Anadolu Gençlik Derneği'nin her yıl kutlayageldiği "Mekke'nin Fethi" etkinliklerine katılmak üzere Türkiye'mizin yüz akı Sütçü İmam'ın şehri Kahramanmaraş'a gittim. Merkezde ve iki ilçesinde konferanslar verdim.
İlk konferansım, Maraş'a 25 km. kadar uzaklıktaki Türkoğlu ilçesinde oldu. Anadolu'nun hemen her yerinin efsanevi menkıbeleri var. Türkoğlu ilçesinin de öyle. Bu şirin ilçemizin ilk adı Eloğlu. Üzerinde pek çok şey söylenmesine rağmen halk arasındaki en yaygın rivayet şöyle:
Maraş yöresinden bir genç, kız kaçırır ve bugünkü ilçe merkezinin ova kısmına saklanırlar. Bataklık olan bu yerde çok fazla sivrisinek vardır. Bir süre sonra azıkları biter. Genç, Maraş'a azık almaya gider. Bu gidiş ve dönüş uzun sürer. Sivrisineklerin kıza zarar vermeye başlamasıyla birlikte zavallı kız "El oğluna güven olmaz mı?" diye söylenmeye başlar. Bu yüzden olayın geçtiği bu yere Eloğlu adı verilir.
Adnan Menderes, 11 Şubat 1960'ta Eloğlu'nu ziyaret eder. İsmi ilgisini çeker. Bu ilçenin adının Türkoğlu olarak değiştirilmesine karar verir. Bugün merkez 15 bin, köyleri ve 4 beldesiyle birlikte 60 bin civarında nüfusu olan bir ilçemiz.
Türkoğlu'nda Mekke'nin Fethi programını İmam Hatip Lisesi Derneği organize etmiş. İmam Hatip Lisesi'nin 750 öğrencisi var. 650'si yatılı. Okul, kızlar ve erkekler pansiyonu, yemekhanesi ve tatbikat camisiyle 3 bloktan oluşan külliye görüntüsünde bir yapı. Öğrencileri efendi ve terbiyeli. Dernek görevlileri arı gibi çalışıyorlar. Okul idarecisi ve öğretmenler, öğrencileri hayata hazırlama yarışında. İlçe ve çevre halkı okuldan memnun. Çünkü plan, program ve disiplinli bir çalışma var. Halk çocuğunu İmam Hatip Lisesi'ne göndermeye can atıyor. Çevrede itibarlı bir okul. Çok rağbet olduğu için her müracaat edeni alamıyorlar.
Bu güzelliğin sebebini araştırdım. İlçede Ali Gök isimli bir kardeşimiz, kendisini hayır işlerine vakfetmiş. 24 saati bu hizmette geçiyor. Emekliliğe kadar geçimini esnaflıktan sağlamış. Emekli olunca tüm mesaisini bu güzel hizmete vermiş. Pansiyon, yemekhane ve tatbikat camiinin yapılmasına öncülük etmiş. Yeni ek bir bina daha yapmayı programına almış. Yurt giderlerinin tümü onun üzerinde. Öğrencileri gözetiyor, onlardan para almıyorlar. Her ihtiyaçlarını karşılamaya gayret ediyorlar.
Ali Gök Bey, Kahramanmaraş'ta ülkesine ve değerlerine bağlı pek çok kişinin yetişmesine emek vermiş. Türkoğlu'ndan da pek çok güzel insan yetişmiş. Onun yetiştirdiği Eğitimci Erkan Pınarbaşı adlı bir kardeşimizle görüştüm. Şöyle anlatıyor: "Ali Ağabey, biz öğrenci iken şöyle derdi: 'Bizim omuzlarımıza çıkıp yükseleceksiniz. Hayata hazırlanıp anne babanıza, ülkemize hayırlı evlatlar olarak yetişeceksiniz.' Bizim yetişmemizde onun büyük emeği var."
Ali Bey, ilkokul mezunu. Kendini yetiştirmiş. İnancı sağlam. Fedakâr. Azimli. İnsan yetiştirmek onun sevdası. Bütün öğrenciler onu anne babaları gibi seviyor. Halk arasında itibarlı bir yeri var. Mütevazi ve övülmeyi sevmiyor. Asıl değerli olanın öğrenciler ve onlara yardım edenler olduğunu düşünüyor. "Allah, onlar sayesinde bize hizmet fırsatı veriyor" görüşünde. Bu manzarayı gördükten sonra, her şeyin temelinin inanç olduğunu düşünüyorum. İman var, her şey var, sözünü hatırlıyorum. Rahmetli Osman Yüksel Serdengeçti'nin şu beyti aklıma geliyor: "Volkan gibi lav atmış ne susmuş, ne sönmüşüm / Ben bu iman yolunda çılgınlara dönmüşüm".
Yatsı namazı sonrası konferans salonuna geçiyoruz. 600 kişilik salonda 800 civarında dinleyici var. 650'si İmam Hatip Lisesi öğrencisi. Salon halı döşeli. Ayakkabısız giriliyor. Pek çok öğrenci programı yerde oturarak takip etti. Program, Anadolu Gençlik Çocuk Kulübü'nün gösterileriyle başladı. Çocukların maharetleri, çalışma, azim ve gayretleri ve şimdiden bir ideal sahibi oluşları çok imrendiriciydi. AGD Türkoğlu Temsilcilik Başkanım Ahmet Bolat Hocam ve tüm emeği geçenlerden Allah razı olsun.
Pek çok yerde konferans verdim. Fakat, Türkoğlu'nda, öğrenciler arasında hissettiğim mutluluk farklıydı. Öğrencilerimiz o kadar sessiz ve ilgiyle dinlediler ki... Mekke'nin fethindeki iman, azim, fedakarlık, insan sevgisi, af ve merhamet anlayışını hep birlikte yaşadık. Allah Rasülü'nün (s.a.v) bize öğrettiği "Bir elime ayı, bir elime güneşi verseler bile davamdan vazgeçmem" sadakatini yeniden hatırladık.
İmam Hatip Lisesi öğrencilerinin terbiye ve ağır başlılığını takdir ettim. Yemek duası sırasında aralarında idim. Kendilerine hizmet eden tüm hocalarına ve bu imkanı hazırlayanlara dua ettiler. Kadirşinas olduklarını gösterdiler. Şükretmeyi unutmadılar: "Eğer, nimetime şükrederseniz artırırım; eğer nankörlük ederseniz azabım şiddetlidir." (İbrahim, 7)
Ali Gök kardeşimin fedakârlığını gördükten sonra, hayır hizmetlerine kendisini adamış bir insanın bir ilçe, bir şehir demek olduğunu yakından gördüm. Allah, her ilçeye, her şehre, hatta tüm Türkiye'ye Ali Gök gibi inançlı ve fedakar insanlar nasip etsin. Türkiye'de böyle daha ne kadar çok görünmeyen kahraman vardır kim bilir? Muvaffakiyetleri için duacıyız.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



