Sanıyorum olay bir iki televizyonda ancak haber olarak verildi. O da, küçük bir öğrenci, lise öğrencisi grubunun serüven olsun kabilinden yaptığı bir protesto gösterisi şekline dönüştürülerek sunuldu. Kocaeli'de "Demokrasi Parkı"nda liseli bir grup öğrenci Türkiye'ye yerleştirilecek Füze Kalkanı'nı protesto etmek için çadır kurup eylem yapmak istiyorlar. Televizyon haberine göre, ilk gün sayıları on civarında, ikinci gün daha az katılım oluyor. Özellikle katılımcı sayısının az gösterilmesi, daha başlangıçta olayın amacını geri plana itiverdi. Lise öğrencileri ve birkaç kişilik katılım olduğu belirtilince, zaten sansayonel habere kanıksamış kamuoyu duyarlığında zar zor uyanacak dikkatleri kaynağından boğmak için yetti de arttı bile.
Koltuk altlarına sıkıştırıp getirdikleri çadırı daha açmadan Kocaeli Belediyesi'ne bağlı zabıta derhal müdahale ediyor. Karga tulumba öğrencileri etkisiz hale getirip derdest ediveriyorlar. Bir genç kız öğrencininh sürüklenerek götürülüş kareleri yansıyor ekrana. İnsanın ne kadar hoyratlaşabileceği donup kalıyor camda. Amerika'da polisin göstericileri bağladıktan sonra sıraya dizip biber gazı sıkmasındaki vahşet ile yerde sürüklenen genç kıza reva görülen hoyratlık sadece derece farkı gösterir.
Niçin Füze Kalkanı? NATO planı çerçevesinde üstlenilen bir yükümlülük olarak görülebilir mi? Dahası, NATO denilen kuruluş, bittiği ilan edilen Soğuk Savaş'tan sonra, amaç ve yapılanma bakımından ne anlam ifade etmektedir? Bosna Savaşı'nda görev üstlenmesi, NATO'nun Soğuk Savaş döneminde belirlenmiş amacını muvazaalı hale getirmemiş miydi? Arkasından Afganistan cephesinde konuşlandırılması, NATO'nun saldırıya karşı korunma ve barışı sürdürme amacını ortadan kaldırmış olmuyor muydu? Açıktır ki, NATO adı altındaki yapı ve güç saldırı ve işgal işleviyle donatılmış emperyalizmin hizmetinde bir kuruma dönüşmüş bulunmaktadır. Sade Afganistan değil, birtakım görünüşte hareketler altında Pakistan da onun operasyon alanıdır. Daha geçen gün yanlışlık oldu denilen bir saldırıda yirmidört Pakistan askeri öldürüldü.
'60'lı, '70'li hatta '80'li yılların sözüm ona "sol" kafasıyla NATO'ya karşı çıkmak ile milli, dolayısıyla bağımsızlık ilkesi temelinde NATO'ya karşı tavar almak baştan beri karambole getirilmiştir. Sözgelimi, '60'lı yılların sonlarından itibaren rahmetli Erbakan, milli ve bağımsızlık ilkesi tamelinde NATO'ya karşı görüş ve davranış içinde olduğunu ortaya koymuş ve kendince bir çözüm yolunu da işaret etmişti: "İslam Barış Gücü". Mantıklı, insaflı, öngörülü ve sorumlu her akıl ve vicdanın, bu yolda böyle bir çabanın ne kadar isabetli ve gerekli olduğunu kabul etmesi, bugün daha anlaşılır hale gelmiştir. Ortadoğu'da, İslam ülkelerinde yaşanan ve süren acı olaylar bütün gerçekliğiyle işaret etmektedir.
"Obama ve Amerika'nın görüş ve menfaatleriyle Türkiye'nin görüş ve menfaatleri örtüşmektedir" tarzında yanlış bir önermeden hareket eden Türkiye, topraklarında Füze Kalkanı kurulmasına rıza gösterir hale gelir. Bunun anlamı, NATO'nun emperyalizmin hizmetinde bir kuruluş olduğunu onaylamaktır. Buna karşı çıkacak, en azından kuşku duyacak genç, heyecanlı beyin ve yüreklerin üzerine zabıtayı salıveren anlayışın, İtfaiyeyi, hatta Arama-Kurtarma (AKUT) ekiplerini saldırtması bile beklenen bir tutum olabilir.
Gösteri, protesto, şikayet, direnme vb. Temel insan hak ve özgürlüklerinin bir başka boyutudur mu diyoruz?
Sesiniz duyulmuyor baylar! Zabıta denetim yapıyor pazar yerinde.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



