Eskiden kabak veya testiden su içilirken şimdilerde cam sürahiden içiliyor. Eskiden evlerde uzun kış gecelerinde "Envar-ül aşıkın" okunurken şimdilerde Kur'an okunuyor.
Eskiden iskambil, billi, çelik çomak oynanırken şimdilerde iskambil kağıdı büyüklüğünde karton kağıtlara yazılmış Kırk Hadis, el-Esma-ül Hüsna kağıtlarıyla "Takva yarışı" oyunu oynarken bunlar öğreniliyor.
Eskiden çömezlerle çömlekler yapılırken şimdilerde personelle porselen yapılıyor.
Eskiden çocuklara ninelerin ve dedelerin adları koyulurken şimdilerde peygamberlerin, sahabe kadın ve erkeklerin adları konuluyor.
Eski takvimlerde fıkralar, ciklet sakızı dörtlükleri okunurken şimdiki takvimlerde önemli İslam tarihinin günleri, ayetler ve hadisler var.
Fatiha'da yedi yanlışı olan dedenin veya ninenin yanlışını torun düzeltiyor.
Eskiden yedi köyden bir tek kişi hacca gider, bir sene boyunca hacı evinin sofrası açık olur, yedi köy hacı nasıl olur görmeye giderdi.
Şimdi sosyetemiz bile hacı olduğu gibi her köyden her sene birçok insanımız hacca gider.
Eskiden soba tek odada yanardı.
Abdest alırken dedenin sakalına buz tutardı.
Şimdilerde yerden ısıtmayla her odada bahar havası esiyor.
Eskiden taşlı yollardan camiye fenerle gidilirdi, şimdilerde asfalt yollardan elektrik aydınlığında gidiliyor.
Eskiden camilerde genç insana az rastlanırdı, Şimdilerde çoğunluk gençlerden meydana geliyor.
Eskiden zengin çocuğunun pantolonunda dört yamalık, fakirinkinde kırk yamalık olurdu, şimdilerde fakir çocukları bile yamalı pantolon giymiyor.
Eskiden en çok satan filanın romanı idi, şimdilerde ise en çok satan kitap Mushaf'tır (Kur'an-ı Kerim).
Eskiden başarılı çocukların ünü komşu köylere duyulurdu, şimdi ise dünya insanı duyuyor.
Eskiden askere gidenler başka bir şehir görürdü, şimdilerde şehirler evlere geldi.
Eskiden yalnız zengin evlerinde yenilen yiyecekler, şimdi fakir evlerinde de bol miktarda var.
Eskiden kadınların başına Yemen'den Yemeni gelirken şimdilerde Yemen'e tekstil satılıyor.
Eskiden "Made in Germani" markaları aranırken şimdilerde Almanya'nın vitrinlerinde "Made in Türkey" markaları görünüyor.
Kuyularda soğutulurken çürütülen elma, üzüm, portakallar, şimdi modern soğuk hava depolarında dalındaki tazeliği korunuyor.
Eskiden camdan cama gıybetler yapılırken şimdilerde apartmanlarda altın günlerinde Yasinler, Tebarekeler okunuyor, ilmihal bilgileri öğreniliyor.
Eskiden köyün yukarı mahallesinde söylenen bir yalana sahibi aşağı mahallede inanırdı. Şimdilerde ise dünyanın öbür ucunda söylenen bir doğru veya yalanın teyit veya tenkidini aşağı mahalleye varmadan dünya öğreniyor.
Eskiden kardan adam yapılırdı. Şimdilerde ise kardan kadına bile eşarp takılıyor.
Eskiden bir Profesörün "Ben komünist değilim" demesi büyük cesaretti.
Şimdi ise eski komünistlerin bile "Ben eskiden komünisttim" demesi hayli zor.
Eskiden siyasiler arasında namaz kılan biri büyüteçle aranırdı.
Şimdilerde en soldakiler bile oruçlar tutulsun, teravihler kılınsın, meyhanelerde görünülmesin talimatı veriyor.
Eskiden sağcı sarhoşla solcu sarhoş arasında tercih yapılarak belediye başkanı seçilirken şimdilerde meydanlarda "Bizim adayımızın bir Haccı iki Umresi var" sloganı atılıyor.
Eskiden Amerika veya İsrail'den gelen bir selamla ağızları kulaklarına varan siyasiler şimdilerde bunlara karşıtlık yarışına girdiler.
Eskiden Türkiye'nin rotası Moskova'ya mı, yoksa Waşington'a mı olsun kavgası yapılırken şimdilerde "Rotamız, yalnız İslam'a olsun" yarışı yapılıyor.
Eskiden "Renkli basın, boyalı basın" diye aşağılanan, yalnız Ramazan ayında din aklına gelen ve çok satan gazeteler, el değiştirdi, dinini, vatanını, milletini sevenlerin eline geçti, en çok okunanlar, dinine toz kondurmayanlar oldu.
Eskiden on kişiyi alabilen zengin sofraları gitti, yerine beş yıldızlı otellerin bin kişiyi alan lokantaları, zenginlerimizin Halil İbrahim sofrası serdiği yerler oldu.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



