Birinci Büyük Millet Meclisi Erzurum mebusu Yeşilzâde Mehmed Salih Efendi 20 Şevval 1874 günü Erzurum'da doğar. Babası Şeyhülkurra Mustafa Niyazi Efendi, annesi Hacer Hanım'dır. İlk eğitimini babasından alır. Erzurum Mülkiye Rüşdiyesi'ni bitirir. Kur'an-ı Kerim'i hıfz eder (1890). Şeyh Abdülgafür Efendi'den hat konusunda icazet alır. Ödlükzâde Hacı Lütfullah Efendi'den Arabî ilimleri okur, Şeyhülulemâ Hacı Süleyman Efendi'den fıkıh, hadis ve tefsir dersleri alır. Yazıcızâde Hacı Derviş Efendi'den Mesnevî dinler. Hâşiîzâde Şeyh Ali Rıza Efendi'nin sohbetlerine ve irşad hizmetlerine devam eder.
Şer'i Hukuk ve Ceza Muhakemeleri usulünü okuyarak "Mecelle-i Âhkâm-ı Adliyye"nin bin yedi yüz kadar maddesini ezberler ve 1889-1991 arası iki yıl dava vekilliği yapar. "Parası bol, hilesi çok" olan dava vekilliğini babasının talebi üzerine terk eder.
1902 yılında medrese derslerinden imtihana girerek ulemâ sınıfına dâhil olup, askerlikten muaf tutulur. Aynı yıl ticarete atılıp koyun tüccarlığına kalkıştıysa da "cellâtlığın bir eşi" olarak gördüğü bu mesleği terk etmek zorunda kalır.
1903 yılında öğretmen olur. Bu meslek mizacıyla bire bir örtüşür. Yine aynı yıl kendi ifadesiyle "ahlâken melek, cismen melek ve çok nezih ve abid olan" Arife Hanım'la evlenir. Daha sonra idarecilik yapmaya başlar. Bir yandan da İmam-Hatiplik görevini sürdürür.
Tek çocuğu olan Rabia Zehra 1904'de dünyaya gelir. 1915 yılında Eşi Arife Hanım vefat eder.
On bir yıl müdürlük olmak üzere aynı okulda on beş yıl süreyle görev yapar. Onun eğitim anlayışı, eğitime bakış açısı çok farklıdır. Dayağın revaçta olduğu bir dönemde o dayağa asla itibar etmez. Fakir öğrencileri zengin çocuklarına kardeş yaparak bunların yiyecek, giyecek ve ders araç- gereçlerini zenginlerden sağlar.
Yetimleri sünnet ettirir; bayram harçlıklarını tedarik eder. Fakir öğrencilerin her ihtiyacını karşılar. Öğretmen ve öğrencilerin aralarındaki muhabbeti artıran çalışmalarda bulunur. Bu tür çalışmalar öğrenci ve öğretmenler arasında çok müsbet etki yapar ve eğitime olumlu biçimde yansır.
Ayrıca idareciliği sırasında eğitime, ahlaka, dine, kıraate ve iktisada ilişkin eserler kaleme alır.
II. Meşrutiyet sürecinde İttihad ve Terakkicilerle anlaşamaz. İki yüzlülüklerinden, yolsuzluklarından, menfaatperestliklerinden dolayı onlardan hoşlanmaz. Kendisi Sosyal Demokrat Fırka kurma girişiminde bulunur, fakat başarısız olur. Bu başarısızlıktan dolayı sonraları Allah'a şükreder.
Birinci Dünya Savaşı yıllarında askerlikten muaf olmasına rağmen vatan hizmetine koşar. Hastahane teftişi, cephelerde askere irşad görevlerinde bulunur. İki yıl Kafkas Cephesinde bulunur. Burada Bediüzzaman Said Nursî ile görüşür.
1917'de Erzurum'un Ruslar tarafından işgali üzerine Sivas, Konya, Afyon tarikiyle iki aylık bir süreçte yüzlerce altın harcayarak İstanbul'a vasıl olur. Çok geçmeden de hayat pahalılığı nedeniyle Bursa'ya taşınır. Burada dört yıl kalır. Bu şehirde zeytincilik ve ekincilik yapar. Buradan aldığı malları İstanbul'da sattığı halde geçimini temin edemez. Bir dostunun tavsiyesiyle fırıncılığa başlar. Bu meslek onun sefaletten kurtulmasını sağlar.
Yunanlıların işgali üzerine Bursa'da Kuva-yı Milliye teşkilatını kurar. Dağlardaki eşkıyalara nasihatle vatan hizmetine sevk eder. Arkadaşlarıyla gecesini gündüzünü katarak vatan ve millet yolunda çalışır. Millî Mücadeleyi fikren bildiriler basarak desteklediği gibi, örgütleme ve muhasebe işlerini yürütür. Bununla da yetinmeyerek Millî Mücadele'ye hem parasıyla hem de emeğiyle yardım eder. Çeşitli kuruluşlara ayni ve nakdi olarak 23.000 altın yardım eder.
1919 'un ortalarında Bilecik mebusu seçilir. Annesinin tavsiyesini dinleyerek bunu kabul etmez. Bundan üç ay sonrada I. TBMM'ye milletvekili olarak seçilir. Böylece "Fesübhânellah! Keşke seçilmeseydim!" dediği Meclis serüveni başlamış olur. Adaylığını koymaksızın her iki seçimde de 80 küsur oy ile Bilecik, 120 küsur oyla Erzurum mebusu seçilir. Meclis'in dualarla, salâvatlarla, hatimlerle, kurbanlarla açılmasına tanık olur.
Meclis'te aktif bir şekilde görev alır, yanlışlara muhalefet eder. Fakat en çok "Taadüd-i Zevcat" ve "Mecburi İzdivaç"a dair hazırladığı kanun teklifleri tartışılır, fakat kanunlaşamaz.
İkinci Meclis'e alınmaz. Bursa'da ticaret yapmaya başlar. Fakat sürekli hafiyelerce takip edilir. İstanbul'a göç eder. Bir arkadaşıyla beraber bir mağaza açar. 11 Haziran 1925 günü gözaltına alınır Ankara'ya götürülür ve üç aya yakın bir süre hapishanede kalır, İstiklal Mahkemelerinde sorgulanır. Sonra suçsuz bulunarak serbest bırakılır.
Tekrar öğretmenliğe başlar. Geçinemez. Geceleri musahhihlik yapar. Bir yandan çalışırken bir yandan da yazmayı sürdürür. 57 yaşında emekliye sevk edilir. Ticaret yaparsa da iflas eder.
1936 yılında kızının 32 yaşında vefatı onu ciddi biçimde sarsar. 1937'de Kütüphaneler Komisyonu'nda çalışmaya başlar. Sekiz yıl süreyle burada çalışır. 1945 yılında 73 yaşındayken kangren olan bacağı kesilir.
Ömrünün son senelerinde biteviye şu duayı yapar: "Her akşam gün batarken Rabbime gözyaşlarıyla yalvarıyorum; Ya Rabbi! Ne olur şu emanetini al da bir daha bu batan güneşi bana gösterme! Yine bakıyorum güneş doğmuş. Meğer ölmek ne zormuş. Bir türlü ölemiyorum. Yalvarıyorum Rabbime!..."
Nihayet duası kabul olur ve 4 Temmuz 1954'de Fatih Sofulardaki evinde kitaplar arasında Allah'a rücu eder. Vasiyetine uygun olarak eski bir hasıra sarılarak Merkez Efendi haziresinde yıllar önce kendi eliyle hazırladığı, üzerine çiçekler diktiği kabre defnolur.
Evvelce kendisinin hazırladığı mezar taşında şunlar yazmaktadır:
"Yâ Rahîm! Evliya bendesi, Erzurumlu Muhammed Salih Fakiri."*
Allah gani gani rahmet eylesin, mekânı cennet olsun...
Hâmiş: Erzurumlu Yeşilzâde Mehmed Salih Efendi'ye dair bu biyografi çalışmasından dolayı (Hoca, Şeyh, Siyasetçi Erzurumlu Yeşilzâde Mehmed Salih Efendi, Erzurum Kitaplığı, İstanbul 1999.) Ömer Hakan Özalp'i gecikmeyle de olsa içtenlikle kutluyor ve teşekkür ediyorum. Çünkü böyle özgün bir çalışma için ancak takdir ve teşekkür edilir. Okuyucu dostlara da kitabı ısrarla okumalarını öneriyorum. Ayrıca kitabı Erzurum Kitaplığı'nda neşreden Ezel Everdi Bey'e de teşekkür ediyorum...


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



