Bu başlık şu Ermeni Yasa tasarısının Fransa parlamentosunda geçtiği bir zamanda çok mu saçma oldu dersiniz? Böyle kritik bir zamanda böyle bir başlık yakışık alır mı?
Türkiye ile Fransa NATO üyesi iki ülke. İki müttefik, iki stratejik dost. İki medeniyetler birliği üyesi. İki dinler arası diyalog oluşturucusu. Libya kuşatması ve işgalinin iki en önemli ve etkin ortağı. Orta Doğu'da başlatılan "Arap- Amerikan Baharı'nın güçlü iki müttefiki. Fransız laik jakobenliğinin ruh birlikteliği olan iki önemli düşünce ülkesi. Öteden beri İslâm'a karşı ve Osmanlı devletinin çökertilmesinde etkili olan Batıcı Türkiyeliler için çok çok önemli bir merkez. AB'in önde gelen baş yöneticilerinden Fransa kapısında sürünerek ve yalvararak bekletilen bir Türkiye ve ona tepeden bakan bir Fransa. Şimdi şu kıytırık Ermeni yasa tasarısı için Türkiye'nin bir çay kaşığında kopardığı fırtınaya bakın. Böyle bir zamanda böyle bir tasarıyı geçirmenin zamanı mıydı? Henüz şu Fransa gibi ortaklarımızla Suriye sorununu çözmeden, çözemeden yapılır mıydı bunlar?
NATO İzmir Füze üssü ile Malatya Kürecik'teki radar üssü sorunu ülke içinde anlatılamamışken, bunların Müslümanlara ve İslâm ilkelerine karşı yapılmadığı bir türlü Türkiye halkı ikna edilmemişken. Fransa'nın ortaya atılması Ermeni yasa tasarısını parlamentosunda ve senatosunda geçirmesi de neyin nesi oluyor? Türkiye bu yasa tasarısına karşı öfkeliyken ve kimi yaptırımları yapmaya hazırken bu da yapılır mıydı? Henüz buğusu tüten mavi Marmara olayından çark ediş, sessizliğe gömülüş, olayları soğutuş süreci yaşanıyorken... Tek sorun Sarkozy gibi görünüyor. Oysa bu bir Sarkozy sorunu değil. Fransız düşüncesini bilenler bilir. Voltaire'den Renan'dan beri İslâm ve Müslümanlara karşı olan düşmanlık, önyargı ve nefret öyle yeni bir olay değil. Salt Sarkozy ile sınırlandırılamaz. Renan İslâm ve Türk düşüncesini hiç mi hiç ciddiye almaz. Müslümanların dünya bilim tarihine yapmış olduğu büyük hizmetleri bir hiç yerine koyar. Gelecek dünyasında Müslümanların hiçbir yerinin olmayacağından söz eder. Bunu iddialı olarak anlatır eserlerinde. Onun "Nutuklar ve konferanslar" kitabındaki "İslâmlık ve Bilim" konuşmasını okuyun küçük dilinizi yutarsınız. İki ciltlik "Bilimin Geleceği" kitabını okuyun Müslümanlarla nasıl dalga geçtiğini göreceksiniz. Şu Voltaire denen Fransız düşünürü eserlerinde Müslümanlarla, Türklerle nasıl dalga geçer. "Mohammet" adıyla yazdığı Peygamberimizi hicvettiği, aşağıladığı eseri. Şu Fransız hayranı, tapıcıları onun bütün eserlerini Türkçeye çevirdikleri hâlde neden "Mohammet" adlı tiyatro eserini çevirmezler? Onların tam da ruhuna uygun. Bu iş Özdemir İnce'ye düşer aslında. Sahi o neden Fransızlara tepki gösteriyor ki. Mütevvefa Server Tanilli ile birlikte bu eseri neden Türkçeye kazandırmadılar şaşarım. Laik Türkiye'nin temelleri daha sağlam atılamaz mıydı?
Düşmanlığın kökleri derinlerden geliyor ve Fransız ruhunu oluşturuyor. Bir hamaset dalgası yaysak, Fransız ürünlerini ayaklar altına alsak, parçalasak, ezsek bir sonuç elde edebilir miyiz? Onlarla yapılan büyük ticari anlaşmalardan tutun uydularımıza kadar önemli girişimlerimizi bir kalemde silip atar mıyız. Çok uluslu şirketlerine bağımlılıktan kurtulabilir miyiz? Ne kadar gülünç bir durum değil mi?
Hele bütün ömrünü AB kapılarında sürünmeye adamış bir Türkiye bu büyük hayalinden öyle bir adımda vazgeçer mi dersiniz?
Bütün bunları söyledikten sonra AB'nin İran'a petrollerine ithal ambargosu uyguladığı şu zamanda, artık son bir hamle kaldı. Suriye düştü düşecek. Hem de Türkiye'nin eliyle. Artık İran'a müdahale etmenin tam zamanı. Ardından Ermenistan sınırlarının genişletilmesi, ardından bölgede yeni yapılanmalar sonlanabilir. Türkiye biraz daha küçültülebilir. Zaten artık Türkiye'nin bölge ağabeyliği, neo-osmanlıcılık gibi rüyalar da hayaller de suya düştü. Bir AB adayı Türkiye'nin kendisini batılı müttefiklerine, dostlarına kabul ettirebilmesi için son bir hamle ile İran'a çullanmaktan başka yapacağı bir iş kalmamıştır.
İsrailli tarihçi Toladena'nun Milliyet gazetesine verdiği röportajda Türkiye'yi nasıl tehdit ettiğini yazmıştık bu köşede. Yakında Ermeni soykırım olayının nasıl gündeme geleceğinden söz etmiştik. İşte o günler geldi. Türkiye ellerini kollarını bağlayarak kendisini de gelecekte yok edecek düşmanlarının eline teslim etmiştir. Bunun başka bir izahı yoktur.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



