AKP, muhafazakar çevrelerin oyunu almasına rağmen, seçmeninin taleplerini dikkate almayan bir politika izliyor. Daha da ilginci, oy aldığı insanları, kendi Batıcı değişim çizgisine çekmeye çalışıyor. Sayın Başbakan, imam hatipli ve Milli Görüşçü olduğu yıllarda öğrendiği hitabet sanatını, çok kere yanlış politikalarını kabul ettirmek amacıyla kullanıyor. Başka alternatif bulunmadığına inandırılan halk, söz sanatının da büyüsüne kapılarak, bu yapılanları bir zorunlulukmuş gibi görüyor.
İçinde, eski Diyanet İşleri başkanları, pek çok ilahiyatçı ve imam hatiplinin bulunduğu bir partinin icraatları öylesine ürpertici ki... Bu özellikteki bir partinin "Zinayı suç olmaktan çıkaran bir yasa" çıkarmasını "akıl tutulması" ile mi "şuursuzluk"la mı, "sorumsuzluk"la mı," duyarsızlık"la mı veya başka bir şeyle mi izah etmek gerektiği konusunda insan zorlanıyor. Halkı Müslüman olan bir ülkede, nesil emniyetini hiçe sayarak geleceğimizi karartan bir parti, -farz-ı muhal- bütün ülkeyi altına çevirse bile ne kıymeti olur? Neslimiz yok olduktan sonra; bütün bunlar, içinde insanın bulunmadığı süslü bir dünyadan farksızdır.
AKP, ahlak tahribatı ve manevi yozlaşmayı önleyecek bir tek icraat yapmamış, aksine teşvik etmiştir. Ağustos 2008'de, AKP Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Prof. Dr. Edibe Sözen, "okullara mescit açılması ve gençlerin pornografik yayınlardan korunması" amacıyla 46 sayfalık "Gençleri Koruma Yasa Taslağı" hazırlamıştı. Bunu öğrenen AKP'li yöneticiler, yaz tatili izinlerini keserek Ankara'ya döndüler. Edibe Hanım'ın kulağını çekip ağzını tıkadılar. Bu tasarının kamuoyunda tartışılıp olgunlaşmasını bile fırsat vermediler. İşte, AKP bu!.. Sözün burasında,milletten aldığı yetkinin manevi sorumluluğunun farkında olan Edibe Sözen'e teşekkür ediyorum.
Yazar Lütfi Oflaz'ın bir değerlendirmesine yer vermek istiyorum: "O Ak Parti ki, porno görüntüleri ile de gündeme gelen Gülben Ergen adlı şarkıcıyı kadınlara model olarak takdim etmiştir. Ak Parti Kadın Kolları'nın düzenlediği toplantıda Başbakan Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan da bu şarkıcıyı ödüllendirmiştir." (Vakit,17.5.2009)
"Vücudunun en mahrem yerlerine kadar açıp gösteren Hadise isimli şarkıcının Ak Parti Hükümeti döneminde Türkiye'yi temsil etmekle görevlendirilmesi" (Lütfi Oflaz, Adı geçen yazı) ne kadar düşündürücü değil mi?
2008 Yaz'ında, Denizli-Bekilli İlçesi'nin AKP'li Belediye Başkanı "Şarap ve Sanat Festivali" düzenledi. "21. Yüzyıl Ömer Hayyamları Aranıyor" konulu "Şarap Şiirleri Yarışması" açtı. Sanat ve şarabın yan yana getirildiğini ilk defa AKP döneminde şahit olduk.
Yine, AKP'li nice belediye, gariban vatandaşlardan aylarca topladığı su paralarını, "eğlence etkinliği" adı altında, yarım saat şarkı söylettiği kişilere bir çırpıda ödemekten çekinmedi. Vatandaş, çar çur edilen parasına mı yansın, olayın ahlak tahribatına yol açmasına mı?!
16.3.2010 günü, Rize'de Rus, Gürcü, Türk mankenlerinin katıldığı bir defile yapıldı. Burada, Rize bezinden yapılmış gece giysileri tanıtıldı. AKP Rize Milletvekili Ali Bayramoğlu'nun açılış konuşmasını yaptığı geceye, Rize'nin AKP'li Belediye Başkanı Halil Bakırcı ile çok sayıda AKP'li de katıldı.
Ya AKP'li bakanın yaptığına ne dersiniz? Maliye Bakanı Mehmet Şimşek eski eşinden boşandıktan sonra, evleneceği yeni hanımı Esra Kara'yı basına tanıttı.(Habertürk,28.12.2009) Ne günlere kaldık, değil mi? Bunu imam hatipli başbakanın bir bakanı yapıyor. Ondan sonra da halk, evlilik gibi kutsal bir müessesenin TV'lerdeki evlilik programları aracılığıyla kurulacağına inanıyor. Gençler, okula gitmenin amacının kız erkek arkadaşlığı olduğu düşüncesine kapılıyor. Böyle nesillerden nasıl idealistlik ve fedakarlık bekleyeceksiniz? Daha nice ifsat ve manevi tahribat örneklerine şahit oluyoruz. Bunlar içinde ilk defa rastlananlar bile var... Ben, AKP'nin "genel ahlak", "Türkiye aile yapısına uygunluk" kavramlarından ne anladığını merak ediyorum. Recai Kutan Bey'in ağzından belki on kere duydum: "Biz çok kere, bu icraatları yapanlar bizim arkadaşlarımız mı, diye şaşırıyoruz."
İsmail Şakıma kardeşim bir yazısında "AKP, halkın ses tellerinin alınmasının adıdır" tanımını yapmıştı.
Mehmet Şevket Eygi de, "Allah size çobanlık verdi ve siz sürüyü koruyamıyorsunuz." (Millî Gazete,18.4.2008) demişti.
Saygıdeğer Türkiye halkı!.. Ben aciz bir yazar olarak görevimi yapıyor ve hatırlatıyorum. Ya seçtiklerinizi düzeltir, ondan sonra yolunuza devam edersiniz ya da düzelmiyorlarsa onları terk edersiniz. Neslimizi tahrip edenlerin icraatlarını onaylayanlar, manevi vebalden kurtulamazlar. Kötülüğe razı olanlar, onu işlemiş gibidirler.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:




