Çarşamba günkü yazımda, geçen haftalarda vuku bulmuş bir askeri helikopter kazası dolayısıyla TESLA buluşlarından yola çıkarak bizim bilmediğimiz veya yeteri kadar değer ve önem vermediğimiz bazı kozmik çalışmalardan, bunların mahiyetinden, çıkışlarından ve muhtemel uygulamalarından söz etmiştim. Esas, başlığa adını veren şaşırtıcı Filadelfia deneyini de, yerim kalmadığı için bugüne ertelemiştim. Bu konuda fazla malumat almak isteyen okurlarım, Statükocu Dana ve Ateş Denizinde Yol Alan Gemi (İz yayıncılık) adlı kitaplarıma bakabilirler.
Tsunamilerin, depremlerin, askeri uçak düşmelerinin neden çoğunlukla Müslüman ülkelerde yahut şöyle diyeyim, Batı’nın dışında ve karşısında olan ülkelerde cereyan ettiğine dikkat edilmesi lazım geldiğini düşünüyorum. Mesela son günlerde iki deprem daha oldu. Biri Pakistan’da biri Cezayir’de. Coğrafya veya yer kabuğu veya iklim şartları da diyebilirsiniz bunlara sebep olarak veya “batıni” sebeplere dayandırabilirsiniz. Hepsi doğrudur. Allah’ın izni ve iradesi olmadan da bir sinek kanadı bile hareket edemez ama Hiroşima ve Nagazaki’yi bombalayan, Çanakkale’de kimyasal silah kullanan, aynı melaneti Irak’ta da yapan şer güçlerin de ilahi hikmetin bir parçası olduğunu da unutmak doğru değil.
Bu teknolojik bilginin “doğrudan bilgi” olarak nasıl zuhur ettiğini dünkü yazımda açıklamaya çalışmıştım. Müslümanlar kendilerine verilen, yollanan bu bilgilerden faydalanmayı bırakın, onları hiç olmazsa dikkate almayı bilmek zorundadırlar. Rahmani güç edinmenin, herhalde, yollarından biri de budur.
Son günlerde bir şey okudum ve aklıma epeydir takılmış olan bir ihtimali hatırladım. İstanbul’da “beklenen” büyük depremden sonra İstanbul’un nasıl imar ve “dizayn” edileceğine dair yapılan planları daha yakından ve ilgiyle izlemek zorundayız.
*
Tarih 28 Ekim 1943’tür. Filadelfia limanındaki USS Eldrige, DE (Dostroyer Escort) 173 borda numaralı bir ABD sahil koruma gemisi üzerinde bir deney yapılır. Gemiye 75 KVA gücünde iki dev jeneratör (degausser), herbiri 2 megawatt CV gücünde 3 RF vericisi ve 3000 adet güç arttırıcı tüp monte edilmiştir.
Deney başladığında, önce sisli, yeşil bir ışık çevreyi sarar. Gemi bu yeşil sise bürünmeye başlar. Türk halkı da bir depremde gökyüzünde şaşırtıcı, yeşil, parlak ışık topları gördüklerini hatırlıyacaklardır.
Gemi yavaş yavaş bu sisin içinde kaybolur. Oraya tam 640 km. uzaklıktaki Norfolk limanında, askeri gözlemcilerin gözü önünde gemi ortaya çıkar. Sonra tekrar kaybolur ve tekrar Filadelfia limanında ortaya çıkar. Deney güçlükle sona erdilir.
Deney başarıyla sona erdirilmiştir ama sonrası fenadır. Gemideki personelin bir çoğu kaybolmuştur. Geriye kalanlardan bir kısmının psişik yetenekleri çok yükselmiştir. Bu kaybolma, ortaya çıkma becerilerini hatta daha sonra günlük yaşamlarında da sürdürenler olmuştur. Bazıları donup kalmakta ve bir süre sonra kendine gelmektedir. Bir gemicinin donuşu 200 gün sürmüştür. Bir denizci, elinde pusula ile donduktan sonra arkadaşları ona dokunarak topraklama yapmak isterler ama adam külü bile kalmadan yanar. Dört denizci böyle yanmıştır. Denizcilerin büyük bir bölümünde akıl hastalıkları ortaya çıkar, bir kısmı intihar eder. İlk deneyde, beş denizcinin metal gövdenin içinde sıkışıp kalarak öldüğü, başka bir gemiden birinin hadiseyi takip etmesinin ardından şöyle söylediği biliniyor:
“Bir şeylerin yanlış gittiğini hissettik. Hemen gemiye yanaştık. Gemi personelinden çoğu geminin yanlarından sarkarak kusuyordu. Diğerleri şaşkın şaşkın ve bilinçsizce dolaşıyordu.”
Fizikçi Tesla’nın, denizcilere, gemi personeline zarar vereceği endişesiyle projeden ayrıldığını ve bundan kısa bir süre sonra öldürüldüğünü dünkü yazıda yazmıştım.
*
ABD deniz kuvvetlerinin “çok gizli” “inter services Code-Work İndex”inde yer alan “RAİNBOW” kod adının bu deneye ait olduğu ve bu deneyin resmi kayıtlarda “Gökkuşağı projesi” adıyla geçtiği, W. L. Moore ve C.F. Berlitz ikilisinin Filadelfia Deneyi “Görünmezlik Projesi” adlı kitabında anlatılmaktadır.
Aynı deneyin 1930-31 yıllarında Chikago ve Princeton üniversitelerinde de yapıldığı ve Tesla’nın da bu bilimsel çalışmalarda bulunduğu biliniyor. A.H. Hochheimer’in “A’dan Z’ye Filadelfia Deneyi” adlı kitabında bu deney anlatılmıştır.
*
Şimdi bu olağanüstü hadiseden çıkaracağımız iki sonuç var bence: Birincisi bizim Evliyaullah’ın ibadetle, Allah aşkıyla ve nefis mücadelesiyle bir ömür boyu edindiği ve bunu da söylemekten hep kaçındığı tayyi zaman, tayy-i mekan hadisesinin, şeytani güçler elinde insanlara nasıl zarar verdiğidir.
İkincisi, bu bilgiden, bu deneylerden ve bütün bu olup bitnelerden haberdar olmamızın zamanının geldiği ve geçmekte olduğudur.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için



