalıbının ne olduğu ortaya çıkar.
Eskiden "Bütün akılları bir araya toplamışlar, sonra herkes birini alsın demişler, herkes kendi aklını almış" derlerdi.
Şimdilerde ise geri kalmış ülkelerin insanları kendi akıllarını değil de aklını ezenlerin, aklı üzerinde tepinerek gezenlerin aklını ve o aklın kesip biçtiği elbiseyi giyerek hava atıyorlar.
Patronun giydirdiği iş elbisesindeki patronun adını göstererek diğer ırgatlara hava atan garibanlar gibi.
Bugünlerde bizden geri kalmış, halkı Müslüman ülkelere "Bakın bize ve bizim gibi yiyin, için ve bizim giydiğimiz elbiseden giyinin. "Benim ağam zengindir, benim ağam zengindir..." demeye devam ediyoruz.
Zengin ağamızın kanun kalıbına dökülmüş bütün sömürgen fikirlerini alıyoruz, Anadolu bozkırlarındaki insanlara zorla giydiriyoruz sonra da "Sen benim ülkemdeki teröristi destekliyorsun" diye kafa tutmaya çalışıyoruz.
Terör, kan, barut, gözyaşı, feryat, o hayran olduğumuz, ithaliyle övündüğümüz kanun kalıplarının ürünüdürler.
O sömürgeci kanun kalıplarını koyanların adım attığı her yerde topraklar kızıla boyanıyor.
Hani sevgili Peygamberimizin "Hızır, otsuz bir yere otursa, kalkınca o oturduğu yer yeşerir" dediği gibi bu bizim kendimize örnek ve önder kabul ettiğimiz, her ağzından çıkan her kusmukta binlerce hikmet aradığımız ve senin kanun kalıpların bizim için vazgeçilmez ve önüne geçilmez, onlara aykırı kural konulmaz dediğimiz insanların adım attığı her yerden kan, gözyaşı, yanık kokusu, çocuk, kadın ve ihtiyar insan feryadı yükseliyor.
Beş yılda öldürdükleri Müslüman sayısı beş milyona vardığı halde hala kriterlerini alma yarışındayız.
Taze dimağlara yerleştirilen her kriter, bu dünyada sömürgenliğini artırırken ahrette yanmasına sebep olacak ciğerparelerimizin.
Küçücük akıllarıyla koydukları kriterlere sığmayanları ceza kalıplarıyla yontup sığdırmaya çalışıyorlar.
Ateşin görevi yakmak, akrebin görevi sokmak, mikrobun görevi hasta etmektir.
Müslüman'ın görevi de bütün bunlar arasında, dikenli yolda yalınayak yürürken ayağı dikene kaptırmamak için dikkatli yürümesi gibi yanmadan, inkar zehiriyle zehirlenmeden, şirk mikrobuyla gavurluk hastalığına tutulmadan bu dünyada adam gibi yaşamak ve Hakk'ın huzuruna Mümin olarak varmaktır.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



