Geçtiğimiz hafta içerisinde ESAM'da bir konferansa katıldım. Konferansa çok sayıda aydın, burokrat ve vatandaşımız katıldı. İsmi geçen vakfın başkanlığını Recai Kutan Bey yapıyor. Bu vakıfta Ali Nar Hoca bir konferans verdi. Ali Nar Hoca İslami Edebiyat, Fıkıh ve Kelam konusunda yetkin bir isim. Son dönemde bazı araştırmaları ilede öne çıkıyor. Bu konferansta hepimizi şaşırtan bilgiler açıkladı. Bu bilgilerin doğru olmamasını temenni ederim. Aksi taktirde toplumda şok dalgası oluşturur. Bir an önce konuya girmek istiyorum. Diyanet İşleri Başkanlığı ile Almanya'da bulunan Frankfurt Üniversitesi ortak bir kurum oluşturmuşlardır. Edinebildiğimiz bilgilere göre 2003 yılında Diyanet İşleri Başkanlğı ile Frankfurt Üniversitesi ortaklaşa imzaladıkları bir sözleşme ile bir İslam Dini Vakıf Profesörlüğü kurarak, Almanya'da yetişen müslüman gençler arasından Almanya'da çeşitli alanlarda görev yapabilecek (İslam Din Dersi Öğretmenliği, imamlık, çeşitli resmi veya gayri resmi kurum ve kuruluşlarda İslamla ilgili uzmanlık vesaire...) müslüman din uzmanlarının akademik olarak eğitilmesini amaçlayan son derece önemli bir çalışma başlatmış.
Bu kuruluşa Diyanet bünyesinden iki akademisyen görevlendirilmiş. Ve bu akademisyenlerden birisi bakın neler söylemiş. Okuyunca şok olacaksınız. Aşağıda numara sırasına göre madde madde ilgili enstitüde yer alan ülkemizden giden akademisyenin görüşleri yer almaktır. Altına da Ali Nar Hoca'nın cevaplarını yazdım.
1. Uhrevi saadet için müslüman olmak gerektiğine inanmıyorum!
Bu başlığa ve diğer başlıklara Ali Nar Hoca'nın cevabı;
Bu tez, arkasında yatan kasıt ve delilleri ortaya koymadan savunulduğunda, tüm cami ve cemaatlerde öğretilenin aksi bir görüş savunulmuş olmaktadır. Öğrencilerin bu teze inanan ilahiyatçı şablonuna oturtmaları son derece sıkıntı oluşturuyor. Bu görüş İslam alimleri arasında genel hakim görüş olan İslam dininin tek hakiki din olduğu görüşü ile çelişmektedir.
2. Kur'an kıssalarının gerçekliği değil mesajı önemlidir.
Mevcut son dönem İncil çalışmalarından esinlenen bu tez, hocanın"Kur'an kıssalarının gerçekten vuku bulmuş olmaları önemli değildir. Belki de olmamıştır. Çünkü bilimsel tarihi kazılar ve tarih bilimi bunları doğrulamıyor" cümleleriyle birleşince ortaya bazı kısımları masal olma ihtimali bulunan bir Kur'an profili çıkıyor. Bu da Kur'an'a olan güveni temelden zedeliyor.
3. Hz. İsa neden babasız dünyaya gelsin ki? Bu sünnetullaha aykırıdır.
Yine son dönem İncil çalışmalarında bir kısım Hristiyan teologların ortaya attığı ve Hz. İsa'nın Allah'ın oğlu olmasının sadece manevi olarak anlaşılması gerektiğini ve gerçek babasının ise bir insan olduğu tezine benzer bu iddia, öğrencilerin inanışlarında ciddi çelişkilere ve kendi içlerinde tereddüte düşmelerine sebebiyet vermektedir.
4. Başörtüsünün Allah'ın emri olduğunu düşünmüyorum!
Bu tez ile müslüman ve bayan talebelere -ki % 80'in üzerindedir- Allah'ın emri olmadığı halde başlarını örttükleri söylenmiş olmaktadır. Bu görüş her türlü sıkıntıya rağmen tesettürlü olarak eğitimine devam eden bayan talebe arkadaşlarımızı ziyadesiyle rencide etmekte ve Türkiyemizin yıllardır kanayan yarası olan "Türban sorununda" müslümanları temelden haksız duruma düşürmektedir.
5. En yakınım Hristiyan olsa buna üzülmemek gerek.
Bu tez de yukarıda belirtilen bir numaralı tez ile aynı kategoride değerlendirilebilir. Bu tez de İslam'ın tek hakiki din olmadığı görüşünü isbat gayreti olarak değerlendirilmelidir.
6. İçki içmek Kur'an'a aykırı değildir.
İçki yasağı müslümanların genelinde ve de gayri-müslimler tarafından bile bir İslam prensibi olarak kabul edilirken bu tezin ortaya atılıp yeri geldiğinde söylenmesi ve öğretimin içine yerleştirilmesi içinde ciddi sorunlar barındıran bir sıkıntılar yumağı oluşturduğu bellidir.
7. Kur'an'ın tek bir harfi degişmedi tezi doğru değildir.
Klasik bir şarkiyat tezi olan bu iddia da şarkiyat iddiaları altında değil de bir müslüman profesörün ağzından telaffuzu öğrencilerin de bildiği ve inandığı prensip olan "Kur'an'ın kıyamete kadar korunmuş olması" ayeti ile çelişiyor ve öğrenciler arasında altından kalkılamayacak sorular ve sorunlar yumağı oluşturuyor. Bu görüş Allah´ın "Kur'an'ı Biz indirdik, Biz koruyacağız!" ayetine ters düşüyor.
8. İslam dini tahrif olmamış deniyor. Bal gibi olmuştur.
İslam'ın kendisinden önceki Hristiyan ve Yahudi din adamlarına yönelik bu tezinin tersinin doğru olarak sunulmasının ayrı bir infial sebebi olduğu açıktır.
9. Hristiyanlar ve Yahudiler kafir değildir.
Müslüman topluma temel din hizmeti verecek Ehl-i Sünnet müslüman ilahiyatcı eğitiminde bu konu ciddi tezat teşkil etmektedir.
10. Miraç yalnız ruhidir bedeni değildir. Bu da camideki din eğitiminde Peygamberimizin ayetle sabit en önemli mucizelerinden olan miraçla ilgi öğretilenleri inkar eden bir görüştür.
11. Mucize yoktur, Allah'ın sünnetinde değişme olmaz.
Allah'ın herşeye gücünün yettiğini ve bunun tezahürünü sorgulayan bir yaklaşımı talebeler şaşkınlıkla anlamaya çalışmaktadır.
12. Kur'an bize hitap etmiyor, indiği kavme hitap ediyor.
Bir talebe arkadaşımızın "Fakat Kur'an'ın bana hitap ettiğini ben anlıyorum" demesi üzerine "Siz yanlış düşünmektesiniz" denmesini nasıl anlamak gerekir?
13. Faiz yasak değildir, yasak olan Riba'dır.
Aradaki fark - eğer var ise - talebelere anlatılmamaktadır.
14. Hadislerinin çoğu sahih değildir. Sadece bir kaç adet var sahih olan.
Bu maddeler ve bir çok maddeler vardır. Ben yerim müsait olmadığı için bazı maddeleri almadım. Bu noktada Diyanet İşleri Başkanlığı'na karşı bir ön yargım yok. Mevcut başkan ve yeni ekibinden önemli hizmetler bekliyorum. Ancak bu iddialar vahim iddialardır. Bu konuda bir cevapları olursa yayınlamak isterim.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:




