Siyaset Bilimciler, siyaset olgusunu tanımlarken iki tür bakış açısından söz ederler; bunlardan biri siyaseti "paylaşım ve bölüşüm mücadelesi" olarak gören anlayıştır. Diğeri ise siyaseti "toplumsal uzlaşmayı sağlayan ve değerlerin paylaşılmasına hizmet eden araç" şeklinde tanımlamaktadır.
Yani "rant siyaseti" yapanlar olduğu gibi "değer siyaseti" yapanlar da vardır. Bir ülkede siyasal kültürün pekişmesi ve siyasal sistemin demokratik esaslar çerçevesinde gelişmesi, değer siyasetinin öncelenmesi ile mümkündür.
Rant siyaseti; kamu malını yağmalar, halkın kaynaklarına el uzatır, siyaseti yozlaştırır.
Rant siyasetinin fikriyatı bulunmaz; derinliği, tasası, endişesi, geleceğe yönelik planları ve hayalleri yoktur.
Geçmişe bakmaz, yarını düşünmez.
Günü yaşar, kendini düşünür.
Oysa değer siyasetinin fikriyatı vardır; bu ülkenin geleceğine yönelik planları, hedefleri ve hayalleri bulunur.
Sahip olduğu tarih şuuru ile beslenir; kendini değil, ülkesini ve milletini düşünür.
Kamu malına el uzatmaz, yetim malı yemez, çalmaz, karunlaşmaz...
Hakkın savunucusudur, adaletten, eşitlikten, kardeşlikten ve sevgiden yanadır.
Farklılıklara karşı hoşgörülüdür, kendi gibi olmayanı dışlamaz, ezmez, zulmetmez.
Rant siyaseti ile değer siyaseti arasında çok önemli farklar vardır; bugün Türkiye'de hakim olan siyaset anlayışı rant siyaseti olduğu için siyaset kurumuna karşı çok ciddi boyutlarda güven erozyonu yaşanmakta, siyasetçi hırpalanmakta, ülke sorunları çözülmeden beklemektedir.
Türkiye'nin siyaset anlayışını değiştirmeye, rant siyasetini terk edip, fikriyat temelli değer siyasetini hakim kılmaya ihtiyacı var.
Eğer siyasetinizde fikriyat yok ise, temel değerleri esas alan bir siyasal anlayışınız bulunmuyorsa, istediği kadar kabine değişikliği yapın, bakanların yerlerini değiştirin, Meclis dışından bakanlar atayın, olmaz; başaramazsınız, Türkiye'yi hak ettiği gibi yönetemezsiniz.
Bu nedenle fikriyatın siyasete hakim olması için herkesin, öncelikle de siyasetçilerin, elbirliği içinde hareket etmesi gerekir.
Türkiye rant siyaseti ile dünya sahnesinde olması gereken yeri alamaz, stratejik konumunu kullanamaz, küresel projelerde taşeron rolü oynamaktan kurtulamaz.
Bölgesinin lider ülkesi ve küresel sistemin kutup başı ülkesi olmayı hedefleyen Türkiye'nin birinci önceliği değer siyasetini hayata geçirmek olmalıdır.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



