Aslında Birleşmiş Milletler kararıyla Roma'da veya Washinton'da "Firavunlar Mezarlığı" diye bir mezarlık yapılmalı.
Kabir taşına da yaptığı Firavunluklar yazılmalı.
Kültür Turizmi programlarına bu Firavunlar Mezarlığı da alınmalı.
Özellikle ilk, orta ve yüksek öğretim öğrencilerinin tamamına bu mezarlık gösterilmeli.
Bazılarının mezar taşında yazılı olan zulümleri ve kendisinin kötü sonuçları ders kitaplarına alınmalı.
Mazlumların boğazlarından akıttığı kan gölünde yüzerken boğulup ölenler teşhir edilmeli.
Sivrisinek gibi emdiği, sömürdüğü malların altında kalıp geberenler anlatılmalı.
Bir varil petrol için bir milyon insanı öldürenlerin leşleri, mezarlığın giriş bölümüne yerleştirilmeli.
Sağlıklarında kafes içinde davası görüldüğü gibi iki yüz ülkenin başkentlerinde kafes içinde teşhir edilmeliler.
Gerçi bu teşhir işini televizyonlar yerine getirse de canlı görmek daha etkili olur.
Dünya malı ve saltanatı elinde iken kendisine kul-köle olanların kafes bekçisi olduğunu da görmeli geleceğin yöneticileri.
Ve kafesin üzerine Türk şarinin:
"Dünya malı elde iken hep kamular dost olur
Elde bir şey kalmayınca dost bile düşman olur." beyti yazılmalı.
Dün kendisini alkışlayanların bugün tokadıyla nasıl yere devrildiği anlatılmalı.
Yavuz Sultan Selim'in Şah İsmail'e,
"Sanma şahım herkesi sen sadıkane yâr olur
Herkesi sen dost mu sandın belki ol ağyar olur" yazdığını her devlet başkanının odasının duvarına asmalı.
En fazla alkış alan Firavun'un o ellerin ayakları altında çiğnendiğini gösteren resimler okutulmalı yönetici yetiştiren okulların öğrencilerine.
Yüzüne karşı gülen arkadan hançer saplayan şakşakçılar resmedilmeli.
Aslında Firavunları yere serenlerin o şakşakçılar, ıslıkçılar, alkışçılar olmadığı anlatılmalı.
Kendi düşkünlüklerinin kendilerini düşürdüğü öğretilmeli. Makam düşkünü, servet düşkünü, şehvet düşkünü olanların gözlerini hedefe kilitleyince tuzakları göremeyecekleri anlatılmalı.
Alkışların ve şakşakların Hak sözleri engellemek için yapıldığı anlatılmalı.
"Usul ne ise vüsul odur" sözü ezberletilmeli.
Olgunluğa, iyiliğe, erdeme, mükemmel bir insan, yönetici olmaya ulaşmak için araçların da, vasıtaların da, yol ve yöntemlerin de iyi olması gerektiğini anlatmak için Nabi'nin "Tahsil-i kemalat, kem alat ile olmaz" sözü bir cilt halinde açıklanmalı.
Veya Firavunların kötü sonlarını, onlara doğru yolu gösteren Peygamberlerin hayırlı sonuçlar aldığını görmek için Kur'an-ı Kerim'i baştan sona okumalı.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



