Yüce Rabbimiz, Ramazan orucu konusunda şöyle buyurur: "O farz kılınan oruç sayılı günlerdedir." (Bakara, 184) Pek çok kişi, bu sene Ağustos ayının içinde tutulan Ramazan orucu için, "Bu günler nasıl geçecek?" demişti. Bir de baktık ki, Ramazan ayı dünya telaşı arasında göz açıp kapayıncaya kadar gelip geçti. Hatta, "Ramazan ayı biraz daha devam etseydi!" diyenlere bile rastladım. Ama, ne mümkün! "Sayılı günler" mutlaka tükenecekti. Öyle de oldu. Ramazan ayı bizlere veda etti.
Mübarek ay, o kadar çok dersler vererek bizden ayrıldı ki... Evet, Ramazan ayı "sayılı günler"di. "İnsan ömrü" de öyle değil mi? Biz bilmesek de, Allahü Teala ömrümüzün süresini çok iyi bilmektedir. Yani, ömrümüz de "sayılı". Ömrümüzün günleri de bir gün tükenecek. Pek çok sûrede sözü edilen "kıyamet günü" de öyle. O gün de gelecek. Çünkü, "her gelecek olan vakit yakındır." Sabitlenmiş, vakti belirlenmiş zaman mutlaka gelir. Bu akıbetten kaçış mümkün değil. Onun için, insan gideceği yere hazırlık yapmalı, azık hazırlamalı. O azık ise, her türlü salih amel ve ibadetlerdir.
Dünyada ölümsüzlük kokusu arama!
Pakistan'ın büyük düşünürü Muhammed İkbal şöyle der: "Bu dünyanın hiç bir şeyinde ölümsüzlük rengi ve ölümsüzlük kokusu yok!" Kur'an-ı Kerim'in şu ayeti de bu gerçeği anlatır: "Bu dünya hayatı ancak bir eğlence ve oyundan ibarettir. Şüphesiz gerçek hayat ahiret yurdundadır. Keşke bilselerdi." (Ankebut, 64)
Bu gerçek, her gün ispatlı bir vaziyette ortada dururken kibir ve gurura kapılan insanın hali ne kadar da hayret verici değil mi? Mutlaka bırakıp gideceğimiz dünya hayatı için hangi sebepten kibir ve gurura kapılırız bilmem ki!.. Bu büyük aldanışın sebebi nedir dersiniz? Rabbimiz biz kullarına şöyle soruyor: "Ey insan! Seni ihsanı bol Rabbine karşı gururlandıran şey nedir? O ki, seni yarattı, düzgün ve dengeli bir biçim verdi. Dilediği şekilde seni oluşturdu." (İnfitar, 6 - 8)
İnsanı ve kainatı yaratan Allah her şeyi hakkıyla bilir ve her şeyden hakkıyla haberdardır. Yedi kat göklerden, arştan, kürsiden, her şeyden... "Yaratan, yarattığını bilmez mi? O, her şeye nüfuz edendir, her şeyden haberdardır." (Mülk, 14)
İnsan; dünyayı, dünya hayatını çok iyi tanımalıdır. Allah'ın azametini, kudret ve kuvvet sahibi oluşunu bilmeli; dünyadaki kulluk görevi, imtihanda oluşu ve diğer sorumluluklarının idrakinde olmalıdır. Kendisine verilen ömür sermayesini iyi değerlendirmeli, dünyadaki az bir zamana aldanmamalıdır. Rabbimiz, kullarının görevleri ve başlarına gelecek her şeyi önceden bizlere haber veriyor: "(İnkar edenlere) Yeryüzünde yıl olarak ne kadar kaldınız?" (diye sorulunca) "Bir gün veya yarım gün kaldık, sayanlara sor" dediler. Allah buyurur: Siz (dünyada) çok az bir zaman kaldınız. Keşke, (dünyanın azlığını) bilmiş olsaydınız. Sizi, boşuna yarattığımızı ve bize dönmeyeceğinizi mi sandınız?" (Mü'minun, 112 - 115)
Fanisin, baki olanı iste!
İşte, sonu olan her şey bize bunları düşündürüyor. Yani, dünyanın faniliğini, baki olanın ahiret hayatı olduğunu... Fani olanla baki olanın, geçici olanla devamlı olanın aynı olamayacağını... Her akıl sahibi olan insan şüphesiz ki baki olanı ister. "Siz, dünya hayatını üstün tutuyorsunuz. Halbuki, ahiret hayatı daha hayırlı ve daha devamlıdır." (A'la, 16 - 17)
Akıllı insan, dünyanın bu gerçeklerinden gafil olamaz. Daima hedefini gözetir, ahiret hayatını unutmaz. Varacağı yerde lazım olacak azık neyse, onu toplamakla meşgul olur. O azık ise, salih amel ve güzel ahlaktır. Allahü Teala, kitabı Kur'an-ı Kerim'i, kuluna istikameti göstermek ve doğru yola yönlendirmek için gönderdi. Bütün iş, Kur'an-ı Kerim'e göre bir hayat sürmekten ibarettir.
Hızla gelip geçen Ramazan ayı bize bunları hatırlatmaktadır. Aşki'nin şu mısralarında da hatırlatıldığı gibi: "Ey kardeş yolcuyuz, hazırlansana! / Bu fani dünyadan göçeriz bir gün. / Ölümden kurtuluş yoktur insana, / Omuzlar üstünde geçeriz bir gün."


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:




