İsrail işgali altındaki Gazze'ye insani yardım ulaştırmak isteyen yardım gönüllülerine karşı gerçekleştirilen İsrail saldırısı uluslararası arenada çok büyük yankı bulmuştur. İsrail'in uluslararası hukuk kurallarını hiçe saydığı ve insani anlamda duyarsızlığını ortaya koyduğu saldırısıyla ilgili olarak dünya kamuoyu sözlü açıklamalarda bulunmakla beraber geniş çaplı gösteriler düzenlemiştir. İsrail yandaşı olan pek çok çevre ise meselenin İsrail boyutundan ele alınması gerektiğini vurgulayarak mazlum bir İsrail profili çizmeyi başarmışlardır.
İsrail'e yönelik en ilginç yaklaşımlardan birisi de Ermenistan'dan gelmiştir. Türkiye'nin ilişkilerini normalleştirmeye çalıştığı Ermenistan'da konuyla ilgili çok farklı tutumlar sergilenmiştir. Konunun Ermeni ulusal menfaatleri boyutuna değinilen açıklamalar, içerisinde pek çok çelişkiyi barındırmakla birlikte Ermenistan'ın Türkiye-İsrail krizinden ne şekilde kârlı çıkabileceği veya bu süreci hangi yollarla kendi lehlerine döndürebilecekleri tartışılmaktadır.
Ermenistan'daki bir haber sitesine demeç veren Ermenistan Uluslararası İlişkiler ve Siyasi Analizler Merkezi'nden araştırmacı Ruben Mehrabyan İsrail saldırısının asıl sebebinin İsrail'in güvenliğini sağlamak olduğunu ifade etmiştir: "Yardım isteyip kara sularını ihlal edenlerin asıl amacı İsrail'in iradesi ve hoşgörüsünü test etmekti. Uzun vadede İsraillilerin hakkının Filistinlilerden daha önemli olduğunu savunan bir güç iktidara gelmiştir. Doğal olarak da İsrail sanıldığı gibi kendi güvenliğini sağlayacaktır." diyen Mehrabyan insani yardım gemisine yapılan saldırının Türkiye'ye yönelik bir saldırı olmadığını savunmaktadır: "İsrail'in amacı kimin bayrağı ve kimin gemisi orada olursa olsun, İsrail'in güvenliğini her şartta ve her ortamda sağlamaktır." Mehrabyan meselenin siyasi ve hukuki sonuçlarına yönelik olarak ise şöyle konuşmuştur. "Unutulmamalı ki Türkiye-İsrail ilişkileri hiç olmadığı kadar kötü bir duruma girmiştir. Bu İsrail'in sorunu değil, Türkiye'nin Orta Doğu'da canlandırmaya çalıştığı etkinin oluşturduğu bir sıkıntıdır."
Armenianow haber sitesinde yer alan bir başka analizde ise bu meselenin 2009 itibariyle ve özellikle Davos süreciyle gelişen gerilimin bir sonucu olduğu, Türk dış politikasının bu tip fevri hareketlerle Ermenistan'la normalleştirilmesi hedeflenen ilişkilere de zarar verdiği ve Batı'nın Türk siyasetinden hoşnut olmadığı vurgulanmaktadır. Ajansa göre Davos ile başlayan gerilim süreci meyvelerini vermektedir. Erivan Devlet Üniversitesi'nde bulunan Ruben Melkonyan'ın görüşüne göre ise yeni dönemde İsrail meclisinde Ermeni Soykırımı tanınabilir ve Yahudi lobileri bu konuda gerekli desteği sağlayabilir. Melkonyan'a göre Türkiye ile İsrail arasındaki güçlü stratejik işbirliği kısa vadede yok olamaz ancak ileriki dönemlerde gerçekleştirilecek olan seçimlerde muhtemel farklılıklar kendisini gösterecektir. Aynı yönetimin devamının Ermenistan'ın aleyhine olacağını vurgulayan Melkonyan daha önceleri Pakistan'ın Ermenistan yerine Azerbaycan'ı desteklediğini hatırlatmaktadır.
İsrail'in tutumunu farklı bir açıdan ele almayı başaran Ermenistan'ın süreçle ilgili tahminleri ise şu şekilde oluşmaktadır:
- İsrail parlamentosu Türkiye ile gerilen ilişkiler sonrasında sözde Ermeni Soykırımı'nı tanıyacaktır.
- Dünya genelinde faaliyet gösteren İsrail lobileri sözde soykırım ile ilgili olarak yeni tutumlara sahip olacak, Ermenistan'ın desteklenmesi sağlanacaktır.
- Türkiye'deki mevcut hükümet yeni seçimlerde galip olur ve hakimiyetini devam ettirirse bu süreç Ermenistan için sonu gelmez sorunları meydana getirecektir.
- Mevcut süreçte Türkiye'de azınlıklara yönelik şiddet olayları artabilir. Özellikle Yahudi ve Ermeni azınlıklar Türkler tarafından tacize uğrayabilirler. 1955 sendromu yaşayan Ermeniler yeni olaylara hazırlıklı olmalıdır.
- Türkiye bölgede etkin güç olma çabalarını sürdürmeye devam ederse, kısa vadede İsrail gerilimine benzer yeni sorunlar oluşacaktır.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



