Bir gün, Kızılderili bir Apachi çıkageldi ve Müslüman olmak istediğini söyledi. Kelime-i şehadetin anlamını uzunca anlatıp Kelime-i şehadeti birlikte söyledikten sonra müftülüğe kadar götürdüm ve resmi kayıt da yaptırdım. Niçin Müslüman olmaya karar verdiğini sorduğumda dört yıl önce Amerika'da Bahai denen bir gurupla tanıştığını, dört yıldır onlarla beraber olduğunu, sonunda Bahailiğin hoşa gitmeyen birçok tarafını gördükçe onlardan uzaklaşmaya başladığını, Bahailiğin, İslam'dan ayrılan bir akım olduğunu öğrenince bu beğenmediği tarafların İslâm'da
olup olmadığını araştırdığını, sonunda bu yanlışların Bahailiğe ait olduğunu, İslâm'dan kaynaklanmadığını öğrendiğini ve Müslüman olmaya karar verdiğini söyledi. Yunus Emre: "Çıktım erik dalına Anda yedim üzümü" deyivermiş.
Gece karanlığında, bilmediği bir yerde kıbleyi tayin edemeyen bir Müslüman, kendince araştırma yaptıktan sonra bir yere doğru dönüp namazı kılsa, sabah olup güneşin doğduğu yeri görünce yanlış yöne namaz kıldığını öğrense bile namazı yeniden kılması gerekmez. Yanlış yönde doğru kıble olabiliyor. Erik dalına çıkıp üzüm yenebilir. Yorumlardan bazıları "Sepete üzümü koydu, erik dalına çıktı ve üzümü orada yedi.
Erik dalına çıktı, üzüm dalı da erik ağacına sarılmıştı ve erik dalında üzümü yedi, şeklinde olabilir. Dervişe sormuşlar "Senin şeyhin şu kötü işleri yapıyormuş, sen de onu veli zannediyorsun" demişler.
Derviş, "Benim berduş olduğum, kendime ve çevreme zarar verdiğim, ele avuca sığmaz olduğum zamanlarda benim elimden tutup o kötü yoldan çeviren odur.
Onun şu anda yaptığı kötülükler, benim bıraktıklarımın yanında çok az, ben onun için duaya devam edeceğim" der. Erik dalında üzümü yemiş o. Namazsızlar köyüne hoca olan biri çarık ve çizmelerini çıkarmak istemeyen köylülere "Çarık ve çizmelerinizi çıkarmadan gelin ve namaz kılın" demiş.
Yıllar sonra başka bir hoca gelince çarık ve çizmelerle namaz kılmaya niçin izin verdiğini sorduğunda "Ben çizmeyle camiye kattım, sen de çizme ve çarıkları çıkart" demiş. "Kur'an'dan başka referans kabul etmem" diyerek bu güne kadar eline Kur'an almayanların eline Kur'an'ı veren bir prof. hocamız da belki aynı şekilde söyler:
"Ben bunların eline Kur'an'ı verdim. Kur'an'ın kendisi peygamberi onlara tanıtır" der.
O, böyle demese bile sonuç ona varır.
Bir müfettiş arkadaşım "Filan, kumarı içkiyi bırakmış tarikata girmiş" dedi. Ben de ona sen söyleme girdiği tarikatı ben söyleyeyim" dedim ve söyledim. Arkadaşım hayret etti ve nereden bildin?" dedi. "Eeee çok hareketli bir hayat yaşayan bu adam, dönüş yapınca yine hareketli zikir yapan bir tarikata girer" diye cevap verdim.
Son günlerde bazı ünlülerimizin sazlı sözlü dergâhlara, tekkelere rağbet etmelerine dudak büküp geçmeyelim. Erik dalına çıkmış bu adamın eline bir sepet üzüm uzatalım.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



