Değişen bir şey yok; "faizci zalim soygun ve sömürü düzeni" aynen devam ediyor... TUİK (Türkiye İstatistik Kurumu) rakamları dahil, rakamlar vermeye ve o rakamlar üzerinden minik yorumlar yapmaya devam ediyoruz; fahiş 'faizciler' kazanıyor, 'halk' kaybediyor...
-Son 8 yılda yürütülen ülkemizdeki "faizli ve faizci ekonomi politikaları" yüzünden, son 25 yılda en fazla işyeri kapanan yıl 2008 yılı olmuş olup, toptan ve perakende satışı yapan 11 271 işyeri açılırken, aynı kategoride 16 bin işyeri kapanmıştır.
-2002 yılında "iç-dış faizli borçlarımızın toplamı" 239 milyar dolar (1997'de 110 milyar dolar) iken, 2010 yılı sonunda 820 milyar dolara yükselmiş olup, kişi başına düşen borç miktarımız 4000 TL'den 17 500 TL'ye yükselmiştir.
-Düşük kur "YÜKSEK FAİZ" uygulamasıyla yerli üretim yok olurken, ithalat cazip hâle getirilmiş, cari açığın her yıl daha da artmasına sebep olunmuş ve 2011 yılı bütçesinde öngörülen cari açık 72 milyar olarak rekor kırmıştır.
-Erbakan'ın uyguladığı "Denk Bütçe"den özellikle kaçınılarak, uluslararası "FAHİŞ FAİZCİ" kredi kuruluşlarına mesaj anlamı taşıyan "açık veren bütçe" tercih edilmiş, söz konusu kredi kuruluşlarının müşteri potansiyelinin korunması sağlanmış ve Maliye Bakanı'nın ifadesiyle, cari açık ve işsizliğe çare bulunamadığı açıkça itiraf edilmiştir.
-Ülkemizde hâlen, 2001 yılında uygulamaya konulan ve belirgin özelliği ithalat, tüketim ve faizci rant olan Fischer-Derviş Modeli (kamu ve özel bankaların görev zararları hazineden karşılanacak; kamu bankalarının personel sayısı ile şube sayıları azaltılarak; özel bankalar kârlarını sermayelerine ekleyerek vergi vermeyebilecek; bankaların birleşmesi sağlanarak faizci küresel sermeyenin bankaları satın almasının veya ortak olmasının yolu açılacak; yabancı sermayenin Türkiye'ye girişini hızlandıracak yasal düzenlemeler yapılacak; kamu, cari, yatırım ve transfer harcamalarında tasarrufa gidilecek; maaş ve ücret artışları, fazla mesai, harcırah, ikramiye ve prim ödemelerinde, tarımsal desteklerde tasarrufa gidilecek; vergiler ve vergi denetimleri artırılacak, vergi tabana yaygınlaştırılacak, uluslararası kuruluşlardan mâli destek alınacak; bankalar kanunu, ihale kanunu, Merkez Bankası kanunu, kamulaştırma kanunu, bütçe kanunu, borçlanma kanunu, Telekom kanunu, şeker, tütün, doğalgaz kanunu yeniden hazırlanacak...) uygulanıyor olup, bu durum bizzat Sayın Kemal Derviş'in Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde yaptığı "AKP'ye teşekkür konuşması" ile netleşmiştir. Burada adı geçen önlemlerin gerekçesi de K. Derviş tarafından şöyle ifade ediliyor: Toplumun yaşam kalitesinin yükseltilmesi, gelir dağılımındaki dengesizliklerin düzeltilmesi, yoksullukla mücadele ve bölgesel gelişmişlik farkının azaltılması!?!?
-Alın teriyle çalışan esnafımız ile yerli sanayicimiz her yıl daha fazla fakirleşirken, yarısından çoğu yabancı işadamlarının eline geçmiş olan FAHİŞ FAİZCİ BANKALARIN son 3-5 yıllık kâr artış oranları 00-400 civarında seyrediyor. Para satmaktan başka hiçbir şey yapmayan bu FAİZCİ bankaların sadece 2010 yılı kârları 21 milyar dolardır. Bu kârla maliyeti 75 000 TL olan 280 000 adet konut yapılabilmekte olup, bu da 140 000 nüfuslu 7 tane 'şehir' demektir. Halkımız kaybediyor, faizciler kazanıyor...
-Hükümet sık sık millî gelirin arttığından bahsederken, Uluslararası Para Fonu'nun (IMF) raporu Sn Başbakan'ı yalanlamaktadır. Bu rapora göre kişi başına düşen millî gelirimiz 2013 yılında 180 ülke arasında 141'nci sırada olacak ve Azerbaycan, Bulgaristan, Gürcistan Rusya, Kazakistan, Moldova, Ukrayna, Romanya ve daha pek çok küçük ülke Türkiye'yi geçecektir.
-Ülkemizdeki "ÜÇ KÂĞIT EKONOMİSİ"nin temel dayanakları olan "DÖVİZ, FAİZ VE BORSA"dan elde edilen kârlar artarak devam ederken, ülkemizdeki bazı gerçekçi Ticaret Odası araştırma raporları, son 8 yılda Türk ailesinin gelirinin 2 misli, borcunun ise 7 misli arttığını göstermektedir.
Bitmedi; "faizci zalim soygun ve sömürü düzeni" rakamlarının devamı var...


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



