Hatırlanacağı gibi geçtiğimiz ay Filistin Birleşmiş Milletlere (BM) üye olmak için müracaat etti ve bu başvuru kabul edildi. Yani Filistin'in BM üyeliğine kabulü müzakere edilerek oylanması kabul edildi. Bu gelişme medyamızda büyük zafer olarak takdim edildi. Şimdi ise Filistin UNESCO üyeliği kabul edilmiş durumda. UNESCO Birleşmiş Milletler' (BM)'in Bilim, Eğitim ve Kültür Teşkilatı. Filisitin bu teşkilata üye olarak alınması BM üyeliği için tarihi bir zafer midir? Yani Filistin'in BM üyeliğinin önünü açacak bir gelişmemidir bunu önümüzdeki dönemde göreceğiz.
Hemen belirteyim ki derdim Filistin'in UNESCO üyeliğine kabul edilmiş olmasına, bir adım daha atarak BM üyeliğine karşı çıkmak ya da bunu tartışmak değil. Olaya farklı bir açıdan bakmak, genel yaklaşıma ters bir açıdan olayı değerlendirmek.
Medyaya yansıdığı şekliyle Filistin'in UNESCO üyeliği BM üyeliği için tarihi bir zafer ise BM üyeliği katmerli bir zafer olacak görünen bu. Daha doğrusu medyanın olaya yaklaşımı bu yönde. İyi de Filistin'in BM üyeliği şimdiye kadar BM Genel Kurulu'nda alınmış ama uygulanmamış/uygulanamamış kararların hayata geçmesini sağlayacak mı? Bırakın Genel Kurulu, Güvenlik Konseyi'nde kabul edildiği halde daimi üyelerden birinin vetosu ile hayata geçirilememiş kararlar hayata geçecek mi? Bir adım daha atalım ve şöyle soralım; Filistin'in üyeliği BM'nin işleyişinde Filistin lehine yeni bir düzenlemeye vesile olacak mı? ABD İsrail'i desteklemekten vazgeçecek, artık mazlum Filistin halkının yanında yer almasını sağlayacak mı? Bu sorulara evet demek mümkün değilse nasıl oluyor da Filistin'in UNESCO üyeliği tarihi bir zafer olarak nitelendirilebiliyor?
Bir yandan BM'nin bu yapısı ile dünya barışını sağlaması, yer yüzünde hakkın ve adaletin hakim olması mümkün değilken ve bu gerçeği geçmişte sıkça dile getirmiş olan medya Filistin'in UNESCO üyeliğini tarihi zafer olarak takdim edebiliyor.?
Sanıyorum belli şartlanmışlıklar ve kurulu düzenden yana tavır alışlar insanların doğruyu görmesini engelliyor. Çünkü, BM'nin bugünkü yapısı ile yer yüzünde adaleti temin etmesi mümkün olmadığı bilinmesine rağmen Filistin'in BM ya da BM'nin bir kuruluşuna üyeliğinin kabul edilmesini alkışlamak mümkün olabilir mi? Elbette uluslararası ilişkilerde Filistin'in BM'ye üye kabul edilmesi yıllardan beri sürüp gelen bir haksızlığın giderilmesi anlamına gelebilir ama Filistin'in BM'ye üye olması ile mevcut yapıdan kaynaklanan haksızlıkların sona ereceği anlamına gelebilir mi?
Kısacası BM üyeleri ne karar alırlarsa alsınlar son sözü söyleme durumundaki beş daimi üyenin konumunda bir değişiklik olacak mı? Olmayacak. Olması için mevcut yapının değişmesi, beş daimi üyenin son sözü söyleme yetkisini bırakmaları gerekiyor. Bu yönde bir gelişme olmadığına göre Filistin'in UNESCO üyeliğinin tarihi zafer falan olarak nitelendirilmesi, olayı gereğinden fazla abartmak ve bu arada BM'nin yapısındaki haksızlığı görmezden gelmek anlamına gelir.
BM'nin esas sorunu eşitler arasında daha fazla eşitlerin son sözü söylediği bir yapıya sahip olmasıdır. Bu yapı devam ettiği sürece Filistin ister üye yapılsın ister yapılmasın uygulamada önemli bir değişiklik olmayacaktır. Özelliklede ABD'de başa kim geçerse geçsin İsrail-Filistin ilişkilerinde hep İsrail'den yana olunacaksa yani zulüm devam edecek, ABD haklıdan değil zalimden yana tavrını sürdürecekse Filistin BM'ye üye olsa ne olmasa ne olur? Çünkü sorun Filistin'in BM üyesi olmayışından değil BM'ye hakim olanların yaklaşımından kaynaklanıyor.
Hemen belirteyim ki derdim herkesin alkışladığı bir karara karşı çıkmak, kafaları karıştırmak değil. Derdim gösterilenlerin ve söylenenlerin her zaman doğru olmadığına dikkat çekmek. Olayları değerlendirirken her zaman herkesin yöneldiği istikamete yönelmenin yanlışların iktidarını sürdürmesine katkıdan başka bir sonuç vermediğini göstermek. Çünkü, bu BM ve yan kuruluşları hakkın ve haklının yanında olmanın gayreti içinde değiller. Küresel sermayenin esiri olmuş, emperyalizme hizmet eden kuruluşlardan yardım beklemenin hiçbir anlamı olmaz. Gelin önce BM'yi masaya yatıralım, yeniden yapılanmasını gündeme getirelim ondan sonra Filistin ya da bir başka Müslüman ülkenin bu oluşum içinde hakkının aranmasının peşine düşelim.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



