milli gazete

YayınlarVideoFotoğraf


  1. ARSIV
  2. VIDEO
  3. Sarı Sayfalar

  • ANASAYFA
  • YAZARLAR
  • GÜNDEM
  • SAĞLIK
  • EKONOMİ
  • DÜNYA
  • HABER
  • SPOR
  • AİLE HAYAT
  • KÜLTÜR

29 MAY 2012 SAL
  • HABER INDEKSI
  • ANKET
  • BENİM SAYFAM

GERİ İLERİ
  • DALGA ASKERİ AŞAMADI
  • KRAMPLARI ÇÖZÜCÜ,TESKİN EDİCİ,(ÇANOTU)
  • SİYONİST KATİLLER TUTUKLANABİLİR
  • ÜMMET, İSLAM BİRLİĞİ'Nİ BEKLİYOR
  • KADIN GARSON ZORUNLULUĞU
  • DEVLET DE ÖZAL'IN ÖLÜMÜNÜ ŞÜPHELİ BULDU
  • YA ALLAH!
  • YENİ BİR DÜZEN KURMANIN VAKTİ GELDİ
  • MÜSLÜMAN GENÇLER İSTANBUL'DA BULUŞTU
  • FETİH NAMAZI

Et ithalatıyla kim terbiye edilecek?

03 MAYIS 2010
PZT 00:33

[-] Normal [+]
  • Gündem
  • Tavsiye Et
  • Yazdır
  • Yorum Yaz

Kırmızı et fiyatındaki artış durdurulamıyor. Karkas etin kilosu geçen yıl Mart-Nisan döneminde 10 liraydı. Bu yıl aynı dönemde 17-18 liraya kadar çıktı. Hükümet kımızı et fiyatına müdahale etti. Et ve Balık Kurumu'na et ve canlı hayvan ithal etme yetkisi verildi. Şimdi herkesin merak ettiği, et veya canlı hayvan nereden ve nasıl ithal edilecek? Bu sorunun cevabına geçmeden önce şöyle bir geçmişe dönelim.

Yaşı 30'un üzerinde olanlar hatırlayacaktır. Türkiye, 1980-84 yılları arasında toplam ihracatı 5 milyar dolar iken, Ortadoğu ülkelerine yılda 300- 400 Milyon dolarlık kırmızı et ihracatı gerçekleştirmekteydi.  Ancak merhum Turgut Özal 24 Ocak Kararlarının devamını uygulamakta ısrarlıydı. Liberal ekonomi başlığı altında et ithalatını serbest bıraktı. Tarımın her alanında olduğu gibi hayvancılıkta da yerli üretim ithalatla terbiye edilmek istendi. Bu amaçla canlı hayvan, et, peynir ve diğer hayvansal ürünlerin ithalatına kapılar sonuna kadar açıldı. Türkiye'ye kilosu 1 Mark'tan et satıldı. Bazı Alman firmaları bize eti 1 Mark'tan satarken Avrupa Birliği fonlarından 5 Mark sübvansiyon, yani teşvik alıyordu. Burada amaç, bizim buradaki üretimimizi baltalamak ve bizi ithal ete mahkûm hamle getirecek bir ortam hazırlamaktı.

Peki, ne oldu? Hayvancılık sektörü çöktü. Sonraki yıllarda pek çok destek paketi açılmasına rağmen hayvancılıkta istenen üretim ve verim düzeyine ulaşılamadı. Doğu ve Güneydoğu'da terörün de etkisi ile hayvancılık ikinci kez darbe yedi. Yerli üretim yeterli olmayınca da, 1980 öncesinde canlı hayvan ihraç eden, et ihraç eden Türkiye, ithalatçı oldu. Aynı dönemde sektörde piyasayı düzenleyici iki kuruluş olan Süt Endüstrisi Kurumu (SEK) ile Et ve Balık Kurumu'nun (EBK) özelleştirilmesi de hayvancılıkta geri dönülmez bir çöküşe neden oldu. Daha sonraki yıllarda da dönem dönem ithalat sürdü. 1994-1995 döneminde yine et ithal edildi. Et fiyatları o dönem büyük düşüş gösterdi. Ama diğer yandan besicilik durdu ve ahırlar boşaldı. O dramatik tablo son yıllara kadar sektörde etkisini sürdürdü. Yapılan her ithalat sektörü geriletti. Türkiye, dünyanın en pahalı etini tüketmeye mahkûm edildi. Mesela 2007 yılında Tarım Bakanlığı süt tozu ithalatına kapıyı açtı. İthalat paniğiyle süt fiyatları düştü. Sağmal hayvan üreticileri düşen süt fiyatlarının maliyeti karşılayamaması karşısında hayvanları kesime sevk etti.

Tarım uzmanı Ali Ekber Yıldırım'ın araştırması da, özellikle 2002 yılından bu yana hayvancılığa geçmiş yıllara göre çok büyük destek verilmesine rağmen hayvan varlığı artmadığını, azaldığını gösteriyor. Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre, 1989'dan bu yana küçük ve büyük baş hayvan varlığında büyük düşüş var. 1989'da 55 milyon 589 bin olan küçükbaş (koyun-keçi) hayvan sayısı 2008'de 29 milyon 568 bin başa geriledi. Büyük baş hayvan varlığı ise aynı dönemde 12 milyon 173 bin baştan 10 milyon 859 bin başa geriledi. 2009 sonu itibariyle küçükbaş hayvan varlığının 25 milyona, sığır varlığının ise, 10 milyon başın altına gerilediği tahmin ediliyor. Kırmızı et üretimi ise 1989 - 2008 döneminde 544 bin tondan 482 bin tona geriledi. 1990'larda nüfusumuzun 60 milyon, 2009 yılında da 72 milyon olduğu dikkate alındığında, bu rakamlar, kişi başına düşen küçükbaş birim hayvan sayısının dramatik şekilde azaldığını göstermektedir.

Bu verilerden, ne kadar destek verilirse verilsin hayvancılıkta işlerin yolunda gitmediği görülüyor. Çünkü hayvan varlığı azalıyor, et üretimi azalıyor. Hiçbir önlem alınmıyorsa bu şartlarda et fiyatının artması normal değil mi?

Fabrika yeminin zararları

Kaldı ki, 2007 ve 2008'de yaşanan büyük kuraklık sonucunda arpa ve diğer yem hammaddesi ürünlerde üretim azaldı, fiyat arttı. İster yerli ister ithal olsun yemin maliyeti çok yükseldi. Meraların üreticilere kapatılması sonucu, büyükbaş hayvan artık fabrika yemi/kesif yemle beslendi. Kesif yemin tonu 2007 yılında 305 TL idi. Şimdilerde 460 TL. 18 aylıktan sonra bir büyükbaş hayvan günde 15 kg kesif yem, 5-6 kg yonca ve saman yiyor. Bu dönemde pek çok besi işletmesi kapandı. Hükümet, işletmelerin kapanmasını önlemek için hiçbir önlem almadığı gibi, hayvancılık desteklerinde radikal değişiklik yaparak hayvan başına destek ödemesine geçti. Destekler hem azaldı hem de üretimi doğrudan artıracak destekler yerine doğrudan destek sistemine geçildi. Bitkisel üretimde yararlı olmadığı için kaldırılan doğrudan gelir desteği 2008'den itibaren hayvancılıkta uygulanmaya başlandı.

Besicilikte bu sıkıntılar yaşanırken benzer bir süreç süt hayvancılığında da yaşandı. Çiğ süt fiyatı 2008'de 45 kuruşa kadar düştü. Çok sayıda süt hayvanı kesime gitti. Hayvan varlığı eridi. Besicilikte ve süt hayvancılığında en sıkıntılı dönemde Hükümet hiçbir önlem almadı. Gelişmeleri izlemekle yetindi. Hayvan varlığı hızla eridi. Et ve süt fiyatı arttı. Fiyatın artması yapılan yanlışların, uygulanan politikaların sonucudur. Nedenler ortadan kaldırılmadıkça sonucu tartışmak çözüm olabilir mi?

Böyle bir ortamda et fiyatlarındaki artışa çözüm bulunması elbette çok önemli. Önemli olmasaydı, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, anayasa değişikliği görüşmelerinin yoğun temposunda et fiyatındaki artışa dikkat çeker miydi? Başbakan ilgili bakanlara ne diyor: "Vatandaşa bu kadar pahalı et yedirmeye hakkımız yok, bitirin bu işi."

Başbakan bunu dile getiriyor ama diğer taraftan da bakanları çözüm olarak ne yapıyor? Hepimizin malumu, onlarda Özal'ın izlediği yolu taklit ederek et fiyatlarındaki artışı 'fahiş' bulup, fiyatları ithalatla terbiye etmeyi çözüm yolu olarak gördü. Ali Ekber Yıldırım anlatıyor: "Tarım ve Köy işleri Bakanı Mehdi Eker kendisi açıklamıştı. Aralık 2009 sonunda yapılan ilk sayımda 1 milyon 717 bin besi hayvanı olduğu tespit edildi. Bir buçuk ay sonra 15 Şubat'ta ikinci bir sayım yapıldı. Bu kez hayvan sayısı 2 milyon 90 bin olarak belirlendi. Önceki hafta yapılan son sayımda ise besideki hayvan sayısı 2 milyon 200 bin olduğu açıklandı. Gerçi bu sayım çok sağlıklı bir sayım değildi ama varsayalım doğru. Peki, nasıl oluyor da, hayvan sayısı 1 milyon 700 bin baş iken "ithalata gerek yok" diyen Bakan, hayvan sayısı 2 milyon 200 bin başa çıkınca birdenbire ithalata karar verdi? Yine ithalat konusunda Mehdi Eker'in açıklamalarında ilginç bir ayrıntı daha var. Pirinçte olduğu gibi et fiyatındaki artışı da ithalatla düşüreceklerini söylüyor. Tarım Bakanlığı'nın birçok kademesinde görev yaptıktan sonra bakanlık koltuğuna oturan ve bildiğimiz kadarıyla veteriner hekim olan Eker'in bu sözleri en hafif deyimi ile talihsizliktir. Bakan, pirinç ithalatı ile et ithalatını eşdeğer görüyorsa, vay tarımın haline. Kaldı ki pirinç ithalatı gözüyle et veya canlı hayvan ithal etmek hayvancılık sektörünü yok etmek anlamına gelir. Çünkü pirinç çeltikten elde edilen tek yıllık bir üründür. Bir yıl ithal edersiniz ertesi yıl çeltik üretimini destekleyerek üretimi artırabilirsiniz. Fakat et ve hayvan üretimini bir yılda istediğiniz kadar artıramazsınız. Besi için 7-8 aylık zamana ihtiyaç var. İthalatla hayvan varlığınızı yok ederseniz, yeniden o varlığa kavuşmak için seneler geçer."

Dondurulmuş et...

İşte böylesine bir manzara ortada iken yetki verilen Et ve Balık Kurumu neler yapıyor? İzliyorsunuz, canlı hayvan veya et ithal etmek için çalışmalarını sürdürüyor. Kurumun, et ithal etmeye karar verdiğinde önünde iki seçenek var. Ya dondurulmuş et ithal edecek ya da soğuk et. Dondurulmuş et, 10-15 yıl saklanabilen ettir. Genellikle üretim fazlası olan ülkeler satamadıkları eti dondurarak saklar. Avrupa Birliği'nin hayvancılık yapan ülkelerinde çok miktarda dondurulmuş et olduğu tahmin ediliyor. Et ve Balık Kurumu, dondurulmuş et ithal ederse bunu kasapların alması, doğrudan tüketiciye satması çok zor. Çünkü dondurulmuş et çözüldüğünde görünüm olarak üstü sümük gibi olur. Zaten tüketici de et ithalat konusunda endişeli. İthal edilecek etin hastalıklı olması ve domuz eti içermesinden korkuyor. Raf ömrü 2 hafta olan soğuk et ise, ancak yakın ülkelerden yapılabilir. Hayvan kesildikten sonra soğuk hava deposunda bekletilen ve raf ömrü 2 hafta olan soğuk etin deniz aşırı ülkelerden gemilerle taşınması mümkün değil. Uçak kargo ile getirilebilir. O zaman da maliyeti çok yüksek olur. Bu nedenle soğuk etin çok yakın ülkelerden, Avrupa Birliği veya komşu ülkelerden alınabilir.

Bir de Türkiye'deki et fiyatlarının dünya fiyatlarıyla mukayesesine gelince... Bulgaristan'dan İstanbul teslimi karkas dana eti kilogram fiyatı 5 lira 60 kuruşa, Polonya'dan İstanbul teslimi aynı etin kilogram fiyatı 7 lira 60 kuruşa teklif ediliyor. Karkas dana etinin Türkiye'de kilogram fiyatı 16 lira 50 kuruş civarında seyrediyor. Dolayısıyla Türkiye'de et fiyatlarının oldukça yüksek olduğu ortaya çıkıyor. Tabii, fiyat farkının oluşmasında Bulgaristan ve Polonya'nın AB tarım desteklerini kullandığını unutmamak gerekiyor. AB bütçesinin yüzde 45'i tarım ve hayvancılık için kullanılıyor. AB bütçesinden her yıl yaklaşık 55 milyar avro tarım ve hayvancılık için üye ülkelere dağıtılıyor. Ayrıca çiftçi, kendi devletinden de ayni ve nakdi destek aldığından yardım miktarı oldukça yüksek tutarlara ulaşıyor. Hâlbuki Türkiye'de 2010 yılı bütçesinde tarım ve hayvancılığa verilen toplam devlet yardımı 5,5 milyar lira ya da 2,7 milyar avro tutuyor. Bu miktar tarım ve hayvancılık desteği AB ülkelerine göre çok az.

Et ve Balık Kurumu et ithalatından çok canlı hayvan ithal edebilir. Canlı hayvan ithalatında da iki seçenek var. Birincisi, et ırkı hayvan ithal edilerek kesimi yapıldıktan sonra piyasaya sürülebilir. İkincisi ise, damızlık düve ithalatının yapılması. Etçi ve damızlık hayvan ithalatı yakın ülkelerden veya deniz aşırı ülkelerden yapılabilir. Denizaşırı ülkelerden yapıldığında ithalat en erken 40-45 günde gerçekleşir.

İhalat nereden yapılacak?

En önemli sorulardan birisi de bu. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve Devlet Bakanı Ali Babacan, Avrupa Birliği'nden ithalat yapılabileceğinin sinyalini verdi. Fakat deli inek hastalığı (BSE) nedeniyle Avrupa'dan et ve canlı hayvan ithalatında yasak var. Hükümetin bu yasağı da kaldırması ve uygulanan yüzde 225 oranındaki gümrük vergisini indirmesi gerekiyor.

İthalat konusunda bu gelişmeler yaşanırken iç piyasada neler oluyor?

İç piyasada kasaplar düne kadar kesecek hayvan bulamazken, "ithalat yapılacak" sözleri ile üretici fiyat düşecek telaşı ile hayvanını kesime götürmeye başladı. Kasaplar kesim için gün vermeye başladı. Fiyatlar yükselecek diyerek, fındığı, buğdayı, pirinci çuvala koyarak depolamak mümkündür. Maliyeti yoktur. Ama fiyatı yükselecek diyerek kesim ağırlığına gelmiş hayvanı bekletmek mümkün değildir. Haliyle üretici de kesime sadece besi hayvanı değil, süt hayvanı da götürmektedir.

Özellikle süt hayvanlarının kesilmesi yakın zamanda et ve et ürünleri, süt ve süt ürünleri üretiminin düşmesine ve fiyatların yeniden yükselmesine neden olacaktır. Ve bu tehlikeli süreç ülke hayvancılığını bitirir ve Türkiye dışa bağımlı hale gelir.

Bir başka önemli gelişme ise, Ermenistan'dan çok sayıda hayvanın kaçak olarak Türkiye'ye sokulduğu bilgisi. Kars'a getirilen hayvanlara kulak küpesi takılarak ülkenin her yerine gönderilmeye başlandı.

Özetle, üç aydan beri ithalat için kurulan tezgâh amacına ulaştı. Türkiye et ve/veya canlı hayvan ithal edecek. Devlet destekli ithal etin kilosu 3-5 Avro'dan ithal edilecek. Sağlıklı olup olmadığı çok tartışılacak etler tüketici sofrasına ulaşacak. İthalat, yerli hayvan varlığını bitirdiğinde Türkiye eti bu kadar ucuza alamayacak. Bu süreci daha önce pamukta, muzda, bakliyatta, bazı tahıl ürünlerinde yaşadık. Sıra hayvancılığa geldi.

Bu kötü senaryonun yaşanmaması için ithalat hiç yapılmamalı. Bugün ucuz olan ithalat yerli üretimi bitirdikten sonra çok pahalıya patlar. Yapılması gereken yerli üretimi artıracak önlemlerin hızla alınmasıdır. Sadece büyük baş hayvancılığın değil, küçükbaş hayvancılığın da desteklenerek, belli bir plan çerçevesinde ülke koşullarına uygun hayvancılık politikası uygulanmalı.

İthalata verilecek paranın yarısı yerli üretime harcansa, Türkiye et ve canlı hayvan ithal eden değil ihraç eden ülke olur.

Bu arada unutulan bir şey daha var: Fiyatı fahiş biçimde artan sadece et değildir. Daha birçok, sofraya gelen ya da gelemeyen, üründe fiyatlar son 4 yıldır fahiş biçimde artmış ve artmaya devam ediyor. Mustafa Sönmez'in verdiği bilgiye göre, TÜİK'in verileri, dana eti fiyatlarının son 4 yılda ortalama yüzde 15,6, koyun etinin de yüzde 13,8 arttığını gösteriyor. Yani yüzde 9,3'lük TÜFE'nin 5-6 puan üstünde bir fahiş fiyat artışı... Peki, sadece et mi, fiyatı TÜFE'nin çok üstünde artan? TÜİK verileri öyle demiyor. Mesela yıllık yüzde 9,3'lük TÜFE artışına karşılık bebek maması her yıl yüzde 48 artmış... Yani ortalama fiyat artışının 5 kat üstünde. Yine et ürünü sucukta yıllık artış yüzde 25, salamda yüzde 21, sosiste yüzde 20...Çocuklar, çikolatanın 4 yıldır yılda yüzde 25 artmasına harçlık yetiştiremiyor.

Bitmedi. Son 4 yıldır TÜFE ortalama yüzde 9,3 artarken bal fiyatları yılda yüzde 18 artmış. Peynirde de fiyatlar durmadan artıyor. Kaşarın yıllık artışı yüzde 15'e, beyaz peynirinki yüzde 10'a yakın artmış. Kahvaltı sofrasındaki tereyağı yılda yüzde 14, çay yüzde 10 artıyor. Zeytinyağı fiyatları da TÜFE'nin üstünde ve yılda yüzde 10,5 artıyor. Dolayısıyla ekonomide arz-talep dengesi bozulursa polisiye tedbirle, Başbakan'ın marketleri teftişiyle fiyatlar aşağıya çekilemez. Doğru teşhis doğru çözüme imkân verir. O halde yapılması gereken her üründe olduğu gibi hayvancılıkta da hedef üretimi artırmaktır.  İthalat bindiğimiz dalı kesmek olur. Besici uzun yıllar sonra karlı iş yapmaya başladığı için besideki hayvan adedi artıyor. Siz ithalat yoluyla et fiyatını düşürürseniz, bugün beside bulunan 2.2 milyon hayvan büyük zarara neden olur. Yani besici büyük darbe alır.

Geri izlemetrackback
  • staticsBu yazı Gündem bölümü’nde 03.05.2010 tarihinde yayınlandı
  • feedBu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için tıklayınız
  • tags Etiketler: domuz, gebze, eşek, et, adana, ithalat,
benimde söyleceklerim var

yorumcular

toplam 1 yorum|yorum rssrss

  • etmeyin eylemeyin

    bugüne kadar ithal et gelmiyormuydu..

    kasaba soruyorlar satarmısınız ithal et, el cevap HAYIR

    yermısınız HAYIR

    ama ısrarla et fıyatlarının dusmesı ıcın ithal edılsın dıyor.

    fiyatlar düşşün daha cok müşteri alayaım diye satmayacağı ve yemeyecegı şeyın şakşakcılıgını yapıyor kim ne yaparsa yapsın banane anlayışı ile..

    nerelerden alınacağı nasıl kesileceği konusunda bilgi verıyorlar adım gıbı bılıyorum yetkılılerden bırısı buyuk ıhtımalle başbakan cıkıp bu eti kameralar önunde yiyecektir.. o yiyince yenilebilir oluyor yaa..

    istemiyoruz..!! dersek anlarlar mı ki ??

    vuslatım vahdet | KatılıyorumKatılmıyorum (6.7/10 puan) | 03 Mayıs 2010 10:50

Merhaba, yorum yazmak için oturum açınız

yorum yaz

Yorum yazmak için oturum açmanız gerekiyor.
Üye değilseniz, sadece bir dakikanızı ayırarak hemen üye olabilirsiniz.

Oturum açtıktan sonra bu sayfaya otomatik olarak yönlendirileceksiniz.

Yazar

Necmettin Çakmak

araştırmacı yazar

  • Özgeçmişyazarı tanımak ister misiniz?
  • Arşivyazarın diğer tüm makaleleri
  • Mesajyazarla iletişim kurmak için
  1. Bu yazarı benim yazarlarıma ekle
  2. Tüm yazarlar
  • Yazarın

    diğer yazı dizileri en çok yorumlananlar en çok tıklananlar en çok tavsiye edilenler
    1. Terör belası olmasaydı...
    2. Ovalarımızdan borç akıyor!
    3. İşsizin parasına göz dikenler
    4. İsrail tohumlarına hayır!
    5. Bu anlaşmalar iptal edilmedikten sonra..!
    6. 28 fidanı daha aldı kara zindan
    7. Yetim büyüdü, yetimler bıraktı...
    8. Çiftçiler nasıl yaşıyor?
    9. Et ithalatıyla kim terbiye edilecek?
    10. Tefecilik yap, faizden kazan, sonra da vergi rekortmeni ol!
    1. Terör belası olmasaydı...
    2. Doğu insanı ne istiyor, ne diyor?
    3. Milli gelir yükseltilecek; yükselt!
    4. İşsizlik kağıt üzerinde nasıl düşürülüyor?
    5. Enflasyon düşse ne olur, düşmese ne olur?
    6. Tefecilik yap, faizden kazan, sonra da vergi rekortmeni ol!
    7. Modern tefeciler tek tuşla soyuyor!
    8. Burnumuza yeni halka takılacak!
    9. Bitlisli çok mu şey istiyor?
    10. Yetimlerin hakkını kim yiyecek?
    1. Cipe binip ‘caka satan’ haramzadelere!
    2. Fakirlik üreten büyüme!
    3. Yetimlerin hakkını kim yiyecek?
    4. IMF gitti, dertler bitti mi?
    5. Vergi şampiyonu kim olsun?
    6. Tefecilik yap, faizden kazan, sonra da vergi rekortmeni ol!
    7. Et ithalatıyla kim terbiye edilecek?
    8. Çiftçiler nasıl yaşıyor?
    9. Özelleştirme sevdası…
    10. Krizin sadece adı değişti
    1. İstenen kriterde içerik bulunamadı !
  • Gündem

    1. Ya Allah!
    2. Yeni bir düzen kurmanın vakti geldi
    3. Müslüman gençler İstanbul'da buluştu
    4. Yargı sürecini beklememiz lâzım
    5. Kur'an'la hayat bulan bir nesle doğru
    6. Kur'an'a hizmet en büyük şereftir
    7. Şırnak'ta bir üsteğmen şehit düştü
    8. Din kültürü dersleri ilahiyat fakültelerine devredildi
    9. Doktora kılıçla saldıran zanlı gözaltında
    10. Fetih namazı
  • Diğer

    1. Filistin'de ulusal uzlaşı hükümeti kurulması istendi
    2. Rajoy: "İspanol bankalarına hiçbir kurtarma olmayacak"
    3. 2012-ALS sonuçları açıklandı
    4. Esed'in başına 450 bin dolar ödül koydu
    5. Yunan gazeteciler greve çıktı
    6. Bahreynli aktivist el-Havaca açlık grevine son veriyor
    7. Saad el-Matlabi: "PKK ve PEJAK meselesinin çözümü Erbil'de"
    8. Askeri operasyonlar Hama'da da katliam boyutuna vardı: 50 ölü
    9. Avro'nun sonuna doğru mu?
    10. Modalife'tan yaz kampanyası
  • Çok Okunanlar

    1. Fetih namazı
    2. Bu olacak Ayasofya!
    3. Ya Allah!
    4. Fethimiz mübarek olsun!
    5. Şok Detay
    6. Yeni bir düzen kurmanın vakti geldi
    7. Fethin erleri hocasıyla buluştu
    8. İstanbul, İslam dünyasının liderlerine ev sahipliği yapacak
    9. Terör Dehşeti
    10. Kahraman polis can kaybını önledi
  • Çok Yorumlanan

    1. Yeterlilik derecesi en yüksek ürün kayısı
    2. Zile Kalesi restore ediliyor
    3. Hollande Afganistan'da 'farklı' şekilde kalacak!
    4. Savaşın acı dolu izleri bu müzede
    5. Tekkeler niye kapatıldı?
    6. Küresel ekonomide "Yunan" korkusu
    7. Fransa'yı topa tuttu
    8. Katılım Bankaları yüzde 20'yi hedefliyor
    9. Bol keseden laf var
    10. Avrupa'da resesyon Rusya'da siyasi krize dönüşür
Günün Haber İndeksi
Arşiv & Arama
shape
Gazete Aboneliği | Gündem | Ekonomi | Dünya | Haber | Kültür Sanat | Spor | Medya | Sayfa Başı
Kullanım Şartları | Seri İlan Kullanım Şartları | Seri İlan Hizmetin İade Şartları | Gizlilik İlkeleri | Kurumsal |Yazarlar | Multimedya | Arşiv | Reklam |Irtibat
Sponsor Bağlantılar : Kombi | Özgür Kocaeli Gazetesi

Firma Kayıt rss

Yardım ve Sık Sorulanlar FAQ

Copyright 2005 - 2008 Milli Gazete Basın Yayın A.Ş

prodestek