Son günlerin moda deyimi haline gelen ezber bozmak artık ezberimizdeki yerini çoktan aldı. Bu deyim siyasî, askerî, idarî hayattan sonra ticarî hayatta da karşımıza çıkınca millete yeni bir ezber mi veriliyor, sorusunu sormadan edemedik. Nihayet hepimizin ezberinde yer etti, ezber bozmak.
Gündelik gelişmelerin cereyan ediş şeklinden tutun da devletin birtakım temel dinamik ve politikalarının artık eskisi gibi olmayacağı anlamında kullanılan ezber bozmak deyimi, yeni halin son derece milletin yararına olacağı fikrini de bünyesinde barındırıyor.
Türkiye'nin Millî Eğitim sahasında bu güne kadar şikâyet ettiği alanların başında hep ezbercilik gelirdi. Aydınından halkına kadar herkes neredeyse bu ezberci eğitim sisteminden şikâyet eder, bu asırda bunun gerilik olduğunu ilan etmekten büyük bir keyif alırdı.
Bizler ise bu günlerde birden gündemimize giren popüler bir deyimin kullanım sahasını genişlettikçe genişletiyor, siyasetten spora, ticaretten eğitime yaygınlık kazandırıyoruz ezber bozmaya.
Daha önce ezbercilikten şikâyet edenlerin, önceki ezberleri bozmak ve yerine yeni ezberler koymak konusundaki heveslerini gördükçe meselenin ezbercilikte değil neyin ezberde tutulması gerektiği konusunda bir çatışma alanı doğurduğunu görüyoruz.
Ezber bozmak'ın sözlükteki anlamı şöyle; Sahip olduğu önceki düşüncesini artık dile getirmez olmak.
Türkiye'de ezber bozmak gibi iddialı bir işe soyunanların önceden nasıl bir düşünceye sahip olduklarını bilmememiz en temel hakkımız. Üstelik yeni düşüncenin eskisinden farklı olan tarafını bilmek, yenisini eskisi ile kıyas etmek imkânından da mahrum kalamayız.
Ezber bozmak deyiminden önce ezber'in de sözlükteki anlamını bilmemiz bize son derece yardımcı olacaktır, bozulan ezberlerin mahiyeti konusunda. Yine TDK'nın Türkçe Sözlüğüne müracaat ediyoruz. Ezber: Bir metni veya bir sözü eksiksiz tekrarlayabilecek biçimde akılda tutma. Ezberleme ve akılda tutma yeteneği. Ezber edilecek ders.
Ezberlerin bozulmadan önce akla yerleşmesi, akılda yer etmesi gerekiyor. Tabiatıyla ezber, milletin hafızası ile yakından ilgili. Ezber, en çok da sözlükler yazmasa da Kur'an-ı Kerim ile doğrudan ilgili bir kelime. Zira Hafız vasfını, unvanını kazanmak için Kur'an-ı Kerim'i ezbere bilmek, ezberlemek gerekiyor.
Çok şükür Türkiye'de ezber bozmak işine girişenlerin Kur'an-ı Kerim'i ezberinde tutanların ezberini bozmak gibi bir niyet ve amaçlarının olmadığını biliyoruz.
Öyleyse nedir bu ezber bozmak sevdası veya hastalığı mı diyelim?
Türkiye'de işlerin yürütülme biçimi ile yakından ilgili bir mesele ile karşı karşıya olduğumuzu bilmememiz gerekiyor. Daha doğrusu Türkiye'nin meselelerinin nasıl ve niçin hep bir mesele olarak kaldığını/kalacağını anlamak da gerekli...
Örneğin Türkiye'nin dış politikası bir süredir ezber bozmak deyiminin kapsama alanında dolaşıyor. Ermeniler ile olan ilişkiler, Kuzey Irak'taki unsurlarla olan ilişkiler, Museviler ile olan ilişkiler vs. vs.
Bizlere şu telkin ediliyor, bugüne kadar devletin veya milletin bu meselelerdeki kararlı, ciddi, katı tutumunu artık bırakalım, yeni bir sayfa açalım ve bugüne kadar düşman bildiklerimizi dostlar hanesine kayıt edelim.
Evet bence de böyle yapmakta, hatta bu ilişkileri son derece üst düzeye çıkarmakta büyük yarar var.
Yalnız işe nereden başlayacağımız ve önceliği kimlere vereceğimiz çok önemli. Meselâ, ezberimizi bozmaya bizleri arkadan vuran Araplar ile mi başlasak yoksa daha güncel bir örnek olan müttefikimiz, çuvalcı Amerika ile mi?
Hepimizin ezberi kuvvetlidir zira bize ne yazık ki, tarihin birinci maddesi olarak arkadan vuran Arapları, düşmanlara sığınan Sultanları, vatanı kurtaran kahramanları öğrettiler. Ancak İstiklâl harbinin millete nasıl bir istiklâl kazandırdığı hiç konuşulmadı.
1914 ile 1918 arası büyük bir umudun, istiklâlin ve istikbalin sancıları ile geçti. Mısır'da, Libya'da, Kudüs'te, Basra'da, Musul'da, Medine'de, Şam'da, Sarıkamış'ta, Batum'da neyin mücadelesinin verildiğini sormadan, bilmeden, anlamadan bozulacak hiçbir ezber ne millet ne de devlet olarak bizim yararımıza olacaktır.
Vatanı, İngiliz emperyalizminden kurtarmak sevdasını yüreğinde taşıyanların heyecanını yeniden biz de yüreğimizde duymadıkça Kudüs ile, Bağdat ile, Musul ile, Kerkük ile sağlıklı ve sahici bir barışı temin etmemiz mümkün olmayacaktır.
İngilizler, kendilerine karşı vatanı savunan bir kadrodan intikam almak emelini hangi vasıtalar ile gerçekleştirmiştir? Ermeniler, Osmanlı'ya olan sadakatlerinin ücretini niçin Rusya'dan, İngiltere'den, Fransa'dan umar hale gelmişlerdir?
Bizleri arkamızdan vuran Arapların en önemli devleti olan Mısırdaki sekiz üniversite de niçin Türk Dili ve Edebiyatı bölümleri en yoğun müracaat edilen bölümlerin başında yer almaktadır.
Ankara, Riyad ile sadece Amerikan başkanın arzusu ile ve İran'ı yalnız bırakmak için mi temasa geçecektir? Irak'taki cihat niçin Sünnilerin yoğun olduğu bölgelerde sürmektedir? Filistin hükümetinin başkanı niçin Batılıların gözünde hep terörist olarak kalacaktır?
Artık ezberlerimizin bozulması zamanı gelmiştir. Kâfir devletlerin bize sundukları imkânlar ölçüsünde değil, tarihimizden, inancımızdan doğan bir neşe ile yeniden bölgemizle iş ve güç birliğine gitmenin, Bağdat'la, Tahran'la, Şam'la, Kahire'yle, Mekke'yle, Medine'yle, Saraybosna'yla iman tazelemenin vakti gelmiştir.
Türkiye'nin bozulmamış ve bozulmayacak bir ezbere ihtiyacı var. Türkiye, bu ezberi de kendi maddî ve manevî dinamikleri ile kendi tarihinden, kendi coğrafyasından ve kendi imanından kazanacaktır.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



