Bu haltı kim işliyor olabilir?
İkidir üstteki cümleyle başlıyorum yazıya. Dahası, bunun sürüp gitmesinden endişe ediyorum. Memleket ahvalinden kaynaklanan bir durum, fakat bir yazar için tehlikeli. Tehlikeli, çünkü tekrara düşmüş sayılabilirsiniz. Hele ki haftada bir yazıyorsanız, işiniz külliyen zor. Bereket, şöyle bir itirazla şerh düşme hakkımız var: İşlenen haltlara göz mü yumalım?
Başlıktan da anlaşılacağı üzere Bursa'ya mahsus bir hal üzerinde duracağız. Bursa'nın sadece Bursa olmadığını, memleketin genelini temsil kabiliyetine sahip bir büyük belde şeklinde tasavvur edilebileceğini, bilmem hatırlatmama gerek var mı? Daha açık yazayım, Bursa'da olan biten, sizin şehrinizde de üç aşağı beş yukarı olup bitmektedir.
Sözü beş on yıllık bir geçmişe giderek sürdürmek istiyorum: Şehrimiz üç dönem önce CHP'li bir başkan tarafından yönetilmekteydi. Benim Bursa'ya göç ettiğim ilk yıllardı. Nicedir "Yeşil Bursa"ya gelmek için can attıktan sonra, işte yerleşiyordum bu şehre. Fakat hüsranım daha şehrin kapısından girmemle başladı. Artık bilinen bir şey, ortada şehrin o eski hikâyesinden eser yok!
Hayır, bu facianın sahibi sadece bahsi geçen dönemin başkanı değildir. Uzun yılların, farklı yerel ve ulusal iktidarların eseridir bu manzara.
Bursa'yı yok edişin tarihini Cumhuriyet'in ilk yıllarına, kurucu kadrolara kadar indirenler vardır. Hatta bu noktada Bursa'da farklı yaşanmış olaylar, kimi mizahî fıkralar anlatıldığı da vakidir, sözgelimi vaktiyle ovanın başlangıcına kurulan ve şimdilerde "kültür park" haline dönüştürülen meşhur "Merinos Fabrikası" ile ilgili olarak bir İtalyan şehir plancısının telaffuz ettiği soru cümlesi hâlâ dillerdedir. İş bu noktaya geldiğinde, biz oto sansürle geçip gideceğiz...
Hüsranım, demiştim, üç paragraf önce. Şimdi, hüsranımı geçelim, bunun katbekat sayılarını alalım, hüsran katsayımdan söz edelim. Niçin mi? Şunun için: Aynı yıllar, şehre ait olmak ve "yerlisini yitiren bu şehrin" yerlisi konumuna gelmek için çaba sarf ediyorum. Bu bilinçle bakıyorum her şeye. Bir gün gözüm, elektrik direklerine monte edilmiş saksılar ve onlara iliştirilmiş plastik çiçeklerle karşılaştı ve şeşi beş görmeye başladı! Başkan ve ekibi "yeşil" sıfatlı şehrimizde aynı sıfatlı bir kampanya başlatmış. Bir süre bu saksıları seyrederek gezdik şehirde...
Aynı dönemin bir başka baharında, bu kez "yeşil"in farklı bir kampanyası ikram edildi Bursalılara. Şehrin yöneticileri, meşhur bir boya markasıyla (şirketi dememek için) işbirliği yapıp, evlerimizi barklarımızı bu renge boyamamızı özendirdiler. Bir bahar da böyle geçti...
Aradan bir bahar değil, sekiz on bahar geçti. Şehrin idarecileri değişti. Başkanlar geldi, başkanlar gitti. İki sezondur AKP'li yöneticiler idare ediyor bu beldeyi. Burada şu soruyu soruyorsunuz bana, farkındayım: Peki, değişen ne?
Ben AKP'nin ikinci kez yönetimde olduğu bu günlerde değişmeyen bir şeyi söyleyip yazıyı bitireceğim: Kampanyalar sürüyor!
Bu aşamada iki örnek vereceğim, işte ilki: Son yerel seçimlerden hemen sonra, baharın ilk günlerinde şehrin bütün reklam ve tanıtım panolarına, üzerinde Büyükşehir Belediye Başkanı'nın adının da kayıtlı olduğu tabiat manzarası afişleri yerleştirildi. Böylece şehrimiz kaybettiği o eski değerlerine, rengârenk çiçeklerine, farklı tonlarda yeşil ağaçlarına kavuşmuş oluyordu. Bir farkla, bu kavuşma, birkaç haftalığına, reklam ve tanıtım panolarında ve kâğıt üzerinde gerçekleşiyordu!
İkinci örnek: Şu günlerde aynı ortamlar "selam" üzerine tertiplenmiş afişlerle süsleniyor. Büyükşehirli idareciler "selamı yayma" faaliyeti olarak da okunmaya elverişli bir manzaraya imza atıyorlar. Başta başkanımız olmak üzere, şehrin spor kulübü, teknik direktörü, seçkinler, halktan insanlar, yaşlılar, çocuklar, kadınlar, genç kızlar, boy boy, afişlerden bizlere "Günaydın", "Merhaba", "İyi Günler" vs... diyorlar. Benim gibi, Bursalılar da yolda, otobüste, metroda onlara cevap veriyorlar, bil mukabele!
Unutmadan şunu da kaydedeyim, yalnız durum hâlâ geçerli midir bilmiyorum, şimdiki başkanımızın yerel seçimlerden önceki reklam ve tanıtım işlerini, üç dönem önce Bursa'yı yöneten başkanın şirketinin yürüttüğü söyleniyordu.
Burada duralım... Vesselam Bursa!


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



