1970 yıllardaki seks furyasının etkisiyle seyircisini kaybeden "Türk sineması," televizyonların çoğalmasıyla dibe vurmuştu.
Geçen süreç içerisinde yapılan girişimlerin yeterli derece etkili olduğu söylenemez.
Televizyonların, dizilerin ve diğer görselliklerin doyuma ulaşmasıyla birlikte "yeni arayışların" da devreye girmesi kaçınılmazdı.
Minik sinema salonların cazibesi de bunu teşvik edince, "sinema sanatıyla" ilgilenenler yeni yeni filimler çekmeye başladılar.
Bundan 3-4 sene önce, yılda 10 film çekilirken şimdi 100'ün üstünde film çekiliyor.
Bu filmlerden bir tanesi de İslami kesimde "Gözyaşı Geceleri" tiyatro çalışmalarıyla bilinen ekibin ortaya çıkardıkları "Bendeyar" sinema filmidir.
Her şeyden önce, günümüzde dini duyarlılıkları olan "Anadolu insanlarının" yeniden dirilmesi, "başlı başına bir milenyum" olduğunu belirtmeliyiz.
Artık Anadolu insanı, ticarette, siyasette, medyada, bürokraside, edebiyatta ve kitle iletişimde var.
En zayıf olduğu alan ise, "sinema, tiyatro, müzik ve diğer sanat alanlarıdır."
İslami kesim, bu alanların önemini hâlâ kavrayamadı.
Oysa günümüzde insanları en çok etkileyen alanlar, "sinema, müzik ve diğer sanat alanlarıdır."
Bizler, kültürel değerlerimizi "sinema, müzik ve diğer sanat alanlarıyla" kaybettik.
Bunlarla da kazanmak zorundayız.
Çünkü "yiğit yıkıldığı yerden ayağa kalkar."
"Bendeyar" filmiyle ilgili olumlu ve olumsuz çok şey söylenebilir.
Amacımız bağcıyı dövmek değil, amacımız üzüm yemek olduğuna göre kendi potansiyelimize göre olayları değerlendirmekte yarar vardır. İslâmi camiada, nice sanayiciler, holdingler ve üs düzeyde ticaret yapanlar var, bu alana yatırım yapıyorlar mı?
Kendi çapında bir tiyatro gurubu çıkıp ideali için bir "sineme filmi" çekiyor.
Hem de ticari yönden "büyük riskleri" göze alarak bunu yapıyor.
Sinema piyasasında, bu risklerin ne olduklarını içinde olanlar ancak bilir. Bizim camiada bu güne kadar kimler yatırım yaptı?
"Kombassan," "Yimpaş," "Mehmet Tanrısever" gibi yatırımcılar, yaptıklarının karşılıklarını alabildiler mi?
Uzun yıllardan beri sinema piyasasının içinde olan "Mesut Uçakan," emeklerinin karşılığını alabildi mi?
Bu durumlar ortada iken böyle bir çalışmanın içine giren "Gözyaşı Geceleri" ekibi ve birinci derecede sorumlusu olan "Haşim Olcay"ı kutlamamız gerekiyor.
Bu değerlendirmelerden sonra, filmle ilgili birkaç eleştiri de yapacak olursak:
"Bendeyar" filmi gerçekte farklı ve ilginç bir film. Herkes filme gitsin diye her şeyden içine konmuş. Filmin bütününü göz önünde tuttuğumuzda bir "konu karışıklığı" göze batıyor. "İslami şuura" sahip bir ekibin böyle Amerikanvari, Hollywood sinemasında yıllardır işlenen Rambo, Batman, Örümcek adam, Süpermen gibi sahte kahramanlardan esinlenerek hedeflenen, "İslâmi kahramanı" çıkarmanın inandırıcılığı ne kadar olur?
Telepati sahnelerinde uygulanan bazı görsel efektler, adeta "Matrix" filmini çağrıştırıyor.
Bazı dijital ve bilim-kurgu görüntüler, filmin ana temasına pek bir şey katmıyor, bilakis dikkatleri dağıtıyor.
Telepati konusunu İslâm'la bütünleştirmek başlı başına bir tartışma konusu?
İnsan beynini okumak ve bunu İslam'la ilişkilendirmek ayrı ve çok hassas bir konu, dolaylı ve arada verildiğinden yeterince anlaşılamıyor, hatta yanlış yorumlamalara yol açıyor.
Film, ilgi çeksin diye "aksiyonu" öne çıkarmak ve "kurtlar vadisi" formatıyla sunmak, istenen seyirciyi yakalamada etkili olabilecek mi?.. Daha söylenecekler çok eleştiriler var ama, bu kadar emek verilen bir filme, bu kadar eleştiri yeter...
***
Son olarak şu örneği vererek bitirelim.
Diyelim bir otomobil alma hevesimiz var.
Önce hayal eder, alacağımız otomobille ilgili "plânlar" yaparız.
Sonra para biriktirir, onun "özlemiyle" yaşarız. Hayalimizdeki otomobilimizi alacak seviyeye geldikten sonra, gider otomobilimizi alırız. Otomobilimizi kullanırken, acemi olduğumuzdan ilk zamanlar "kazalar" yaparız.
Kendimize, hatta etrafımıza "zararlar" veririz. Zaman geçtikçe, otomobilimizi kullana kullana "refleks" kazanır ve profesyonel bir sürücü oluruz.
Tiyatro deneyimlerinden sonra sinemaya atılan bu ekip de aynı şekilde bu süreçlerden geçtikten sonra, "profesyonel sinemacılar" olacağını umut eder, başarılarının devamını dileriz.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



